SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI – BATTALGAZİ / MALATYA

Han duvarlarına sinmiş tarihin kokusunu, ticaret, bilim ve tarihin yollarının kesiştiği, Seyahatnamelere konu olan yaşanmışlıkları burada bulabilirsiniz.

İli: Malatya

İlçesi: Battalgazi

Bulunduğu yer: Alacakapı

Kategorisi: Dinsel ve Kültürel Yapılar

Tescil Durumu: 11.06.1977/A-610

Koruma Derecesi: 1.Grup Yapı

Yaptıran: Mustafa Paşa

Yapım Tarihi: H.1047(M.1637)

Mimari Çağı: Osmanlı

Kadastral Durumu:

Pafta: L40-B1

Parsel: 2655

Ada: –

Son Restorasyon Durumu: 2007-2010 yıllarında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.

Battalgazi İlçesi, Alacakapı Mahallesinde ve tarihi Malatya Surlarının Alacakapı olarak bilinen kapısının şehre giriş yönüne göre sağ tarafında 68×76 m2’lik bir alan üzerinde kuruludur.

Hicri 1047, Miladi 1637 yılında Osmanlı Padişahı 4.Murat’ın veziri Bosnalı Silahtar Mustafa Paşa tarafından vakıf eseri olarak inşa ettirilmiştir. Hanın inşaatına 1636 yılı Mart ayında başlanmış olduğu ve hanın bir kısmının Alacakapı Mahallesinde oturan Mustafa Bey Bin Hüsrev Çavuş isimli şahıstan satın alındığı belgelerden anlaşılmaktadır. İnşaat için ne kadar demir, ne kadar masraf yapıldığı günümüzde Topkapı Sarayı arşivlerinde saklanan belgelerde ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Tespit edilen masraf toplam 3564 650 kuruştur.

Silahtar Mustafa Paşa tarafından hanın inşaatına memur olarak atanan Muslu Ağa, 18 Aralık 1637 tarihinde Malatya kadısı Abdulkadir Bin Mahmut’a müracaat ederek  “Memur ve mutemedi olduğum Hanın binası tamam oldu. Üzerine canib-i şerden varup keşif ve tahrir ve yedime suret-i keşif verilmesi matlubumdur” demiştir. Bu tarihte Malatya’nın bürokratları ve ileri gelenlerinden kalabalık bir grup bilirkişi heyeti oluşturmuş ve Malatya Yüksek Mahkemesince düzenlenen keşif zaptı tanzim edilmiş olup bu zaptın orijinali halen İstanbul’da Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde muhafaza edilmektedir.

18 Aralık 1637 tarihli keşif raporuna Hanın giriş kapısının iki tarafında mükemmel kâgir altışar kemerli dükkân yapılmış olup Hana demirden bir kapıdan girilmektedir. Ölçülerin dönemin uzunluk ölçüsü birimi olan zira ile belirtildiği bu keşif zaptında giriş kapısının her bir yanında birer oda olduğu, giriş kapısının kuzey tarafında duvar içinde taştan yapılmış merdivenle yukarı çıkıldığı, giriş kapısının üzerinde mescit inşa edildiği, mescide girmeden önce kapının önünde bir kubbe olduğu, mescidin yedi demirli penceresi olduğu, mescitten hanın damına kapı olduğu, anılan kapıdan hanın damına kuzey tarafından merdivenle inildiği,  diğer kapıdan da abdest bozulacak yere inildiği, belirtilen yerde beş adet akarsuyu mevcut hela ile iki abdest alacak musluk, dört lülesi olduğu, helanın içinde bir kapı olup o kapıdan hanın avlusuna girildiği, belirtilen yerin yanında demir pencereli bir oda olduğu, oda içinde altı dolap yeri ve bir ocak olduğu, anılan odaya bitişik hanın iç kapısına varıncaya kadar birer demir pencereli ve birer ocaklı beş oda daha olduğu, hanın iç kapısının beşer demir kuşaklı ceviz tahtasından olduğu, hanın iç kısmının yirmi kolonun üzerinde inşa edildiği ve belirten kolonların yontulmuş taştan yapıldığı, adı geçen hanın içinin uzunluğunun 96 zira ( 65,76 m) genişliğinin 30 zira (20,5 m) olduğu hanın diğer tarafında da birer demir pencereli ve birer ocaklı, dörder dolaplı 6 adet oda olduğu, güney tarafında bir oda / ocağı bir demir penceresi ve 8 dolabı, 4 kameriyesi olduğu, anılan odanın önünde ocağı ile bir sofa ve güneyde uzunca bir sofa olduğu, hanın giriş kapısının arkasında uzunca bir sofa olduğu, hanın giriş kapısından abdest bozulacak yere varıncaya kadar olan kısmının uzunluk ve genişlik durumunun karşı yöndeki gibi olduğu, hanın içinde 29 Ocak, odalarda 13 Ocak, küçük sofada 1 Ocak ve hanın 3 tarafında olan sofalarda 32 Ocak olup toplam olarak içerde ve dışarıda 75 Ocak olduğu, han avlusunun çevresinde ve 2 kapıya bitişik 60 kemer olduğu, han avlusunda dairesel bir su havuzu olduğu, hanın temelinde taşlar yerleştirilmeden önce 200.000 adet kazık çakıldığı, hanın duvarına hatıl konulduğu, hanın çevresi ve ayaklarının kesme taştan olduğu, ölçüler ile birlikte belirtilmiştir.

18 Aralık 1637 tarihli Malatya Yüksek Mahkemesi keşif zaptının 23. satırından itibaren bugün mevcut olmayan ve Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayının mütemim cüzü(tamamlayıcı parçası) olduğu anlaşılan yapılardan da bahsedilmektedir. Keşif zaptına göre anılan Hanın dışında ve kuzey tarafında Malatya surlarının Alacakapı olarak bilinen kısmında üzerinde altlı üstlü mutfağı ile 14 odası, 1 divanhanesi ( salonu ) ve eyvanı olan, duvarına bitişik bir sofalı ocaklı, iki demir penceresi, ahırı bulunan bir yapı da aynı tarihte yapılmıştır. Aynı şekilde yeni hanın doğu tarafı karşısında bir berber dükkânı,  5 dükkân ve bir ekmek fırını, ambarı ve dükkânının inşa olunduğu ölçüleri ile birlikte tespit edilmiştir.

Son restorasyonda 1637 tarihli bir keşif zaptında tespit edilen hususlara büyük ölçüde uyulmakla beraber hanın bazı özelliklerinin tam olarak yansıtılmadığı ve hanın tamamlayıcı bölümlerinin restorasyona dâhil edilmediği görülmektedir. Gerek 1637 tarihli keşif zaptında, gerekse yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra Malatya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi’nin demirden olduğunu belirttiği dış kapı aslına uygun olmayıp ahşaptan yapılmıştır.

Kervansaraya ait iki kitabe mevcuttur. Bunlardan birisi hanın iç kapısı üzerinde bulunmaktadır. Osmanlı Şeyh’ul İslamı Yahya Efendi tarafından kaleme alınmış olup şöyledir:

“Hazret-i Sultan Murad-ı din-pena

Daim olsun kam-baş ü kamuran

Mustafa Paşa Silahdar-ı Kerm

Ol vezir- sani-i Şa -cihan

Ol şeh gazi- ali himmetin

Mazhar olsun lütfuna her vakt ü an

Bais oldu böyle bir hayr etmeye

Ettiği nam ü lutf-ı bi-keran

Devletinde etti bu anı bina

Ola makbul-ı Hüda-yı müstean

Dedi Yahya ana tarih-i temam

Barekallah bi-bedel oldu bu han”

Malatya müzesinde muhafaza edilen dış kapı ( ana kapı) kitabesi ise yapılan son restorasyon sırasında getirilerek kapı üzerindeki mevcut yerine yerleştirilmiştir. Cevri mahlasını kullanan Divan-ı Hümayun kâtiplerinden İbrahim Çelebi’ye ait bu kitabeyi ünlü gezgin görmüş olup son mısrasını seyahatnamesinde nakletmektedir.

 Bu kitabede şöyledir:

“Sadr-ı Ekrem Mustafa Paşa Silahtar ü Vezir

Kim olur dünyaya resm-i lütfu düsturü’l- amel

Bu muallâ menzili himmetle bünyad eyledi

Hak budur, muhtaç idi bir böyle hana bu mahal

Dedi sükkan-i felek Cevr-i anın tarihini

Oldu bu Han-ı cedid aramgah-ı bi-bedel”

Kitabe üzerinde rakamla yazılı bir tarih yoktur. Son mısraının ebced değeri 1047h. tarihini işaret etmektedir. Bu tarih miladi 1637 senesine tekabül etmektedir.

1932 senesinde Anadolu’ya inceleme ve araştırma gezisi yapan A. Gabriel, Silahtar Mustafa Paşa Hanı hakkında bilgi verip planını çizmiştir. Ona göre kervansaray 68 x76 m boyutlarında bir dikdörtgen şeklindedir. Etrafı revaklarla çevrili avluya bakan, üzeri içten kubbelerle örtülmüş büyük bir salonu içerir.

A. Gabriel’in Kervansarayı ziyaret ettiği tarihlerde salonun büyük bir kısmı sağlam olarak kalmışsa da avluyu çevreleyen duvar muhtelif yerlerinde harap vaziyetteydi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çeşitli tarihlerde röleve ve restorasyon projeleri uygulanmıştır. 2010 yılında tamamlanan son restorasyonda yeniden yapılan giriş kısmının üstündeki mescit için halk arasında “altı yol üstü cami” şeklinde söylence yayılmıştır. Günümüzde kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Kaynak: Tarihim cebimde

SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI – MALATYA 10.EYLÜL.2022

      Battalgazi İlçesi Alacakapı Mahallesi’nde, 1637 tarihinde IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 68×76 metre boyutunda dikdörtgen bir alan üzerine, açık avlu ve kapalı hol olarak inşa edilmiştir. Kemerli olan giriş kapısının her iki yanında bir oda görülür. Bu kapının üstünde duvar içerisinden merdivenle çıkılan bir mescit olduğu sanılan kısma varılır. Holün avluya bakan yüzünde ve girişin her iki yakasında üstleri tonozla örtülü altışar oda sıralanır. Asıl kapalı kısmın üstü ise üç sıra tonozla örtülmüştür. Tonozlar sade ayaklar üzerine basmaktadır.

     Yapının mimarı Halep Mimarbaşısı Üstat Mehmet’in oğlu Üstat Ebubekir’dir. Doğu’ya giden yollar üzerinde bulunan bu kervansaray, şehrin ticari yoğunluğunu göstermesi açısından önem taşır. Ticari olduğu kadar askerî fonksiyonu da bulunan han oldukça sağlam bir temel üzerine kurulmuştur. Bir çizgi üzerinde sıralanmış dükkânların külliye halinde yer aldığı bir yapıdır. Hanın iki kitabesi mevcuttur. Biri iç han girişinin kapısının üstünde, diğeri avlu giriş kapısının üzerindedir. 2007-2010 arası yapılan restorasyonda kervansarayın ön yüzünü çevreleyen dükkânlar kaldırılmış, mescit bölümü, revaklar, havuz bölümü ve duvarlar restore edilmiştir. Kervansaray haftanın her günü 09.00-17.00 arası ziyarete açıktır.

    Kervansaraya ait iki kitabe bulunmaktadır. Bunlardan birisi, hanın dış taç kapısı üzerinde diğeri ise hanın kapalı kısma giriş kapısı üzerinde bulunmaktadır. Yakın zamana kadar Malatya Müzesi’nde korunan dış kapı ( ana kapı) kitabesi ise yapılan son yenileme sırasında getirilerek kapı üzerindeki mevcut yerine yerleştirilmiştir.

    Kervansaraya ait iki kitabe mevcuttur. Bunlardan birisi Hanın iç kapısı üzerinde bulunmaktadır. Osmanlı Şeyh’ul İslamı Yahya Efendi tarafından kaleme alınmış olup şöyledir:

“Hazret-i Sultan Murad-ı din-pena

Daim olsun kam-baş ü kamuran

Mustafa Paşa Silahdar-ı Kerm

Ol vezir- sani-i Şa -cihan

Ol şeh gazi- ali himmetin

Mazhar olsun lütfuna her vakt ü an

Bais oldu böyle bir hayr etmeye

Ettiği nam ü lutf-ı bi-keran

Devletinde etti bu anı bina

Ola makbul-ı Hüda-yı müstean

Dedi Yahya ana tarih-i temam

Barekallah bi-bedel oldu bu han”

     Malatya müzesinde muhafaza edilen dış kapı ( ana kapı) kitabesi ise yapılan son yenileme sırasında getirilerek kapı üzerindeki mevcut yerine yerleştirilmiştir. Cevri mahlasını kullanan Divan-ı Hümayun kâtiplerinden İbrahim Çelebi’ye ait bu kitabeyi ünlü gezgin görmüş olup son mısrasını seyahatnamesinde nakletmektedir.

 Bu kitabede şöyledir:

“Sadr-ı Ekrem Mustafa Paşa Silahtar ü Vezir

Kim olur dünyaya resm-i lütfu düsturü’l- amel

Bu muallâ menzili himmetle bünyad eyledi

Hak budur, muhtaç idi bir böyle hana bu mahal

Dedi sükkan-i felek Cevr-i anın tarihini

Oldu bu Han-ı cedid aramgah-ı bi-bedel”

    Kitabe üzerinde rakamla yazılı bir tarih yoktur. Son mısraının ebced değeri 1047 h. tarihini işaret etmektedir. Bu tarih miladi 1637 senesin tekabül etmektedir.

     Malzeme olarak düzgün kesme taş, tonozlarda moloz taş kullanılmıştır. Giriş kapısı doğuya bakmakta ve yazlık kışlık olarak iki bölümden meydana gelmiştir. Girişte Kervansaray’ın önüne yerleştirilen” İki Dünyanın Yükünü Sırtında Taşıyan İrfan Sahibi İnsan” ve “Selçuklu Askeri” içeride bulunan tek parça ağaçtan işlenmiş olan eser, 4,5 metre yükseğinde olup 60 yıllık bir çınar ağacının yeniden hayat bulmasının güzel bir örneğidir.

     Hanın giriş kapısının iki tarafında mükemmel kâgir altışar kemerli dükkânlar bulunmaktadır. Bu odalar Battalgazi Belediyesi tarafından Malatya’nın kültürel dokusunu yeni nesillere aktarmak amacıyla ana teması eski mesleklerden oluşan bal mumu figürlerin yer aldığı Zanaatlar Müzesine dönüştürülmüştür. Müzede nalbantlık, yemenicilik, semercilik, marangozluk, kalaycılık ve kervancılık gibi meslekler yeniden hayat bulmuştur.

     18 Aralık 1637 tarihli keşif raporuna Hanın giriş kapısının iki tarafında mükemmel kâgir altışar kemerli dükkân yapılmış olup Hana demirden bir kapıdan girilmektedir. Ölçülerin dönemin uzunluk ölçüsü birimi olan zira ile belirtildiği bu keşif zaptında giriş kapısının her bir yanında birer oda olduğu.  Giriş kapısının kuzey tarafında duvar içinde taştan yapılmış merdivenle yukarı çıkıldığı. giriş kapısının üzerinde mescit inşa edildiği, mescide girmeden önce kapının önünde bir kubbe olduğu, mescidin yedi demirli penceresi olduğu, mescitten Hanın damına kapı olduğu, anılan kapıdan Hanın damına kuzey tarafından merdivenle inildiği,  diğer kapıdan da abdest bozulacak yere inildiği, belirtilen yerde beş adet akarsuyu mevcut hela ile iki abdest alacak musluk, dört lülesi olduğu, helanın içinde bir kapı olup o kapıdan Hanın avlusuna girildiği, belirtilen yerin yanında demir pencereli bir oda olduğu, oda içinde altı dolap yeri ve bir ocak olduğu, anılan odaya bitişik Hanın iç kapısına varıncaya kadar birer demir pencereli ve birer ocaklı beş oda daha olduğu, Hanın giriş kapısının arkasında uzunca bir sofa olduğu, Hanın giriş kapısından abdest bozulacak yere varıncaya kadar olan kısmının uzunluk ve genişlik durumunun karşı yöndeki gibi olduğu, Hanın içinde 29 Ocak, odalarda 13 Ocak, küçük sofada 1 Ocak ve Hanın 3 tarafında olan sofalarda 32 Ocak olup toplam olarak içerde ve dışarıda 75 Ocak olduğu, han avlusunun çevresinde ve 2 kapıya bitişik 60 kemer olduğu, Han avlusunda dairesel bir su havuzu olduğu, hanın temelinde taşlar yerleştirilmeden önce 200.000 adet kazık çakıldığı, Hanın duvarına hatıl konulduğu, Hanın çevresi ve ayaklarının kesme taştan olduğu, ölçüler ile birlikte belirtilmiştir.

    Doğu’ya giden yollar üzerinde bulunan bu kervansaray, şehrin ticari yoğunluğunu göstermesi açısından önem taşır. Ticari olduğu kadar askerî fonksiyonu da bulunan han oldukça sağlam bir temel üzerine kurulmuştur. Barış zamanlarında ticari bir merkez olan bu han savaşlarda ise bir kale görevini yapmıştır.

     2007-2010 yılları arasında Battalgazi Belediyesi tarafından yapılan restorasyonda Kervansarayı’n ön yüzünü çevreleyen dükkânlar kaldırılmış mescit bölümü, revaklar, havuz bölümü ve duvarlar restore edilmiştir. Bu tarihten önce atıl durumunda olan bu yapı günümüzde Uluslararası sanatsal ve kültürel faaliyetlerinin yapıldığı bir mekân haline getirilmiştir.

     Battalgazi Belediyesi olarak, Kervansarayda hocalarımız tarafından resim, müzik, ebru ve tezhip kursu, ahşap oymacılık, cam işçiliği, takı ve tasarım, seramik, geleneksel el sanatları gibi kurslar verilmektedir. Kurslar her kesimden insanın eğitim alabileceği, faaliyetlerini sürdürebilecekleri, ‘İlimizin turizm cazibesini artırabilmek için sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yanında, Kervansaray Kültür ve Sanat Merkezi’nde kendilerini geliştirip verimli birer birey haline getirmeyi hedeflemektedir. Yine bu kurslar sayesinde Unutulmaya Yüz Tutmuş Geleneksel Sanatlarımızı da yaşatmanın gayretini göstermeye çalışmaktadır.

    Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı,2005 yılından günümüze kadar her Eylül ayında Uluslararası Kervansaray Buluşmalarına ev sahipliği yapmaktadır. Malatya’nın ve Battalgazi’nin tarihini ve kültürel dokusunu korumak ve bunu Uluslararası alana taşımak için Bilim ve Sanat dünyasının doğuda halkla buluştuğu bir mekân olması adına başlatılan “Uluslararası katılımlı Melita’dan Battalgazi’ye Tarih-Arkeoloji-Kültür Sanat günleri geçmişten günümüze gelen kültürel ve sanat birikimlerinin birlikteliği adına önemli bir buluşmadır. Bu projeyle birlikte çeşitli üniversitelerden gelen hocalarımız ve eserleri sergilenmektedir. Çalıştaylar, kültür, sanat ve mimari içerikli paneller, tarih, coğrafya, arkeoloji sempozyumları, müzik dinletileri, film gösterimleri, konserler gibi etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Melitadan Battalgazi’ye tarih, arkeoloji sanat günleri etkinliği sosyal anlamının yanı sıra bir tanıtım çalışmasıdır. Kervansaray buluşmasındaki amaç, halkımıza tarihi ve kültürel mirasımızın korunması amacıyla gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak, Kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini tarihi ve kültürel mirasımızın korunması konusunda bilinçlenmesini sağlamaktır.

Kaynak: Malatya Valiliği Yayını,

10.EYLÜL.2022 TARİHİNDE ÇEKİLEN FOTOĞRAFLAR