14 Temmuz 2024
Su Kemerleri

MANAVUR DERESİ KANGÖLÜ SU KEMERLERİ 2 – BUCA / İZMİR

 Roma Dönemi’ne tarihlenen İkinci Su Kemer’inde, dere yatağı geniş olmamasına rağmen, toplam açıklığın 31,41 m. ve dere yatağından 4,42 m. yüksekte olduğu tespit edilmiştir (Çizim 4, Resim 4-5). Beden genişliği 1,62 m. olup, bunun ortasında 0,51 m. genişliğinde ve 0,43 m. yüksekliğinde açık bir kanal bulunmaktadır. Yarım daire kemerler kesme taşlardan oluşmasına rağmen tüm yapı, Roma Dönemi moloz taş duvar tekniğinde (opus incertum) inşa edilmiştir (Resim 9). Orta kemerin net genişliği 5,27 m, yarıçapı 2,64 m. ve kilit taşının dere yatağından yüksekliği 3,12 m’dir. Ana kemerin her iki yanında, memba yönünde üçgen prizma formundaki sel yaranlara ait izler görülmektedir. Diğer kemerler de benzer mimari düzene sahip olmakla birlikte, genişlikleri 3,62; 3,18 ve 2,10 m. olarak değişmektedir. Su kemerinin bazı yerlerinde, yapının uzun yıllar boyunca kullanıldığının kanıtı sayılabilecek, yaklaşık 0,20 m. kalınlıkta karbonat tortu tabakası (sinter) bulunmaktadır10. Su hattı ikinci kemeri geçtikten sonra iki kanal halinde vadi boyunca kuzeye, Buca yönüne doğru 560 m. kadar devam etmektedir. Genelde birkaç taş sırası takip edilebilen suyolu bazı yerlerde iki metreye kadar korunmuştur. Kanallar arasında yaklaşık iki metre açıklık ve bir metre yükseklik farkı olacak şekilde, paralel olarak tepe yamacını takip etmektedir.  Kemerden 300 m. uzakta su hattı üzerinde, tepenin içlerine doğru ilerleyen 1,01 m. genişliğindeki tünel üçüncü su kaynağına bağlanmaktadır

TARİHLEME

Antik İzmir (Smyrna) kentinde fazladan su ihtiyacının belirmesiyle birlikte, Roma Dönemi’nde yeni suyolları inşa edildiği bilinmektedir. Dolayısıyla, İzmir suyollarının çoğunlukla Roma Dönemi’nde tasarlandığı, fakat sonraki dönemlerde tamirat, bakım ve yeniden yapma gibi işlemlerle günümüze kadar geldiği düşünülmektedir. Antik dönemde, yerçekimi etkisiyle taşınan yerlerde açık kanallar, basınç gerektiren yerlerde ise boru şeklindeki künkler kullanılmaktadır. Kangölü su hattında ise; hem açık kanal (specus) hem de pişmiş toprak künk (fistula) sistemleri birlikte uygulanmıştır. Çevrede bulunan çok sayıda pişmiş toprak parçalara göre, künkler İzmir Karapınar Suyolu’ndaki (Weber, 1899a, 10, fig. 4) ve Efes Arkadian Caddesi üzerindeki künklerle aynı ölçülerdedir. Bu ölçüler; Frontinus (I, 50) ve Vitruvius’un (Fahlbusch, 1979, 9, tab. 1) verdiği bilgilere dayanarak, Roma normlarına göre 40’lık boru kullanıldığını göstermektedir. Kangölü su kaynaklarını kente taşıyan birinci su kemerinin mimari özelliklerine dayanarak Osmanlı Dönemi’nde, 18. ve 19. yüzyıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, su kanalının tamamı ve üçüncü kaynağa ait tüneli oluşturan almaşık duvar tekniği ile tuğlaların boyutları ve üzerindeki işaretlerden yine aynı dönemde yapıldığı tahmin edilmektedir. Fakat ikinci su kemerinin yapım tekniği ve çevredeki buluntulardan dolayı Roma Dönemi’nde inşa edildiği ve uzun yıllar kullanılmaya devam ettiği düşünülmektedir. Yapının boyutları, kullanılan malzeme, yapım tekniği ve asimetrik kemer açıklıkları bakımından en yakın örnekler; Efes Aristion Suyolu üzerindeki Pranga (Wiplinger, 2010, 597, abb. 4) ve Çingene (Wiplinger, 2006, 28, abb. 8) su kemerleri ve Bergama’ya su taşımak amacıyla Karkasos Çayı’nı geçen Roma su kemerleridir. Ayrıca, Kangölü Osmanlı Su Kemer’inde görülmeyen fakat Roma Su Kemer’inin cephesini tamamen kaplayan tortular, yapının uzun yıllar boyunca kullanıldığının bir başka kanıtıdır.

Kaynak:  İzmir’de Yeni Bir Keşif: Kangölü Su Kemerleri – EGE MİMARLIK

http://egemimarlik.org