NATIRZADE CAMİ – İZMİR

  Adres: 816 sok. No: 42 İkiçeşmelik – İzmir

    İlk banisi NATIRZADE dir. İkinci kez HACI MUSTAAFA EFENDİ tarafından H 1291 – M 1874 yılında yeniden yapılmıştır. Avlu içinde yer alan yapının kuzeyinde medresesi, güneyinde ise haziresi bulunmaktadır. Kesme taş, tuğla karışık malzemesiyle inşa edilen yapının harimi kareye yakın plan şemasına sahiptir. Üzeri kiremit kaplı düz bir çatıyla örtülüdür. Ahşap tavanlıdır. Kare kaideye sahip minarenin kürsü kısmı sağır nişlidir. İbadet mekânının batı bitişiğinde bir oda bulunmaktadır. Avlu giriş kapısının üzerinde taş üzerine sülüs yazısıyla yazılmış olan kitabesi bulunmaktadır.

Tan Mahallesi 838 sokak 27 numarada bulunan yapı eski eser fişlerindeki kayıtlarda Natırzade Camii olarak adlandırılmaktadır.

   Bugün ibadete açık ve iyi durumda olan yapı İkiçeşmelik Caddesinin kuzeyinde eğimli bir arazide konumlandırılmıştır. Bu nedenle avlu içinde yer alan caminin güneyinde yüksek ihata duvarları bulunmaktadır. Bugün itibariyle caminin doğu ve batısında hazire yer almaktadır. Batıdaki hazirede yer alan ve Natırzadeye ait olduğuna inanılan silindirik şahideye sahip mezar kutsal kabul edilmekte ve adakta bulunulmaktadır.

    Yaklaşık kare planlı yapının kuzey cephesinin zemin seviyesinde yer alan kapı ve pencere açıklıkları Yaklaşık kare planlı yapının kuzey cephesinin zemin seviyesinde yer alan kapı ve pencere açıklıkları yüksek bir bodrum katına aittir. Bu açıklıkların batısındaki yuvarlak kemerli çökertme hafifletme kemerine sahip yuvarlak kemerli kapı açıklığı minareye ulaşımı sağlamaktadır. Üst seviyedeki iki sıra halinde düzenlenmiş beş açıklık harime aittir. Bunlardan altta yer alan ikisi pencere, üstteki üçü ise ışıklık olarak tasarlanmıştır. Tüm açıklıklar taş söveli ve yuvarlak kemerli bir düzenlemeye sahiptir.

    Doğu cephede bulunan ve harime açılan üç pencere yine taş söveli ve yuvarlak kemerlidir. Zemin seviyesindeki üçtaş söveli dikdörtgen açıklık kuzey cephenin zemin seviyesindeki açıklıkları hatırlatmakta olup aynı mekâna ait unsurlardır. Güney cephede zemin seviyesinde iki adet dikdörtgen pencere yer alır.

Harim seviyesinde ise yine kuzey ve doğu cephelerde olduğu gibi taş söveli ve yuvarlak kemerli iki pencere bulunmaktadır. Bu cephenin batısında, saçak seviyesi daha düşük kotta olan harimin batısındaki mekânın güney duvarı yer almaktadır.

    Natırzade Camii’nin harim girişi batı cepheden sağlanmıştır. Cephenin güneyinde okuma odası olarak tanımlanan bir mekân bulunur. Güney duvarında bir mihrap olan bu bölümün duvar kalınlığı ve kuzeyindeki kapı ve pencere formu yapının harimindeki düzenlemeleri hatırlatmaktaysa da, uygulamanın ilk yapıdan olmadığı, muhtemelen bu alanda yer alan açık son cemaat yerinin kapatılması ile mekânın elde edildiği tahmin edilmektedir. Batı cephenin güneyindeki kapatılmış son cemaat yeri olarak adlandırabileceğimiz bu mekân ile cephenin kuzey ucunda yer alan minare kürsüsü arasında üçgen alınlıklı sundurmaya sahip basık kemerli harim girişi bulunmaktadır. Dokuz basamaklı mermer kaplı merdiven ile ulaşılan bu girişin betonarme malzemeli ve üçgen alınlıklı sundurması, muhtemelen ya okuma odası olarak adlandırılan mekânın ilavesinin yapıldığı dönemde ya da daha sonraki bir zamanda yapılmış olmalıdır.

    Oldukça sade bir düzenlemeye sahip harimde pencere açıklıkları itibariyle bir düzenden bahsetmek zordur. Harim göz hizasında olmak üzere; kuzeyde iki, doğuda üç, güneyde iki ve batıda üç açıklık yer almaktadır. Bunlardan batı cephenin kuzeyinde yer alan açıklık kapı olup diğerleri pencere şeklinde düzenlenmiştir. Harimin doğu ve batı duvarlarında yer alan açıklıklar neredeyse karşılıklı bir yerleşim aksında olsalar da kuzey ve güneydeki pencereler için aynı tespiti yapmak zordur. Kuzeyde yer alan alt sıradaki iki pencere cephenin bir miktar doğusuna kaydırılmıştır. Üst seviyedeki üç ışıklık ise nispeten daha düzenli bir yerleşim gösterir.

    Ancak güney cephede yer alan mihrabın sağında ve solundaki iki pencere için durum farklıdır. Kıble duvarının doğusundaki pencere yapının güneydoğu köşesinden uzaklaştırılmış, batısındaki pencere ise aksine kıble duvarının batı köşesine yaklaştırılmıştır.

Bu düzensizliğin nedeni, ancak, birçok yapıda göz ardı edilen minber ve vaaz kürsüsünün yerleştirilmesi konusu ile açıklanabilir. Harim mekânlarında kıble duvarının doğusunda yer alan vaaz kürsüsü bu yapıda da aynı noktadadır. Vaaz kürsüsü, merdiveni ile birlikte, bu alanda boş bırakılan yere sığdırılmış düzgün bir görüntü elde edilmiştir. Genel olarak minberler ya mihrabın hemen sağına ya da harimin güneybatı köşesine yerleştirilmektedir. Bu uygulama sırasında ne yazık ki pencere düzenlemelerine de dikkat edilmemektedir.

   Naturzade Camiindeki uygulamaya baktığımızda, sanki mihrabın batısında yer alan pencere batıya kaydırılarak minbere yer bırakılmıştır. Ancak, yukarıda da bahsettiğimiz gibi minber harimin güneybatı köşesindeki pencereyi kapatmasına rağmen yine de bu köşeye yerleştirilmiştir. Aslında Naturzade Camii’nin kıble duvarında görülen ve ilk etapta yadırganan bu düzensizlik, işlevsel bir düzenin elde edilmesine yönelik bir hassasiyetin sonucu olarak değerlendirilmektedir.

    Kıble duvarının ortasındaki yarım daire kesitli mihrap nişi iri bitkisel süslemeli alçı malzemeli tepeliği ile dikkat çekmektedir. Tepeliğin ortasında yer alan çiçek motiflerinden oluşan oval çelenk düzenlemesi aynı zamanda yazı kartuşu olarak değerlendirilmiştir. Minber ve vaaz kürsüsü ahşap malzemeli olup dikkate değer bir özellik taşımamaktadır.

Harimde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ahşap tavanın merkezindeki dikdörtgen göbek düzenlemesidir. Çökertme içine yerleştirilmiş oval göbek, ışınsal bir düzenleme arz eder. Harimin kuzey duvarı boyunca uzanan mahfil katına ulaşım, mekânın kuzeybatı köşesindeki ahşap merdiven ile sağlanmıştır. Dekoratif ve başlıklı kare kesitli iki ahşap destek ile taşınan mahfil katı ahşap paravanlarla gizlenmiş ve kadınlara tahsis edilmiştir.

    Naturzade camiinde en dikkat çeken uygulama yapı ile minarenin aksıyal açıdan uyumsuzluğudur. Bugün beş kenarı algılanan ve her kenarında birer yuvarlak çökertme kemeri bulunan minarenin üç kenarı harim duvarları içine gizlenmiştir. Silindirik gövde ve kirpi saçak geçişli şerefe erken tarihe işaret etmektedir. Dolayısıyla minare hem yapı ile olan ilişkisi hem de niteliği itibariyle bugünkü yapı ile çağdaş değildir. Aynı tespit yapı hakkında 1965 yılında düzenlenen eski eser fişinde de yapılmıştır. Belgede, yapının minare üslubuna göre 16. yüzyılda inşa edilmiş olabileceği tahmininde bulunulmaktadır. Harimin ise 20. yüzyılda yenilendiği ifade edilmektedir.

    Naturzade Camii ile ilgili ikinci belge 1972 tarihli yine bir eski eser fişidir. Bu belgede avlu girişi üzerindeki kitabeden bahsedilmekte ve buna göre yapının H. 1291 / M. 1875 yılında Hacı Mustafa Efendi tarafından yıktırılıp yeniden yaptırıldığı ifade edilmektedir. 1972 tarihi itibariyle de harimin tavan ve tabanında yer yer çökme tehlikesinden bahsedilmektedir. Ayrıca yapının kuzeyinde medresesinin bulunduğu ve bugün bu yapının imam evi olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. Yapı bugün halen ayaktadır ve farklı üzerinde yer alan kitabe ile ilgili de iki “Vakıf Eski Eser Kitabe Fişi” düzenlenmiş olup, okunuşu ve tercümesi verilmiştir.

    Münir Aktepe de yapı ile ilgili bilgiler vermektedir. Söz konusu kitabenin okunuşunu daha doğru bir imla ile kaleme alan Aktepe, yapının ilk banisi Naturzade hakkında bazı araştırmalar yapsa da kesin bir sonuç elde edememiş ve yıkılan ilk yapının 18. Yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın başına tarihlenebileceğini ifade etmiştir.

   Buna göre avlu girişi üzerinde yer alan kitabenin Aktepe tarafından okunuşu ve eski eser fişindeki tercümesi şu şekildedir

Okunuşu:

Ey zümre-i ehli salâh ey cümle-i erbâb-ı din / Gösterdi

vechin şâhid-i tevfik-i Rabbü’l-alemin.

Sakf ü cidârı şakk olub etmişdi meyl-i inhidâm / Natur-zâde

câmi’i mânend-i kalb-i âşıkîn.

Tecdide Hâcı Mustafâ Efendi kıldı ihtimâm / Yıkdı esasından

olup eltâf-ı hakdan müste’în

Râh-ı rizâda eyledi bezl-i nükûd-ı bi-şümâr / Bu nev ibâdet-

haneyi yaptırdı bu tarz-ı behîn

Amâl-i mâfi’l-bâline mevlâ muvaffak eyleyüb / Dünya ve

ukbâda hemân lûtfiyle etsün kâm-bîn.

Nûrî dedi târih-i tam inşâsı buldukda hitâm / Bu secde-gâh-ı

müslimîn itmam olundu pek raşin. 1291

Tercüme:

Ey doğru cemaat, ey dindarlar / Allah’ın yardımı ile cami güzel çehresini gösterdi.

Aşıkın kalbine benzeyen Natırzade Camiinin çatısının istinat ettiği duvarları yıkılmaya yüz tutmuştu.

Hacı Mustafa Efendi haktan yardım isteyerek camii temelinden yıktı ve gayretle çalışarak yeniledi.

Rızası ile pek çok para harcayarak bu yeni ibadethaneyi sade bir tarzda yaptırdı.

Allah gönüldeki isteklerde başarılı etsin / Dünya ve ahirette mutlu kılsın.

Müslümanların bu secdegâhı pek sağlam olup inşası tamamlandığında nurla tarihini dedi. 1291

     Bir başka kaynakta, H. 1298 tarihli bir salnameden bahsedilmekte ve bu salnamede Naturzade’nin H. 1248 / M.1832-1833 yılında vefat ettiğinin belirtildiği ifade edilmektedir.

Bu bilgilerden hareketle Aktepe’nin de tahmin ettiği gibi bugünkü Natırzade Camii’nin H. 1291 yılında yenilenen yapı olduğu, ilk yapının kitabe levhasında da belirtildiği gibi Natırzade tarafından yaptırılan yapı olduğu ve temellerine kadar yıkılan bu yapının 18. yüzyıl ikinci yarısı ile 19. yüzyıl ilk çeyreğinde yapılmış olabileceği ileri sürülebilir. Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi minarenin mevcut durumu ve mimari özellikleri itibariyle ilk yapıdan yani Naturzade tarafından yaptırılan camiden kalma olduğu söylenebilir.

Bir cevap yazın