14 Temmuz 2024
Şelaleler

HARBİYE (DEFNE ) MESİRE ALANI – HATAY

    Hatay’ın çağlayanlar bölgesi olan Harbiye, Antakya’ya 7 km uzaklıktadır. Vadinin güneyinden çıkan kaynaklar şelaleler oluşturduktan sonra Asi Nehri’ne kavuşur. Helenistik ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olarak kullanılan Daphne, zengin halk kesimi tarafından yapılan çok sayıda köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleriyle ünlüydü. İmparator Gallus döneminde Daphne eski ihtişamını kaybetmeye başlamıştır. Arap istilasından sonra da bir daha parlak dönemlerine dönememiştir. Günümüzde antik dönemden ayakta herhangi bir yapı kalmamıştır. Antakya’da ilk su getirilmesi İmparator Galigula’nın yardımı ile gerçekleşir. Asıl suyolu inşaası M.S.81-96 yılları arasında Antakya’da ikamet eden İmparator Trajan devrinde olur. M.S. 115 yılında meydana gelen büyük depremden sonra imparator, şehirde evler, halk hamamları; Dafne de ise Diana tapınağını yaptırır ve tahrip olan Antakya şehir sularını tamir ettirir. Bu zaman içerisinde de Dafne’den Antakya’ya su getirir. Dafnede tarihteki isimleri Katsalia, Pallas ve Saramanna kaynaklarından Antakya’ya çoğu zaman doğal kayaları oyarak yerde (Dere yatakları ve kot farkı olan yerlerde) su kemerleri (Aquaduct) inşa ederek tamamlanır. İmparator Trajan’dan sonra imparator olan Hadrien (129- 131) suyollarının tamirini yaptı M.S. 525-526 yıllarında meydana gelen büyük deprem sonrası yolla İmparator Jüstinien tarafından tamir ettirilir. Bu suyolları M.S. 12 asra kadar aktif halde fonksiyonunu devam ettirir.

   Antakya-Yayladağı yolu üzerinde, Antakya’ya 7 km mesafede olup her tarafı yeşillik olan güzel bir beldedir. Antik çağın ünlü Daphne kentidir. Efsaneye göre Zeus’un oğlu ışık tanrısı Apollon, ırmak kenarında gördüğü genç ve güzel bir kız olan Daphne’ye âşık olur ve onunla konuşmak ister. Daphne’yi kovalar. Daphne kurtulamayacağını anlar. “Ey toprak ana beni ört, beni sakla, beni koru” diye yalvarır. Daphne ağaca dönüşür. Apollon şaşırır. Bu olaydan sonra şiir ve silah zaferi, defne ağacının dalıyla mükâfatlandırılır ve Daphne’nin gözyaşlarının Harbiye’deki şelaleleri meydana getirdiğine inanılır.

    Seleucus döneminde, çağlayanlarıyla tanınan ve bir sayfiye yeri olan Daphne, çok sayıda köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleri ile ünlüydü. Stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı. Ancak şiddetli depremler bu şehri yerle bir etmiş, günümüze gözle görülür herhangi bir eser kalmamıştır.

    Harbiye, şimdilerde çok ilgi gören mesire yeridir. Derin bir vadi içerisinde yüksek çınar ağaçları, defneler ve şelaleleriyle huzur veren bir doğa harikasıdır. Heykelcilik ve turistik eşya yapımı yönünden önemli bir beldedir. Yöredeki tezgâhlarda dokunan doğal ipekler ise gerek yurt içinde gerekse yurt dışında çok aranan kumaşlardandır. Buradaki gazino ve lokantalarda dünyanın en güzel mezelerini tadabilir, künefenin gerçek tadını burada çıkarabilirsiniz.

STEATİT, SERPANTİN “ANTAKYA TAŞI”

Hatay’a özgü bir taş olan ve çoğunlukla dere yataklarından çıkartılan “Serpantin”, el işlemeciliğiyle kadınların gerdanlarını süslüyor.

“Antakya taşı” olarak da bilinen serpantinden yapılan gerdanlıklar, parlak rengi ve billur yapısıyla dikkati çekiyor. Antik Mısır’da tılsım yapımında ve hastalıkların tedavisinde kullanılmasıyla da bilinen Serpantin işlemeciliği Hatay’da tüm canlılığıyla yaşatılıyor.

Geçmişi Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanan ve 2 bin yıllık bir meslek dalı olan taş işlemeciliği Hatay’da nesilden nesile aktarılıyor.

Hataylı ailelerden taş işleme ustası Mehmet Bostancı, yaptığı açıklamada, bu sanat dalının sonsuza kadar revaçta olacağını söyledi. Taş işleme ve süsleme sanatını ağabeyi Ahmet Bostancı’nın yanı sıra eşi ve çocuklarıyla devam ettirmeye çalıştıklarını belirten Mehmet Bostancı, Antakya’da genellikle dere yataklarında bulunan serpantin taşından başta gerdanlık olmak üzere her türlü süs eşyası ürettiklerini bildirdi.

   Doğada genellikle dere yataklarında bulunan serpantin taşının doğal bir yapıya sahip olduğunu belirten Bostancı, “Çatlamayan ve çok dayanıklı olan Serpantin taşına her türlü figürü rahatlıkla işleyebiliyoruz. İşlediğimiz ürünler arasında vazo, mumluk, kandil, şamdan, kolye ve farklı boyutlarda heykeller de yer alıyor” dedi.

Bostancı, 20 yılı aşkın bir süredir, usta-çırak ilişkisi ile öğrendiği bu mesleği nesilden nesile sürdürme kararında olduklarını belirterek, şöyle devam etti:

    “Geçmişi, Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanan Antakya’nın tarihinde taş işlemeciliğinin yeri her zaman ayrıdır. O dönemlere ait birçok eser hala müzelerde sergileniyor. Roma’nın 3 önemli şehirlerinden birisi olan Antakya o dönemlerde tam bir atölye gibiydi. Sanat konusunda çok ileri gidilmişti. Özellikle bu meslek en gözde mesleklerden kabul ediliyordu. Roma dönemine ait birçok tarihi eser, başta Harbiye beldesi olmak üzere kentin değişik mekânlarında hala varlığını devam ettiriyor. İşte biz de bu geleneğin bir devamı konumundayız. “

-YILDA 15 İLE 20 BİN GERDANLIK ÜRETİLİYOR-

Antakya’da yılda 15 ile 20 bin arasında serpantin taşından kolye üretildiğini belirten Bostancı, tamamen el emeğiyle üretilen bu gerdanlıkların Türkiye’nin birçok turistik bölgesine hediyelik eşya olarak satılmak üzere pazarlandığını ifade etti.

    Bostancı, taş süsleme konusunda iddialı olduğunu belirterek, “Antakya’da taş işinde çalışan birçok kişi var, fakat sanatsal anlamda taş süsleme işinde ürettiğim motiflerin ve işlemelerin bir benzeri olduğunu düşünmüyorum. Yabancı turistler el emeği ürünlere daha önem veriyorlar. Fiyatlarımızı da uygun buldukları için ülkelerine dönerken bunlardan oldukça fazla miktarda satın alıp hediye olarak götürüyorlar” dedi.

    Serpantin taşının özel bir taş olduğunu belirten Bostancı, “Bu taşın muhteşem görüntüsünün yanı sıra bir başka özeliği de taşıyan kişiye pozitif enerji vermesi. Ayrıca uğur getirdiğine de inanılıyor. Bu nedenle halk ar arasında “Uğur taşı” olarak da biliniyor” diye konuştu.

KAYNAK: HATAY VALİLİĞİ