DÖNENLER CAMİ ( MEVLEVİHANE) – KÜTAHYA

Kapanaltı’nda bulunan yapı Hezâr Dînârî Mescidi ile birleştirilmiştir. Kökeni 14. yüzyıla dayandırılsa da yapının 19. yüzyıla ait durumu hakkında kesin bilgi sahibi değiliz. Yapının içinde türbeye açılan kemerin yanında bir tuğra ve iki kitabe bulunmaktadır. Tuğra Sultan II. Mahmut’a aittir

Kuzeydeki kitabe şu şekildedir:

“Füruğ -ı Şems-i himmet Mevlevî Halet Efendi kim/

tecelli-i bahş-ı tamîr oldu bu dergâh-ı pür nura

Olub bu babdan girdikde mutu sırrına mazhar/

nazar kıl haşr û neşre tut kulağın nağme -i sûra

Demadem dinle gel yâhu kudüm û mıtrıb û nayı/

sema’ et dilde Tevhîd -i ilâhî belde tennure Makam-ı evcden aynî okurlar Kudsiya tarih/

hele bu Mevlevî dergâhı döndü beyt’i ma’mura

Diğer kitabe ise şu şekildedir:

“Kutb-ı âlem gevs -ı afham padişah-ı muhterem Şah-ı mansuru’l -alem şevketlû Han Abdülmecid

Câlisi evreng -i şevket ol Şah-i malik-i rikab Cûd -ı lütfiyle eder Şâhân-ı âfâk ı abîd Ol

Şehinşah -ı Selîmü’l kalb âdilmeşrebin Çekdi nev tedbir adlî zulme bir sersedîd

Kıldı tanzîmat ile ma’mûr mülk û milleti Buldu dünya intizam hali bir vefk -ı ümîd

Alemi kıldıkça i’mar ol Şehinşah-ıgüzîn Hak tealâ ömrünü ikbalini kılsın medîd

Eyleyüb ervâh -ı ehlullaha kâsmed -i ihtirâm

Bir sürü dergâhların tecdîd kıldı bir mezîd İşte ezcümle Kütahya Mevlevî Dergâhının

Tarh-ı dürr- i semende letafet gün gibi oldu bedîd Şâd olur ruh -ı cenab -ı Mevlevî ol Şâhdan

Böyle bir dür ki kılındı ahd -ı lûtfunda cedîd Buldu Kütahya zeh-i bu dergâh -ı zîb ile tam

Mısra -i zîbası oldu tâ tarih -i müfîd Resm-i digerde dedim tarih -i bâlâasın Aziz

Kıldı pâk icâd bu dergâhı Han Abdülmecîd 1257”

Bu kitabelere göre yapı II. Mahmut ve Abülmecid zamanlarında onarımlar geçirmiştir. Yapının dışında yer alan çini levhada “Halil Mahir” , iç mekanda kubbe kasnağı eteğinde yer alan Ayet el Kürsi içerikli şeridin sonunda “Ahmed Mahir Kütahyevî Tekfirdağızade 1254” imzaları görülür . Ergün Çelebi’den önce kaynaklarda Kütahya Mevlevihanesine ait bir şeyh görülmemektedir . Mevlevilik Kütahya’ya Sultan Veled zamanında girmiş, Hezar Dinari bir mescit inşa ettirmiş ve bu mescit Kütahya’da henüz kurumsallaşmamış Mevleviliğin ilk merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir . Mevlevihane Ergun Çelebi zamanında burada tesis edilmiş ve Hezar Dinari mescidi Ergun Çelebi başta olmak üzere vefat eden diğer Mevlevi şeyhlerinin buraya defnedilmesiyle Ergun Çelebi Türbesi ‘ne dönüşmüştür .

Kadı sicillerine göre yapının 1836’da ve 1888/1889 yıllarında da onarım gördüğü ve yeni bir minber eklendiği anlaşılmaktadır . 15 Mart 1839 tarihli bir arşiv belgesinde yer alan planlar yapının bugünkü durumu ile uyuşmaktadır .

Dolayısıyla yapı 19. yy. öncesinde var olsa bile mevcut şeklini 1839 yılından sonra almıştır. İnşaat ile ilgili bir başka belde de 4 Mart 1840 tarihlidir . Bu belge 2000 yılında yayınlanmıştır.

1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte Kütahya Mevlevihanesi harap duruma gelmiş, kütüphanesi Vahit Paşa İl Halk Kütüphanesine aktarılmıştır . 1959 Yılında da bir onarım geçirmiş olan yapı bugün de restorasyondadır. Bu yüzden yapının içerisine girmek mümkün olmamıştır. Mevlevihane vakıflar tarafından onarılmış ve cami olarak kullanıma sunulmuştur.

Yapıda çeşitli yazıtlar yer almaktadır. Giriş kapısında yer alan kobalt mavisi çini kitabesinde;

“Ya Hazret -i Ergun”, “Kuddise Sirruhu” ve “ Ketebehü’l – fakîr Halil Mâhir gufira leh” ibareleri görülür. Yine girişte buluna bir diğer çini kitabe yeşil zeminli ve bitkisel detaylarla süslüdür. Üzerinde

“Ya Hazret -i Mevlânâ”yazısı bulunmaktadır. Semahane kısmında galeri katını taşıyan sütun başlıklarından sonra yer alan ahşap kornişte bulunan kartuşlar içerisinde “Ya Hazret -i Mevlânâ Muhammed Celâleddin Kuddise Sirrıhu” yazısı tekrarlanmaktadır. Bu kartuşlar arasında ise sekiz kez tekrarlanan ilk ikisi Osmanlıca olan Farsça beyitler yer alır . Bu beyitlerin çevirisi şu şekildedir:

“Ey Allah’ın sırlarını keşfeden Mevlanâ Bekâ’nın Sultanı Fenâ’nın Şahı Mevlanâ

Aşk hazretine böyle hitâb etmededir Evliyalar topluluğunun dostu Mevlanâ

Semâ nedir bilir misin? Belî (Evet) sesini işitmek Kendinden kopmak ve Hakk’a kavuşmaktır

Semâ nedir bilir misin? Varlıktan habersiz olmak Mutlak fânilik içinde bekâ zevkini tatmaktır

Semâ nedir bilir misin? Yâkub ’un derdinin devasını Yûsuf’a kavuşmanın kokusunu gömlekten hissedip duymaktır

Semâ nedir bilir misin? Mûsa’nın asası gibi Firavun’un sihirlerini her dem yutmaktır

Semâ nedir bilir misin? lî ma Allah sırrına Meleğin sığmadığı o yere vasıtasız ulaşmaktır

Semâ nedir bilir misin? Şems-i Tebrîzi gibi Gönül gözlerini açmak ve kutsi nurları görmektir”.

Galeri katında yer alan sütun başlıklarına Ashab-ı Kehf’in isimleri işlenmiştir. Bu isimler “

Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş ve Kıtmir” olarak okunmaktadır. Kubbede Ayet el Kürsi, Bakara suresinin 56. ayeti ve ihlas suresi, Allah (cc), Muhammed (sav) ve dört halife ismi ile daha önce bahsettiğimiz hattat imzası yer almaktadır. Yarı kâgir olarak inşa edilmiş yapı kare planlıdır. Dıştan iki katlı bir görünüme sahip olan yapı içinde ahşap galeri katı yer alır. Giriş cephesi kuzeydoğuda bulunmaktadır. Bu cephe birinci kat yüksekliğine kadar taş kaplıdır. Diğer cepheler sıvalı ve sarı renkte boyalıdır. Giriş bölümü 3 yönden yuvarlak kemerli açıklığa sahip camekan şeklindedir. Bu kısmın üstünde ezan balkonu yer alır. Yapının minaresi bulunmamaktadır. Balkonun kuzeydoğu cephesi üç dilimli yuvarlak kemerli, diğer iki cephesi ise daha küçük boyutlu yuvarlak kemerlidirler. Taşkın bir saçağı bulunan balkonun üst örtüsü tonozdur ve 2 küçük sütunla taşınır. Saçak kuzeydoğuda kemer formunu almıştır. Giriş cephesinde alt katta yuvarlak kemerli 4 pencere yer alır. Yapının kubbe kasnağındakiler hariç diğer pencereleri dikdörtgendirler ve dikdörtgen bir bordürle çevrelenmişlerdir. Yapının arka kısmında hazire kısmı bulunur. Ayrıca bir kemerle yapıya eklemlenen Hezar Dinari mescidi de arkada yer alır. Kısmen bitkisel bezemeler barındıran mezar taşlarının bulunduğu hazire kısmı Mevlevilerce hamûşân olarak adlandırılır . Toplam 22 mezar bulunan hazirede 17 tanesinin baş taşı mevcuttur ve Osmanlıca yazılmışlardır.

Yapının içine girince merkezi mekan dikkat çeker. Mekanın ortası sema gösterisi için boş bırakılmıştır. Giriş kısmı ve türbeye geçilen kısım haricinde sema alanı yaklaşık 50 cm kadar yükseklikte bir seki ile çevrilmiştir. Galeri katı 8 adet sütun ile taşınmaktadır. Bu sütunların izdüşümlerinde 8 sütun da kubbeyi taşımaktadır. Girişin üzerinde yer alan ara kat şeklindeki kısım ise mutrib* mahfilidir. Galeriyi taşıyan desteklerin başlıklarında çiçeklerden oluşan girlandların arasında Mevlevi sikkeleri görülür. Ahşap kubbenin ahşap kasnağında yuvarlak kemerli 8 adet pencere yer alır. Bu pencereler dışta dikdörtgen bordürle çevrilidir. Pencereler arasında bitkisel süslemeler yer alırken pencerelerin altlarında Mevlevi sikkeleri görülür. Sikkeler perde motiflerinden oluşan nişler içerisine yerleştirilmişlerdir. Kubbe bitkisel motiflerle doldurulmuştur. Yapının güneyinde sonradan eklenmiş olan mihrap ve minber yer alır. Türbeye yakın olan ayaklardan güneydekine bir vaaz kürsüsü eklenmiştir. Yapı içinde Hezar Dinari suyu olarak bilinen kuyu suyu bulunmakta olup şifalı olduğuna inanılır. Türbe kısmına sivri kemerli bir açıklıkla geçilmektedir. Türbede yer alan sandukaların sahipleri şu kişilerdir:

“1-Celaleddin Ergun Çelebi (ö. 77511373)

2- Burhaneddin İlyas Çelebi (ö. 798/1396)

3- Zeynüddin Çelebi (ö. 828/1424)

4- Mehmet Çelebi (ö. 1060/1650)

5- Kamile Hanım

6- Emine Hanım

7 – Hatice Hanım (ö. 111211700)

8- Fatma Hanım (ö. 112211710)

9- Havva Hanım (ö. 1123/1712)

10- Ali Şakir Çelebi (ö. 1122/1710)

11-Şeyh Muhammed Ali Çelebi

12- Mustafa Sakıb Dede (ö. 1148/1735)

13- İsmail Hakkı Çelebi (ö. 1307/1889)

İÇ MEKÂN FOTOĞRAFLARI ALINTIDIR:

Kaynak: KÜTAHYA’DA TANZİMAT SONRASI OSMANLI MİMARİSİ (Sercan KEYKUBATLI)