SAHİP ATA TÜRBESİ – KONYA

SAHİP ATA TÜRBESİ – KONYA

Türbe külliye içerisinde caminin güney duvarına bitişik olup cami ile hankah arasında yer almaktadır. Türbeye geçit, caminin güney duvarındaki hacet penceresinin yan tarafındaki küçük bir açıklıkla, türbenin batı duvarındaki bahçeye açılan bir kapı ve hankahın kuzeydoğudaki bir holde yer alan bir kapıyla da giriş sağlanır.

Türbe ilk olarak Sahip Ata’nın iki oğlu Taceddin Hüseyin ve Nasreddin Hasan’ın, Akşehir Kozağaçta, Karamanoğlu Mehmet Bey’le yaptığı savaş sonucu (1277) şehit düşmesi üzerine 1277–1278 yıllarında türbe inşa edilerek buraya defnediliyorlar. Daha sonra Sahip Ata burayı aile kabristanına çevirmek isteyince eski türbenin temelleri üzerine 1283 yılında bugünkü türbe inşa edilmiştir. Bu yapım tarihini, kubbenin oturduğu kemerin iç yüzündeki ayet kuşağının bitiminde yazmaktadır. Burada “şu mübarek imaret 682 (1283) senesi muharreminin iptidasında tecdit edildi” ifadesi yazılıdır.

Türbe dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. Sivri kemerli bir atkıyla kare bir mekân oluşturularak üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmış olup kemer, açıklıkların kenarlarında kesme taş kullanılmıştır. Lahitlerin olduğu kare alan kubbeli olup kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile oluşturulmuştur. Kenarda kalan dar hol şeklindeki alan tonozla kapatılmıştır. İç mekânın aydınlatılması batıdaki kapının üzerinde bir, güneyde yer alan hacet penceresi ve onun üzerinde yer alan sivri kemerli pencere, caminin güney duvarındaki hacet penceresi ve tonozlu koridor şeklinde kalan alanın duvarında ki kare bir pencere ve onun üstünde yer alan sıralı dört küçük pencere ile sağlanmıştır. Türbe iki katlı olup alt kısımda cenazelik kısmı yer almaktadır. Burası 3m aşağıda olup bir kapıyla girilen tonozla bir mekândır. Bu alanın üstünde ziyaretgâh vardır. Ziyaretgâhta yer alan üçerli iki sıra halinde olan lahitler ve Sahipleri şöyledir. En baştaki ve büyük olan Sahip Ata’ya onun yanındaki Oğlu Taceddin Hüseyin Bey, onun yanında ki ise Sahip Ata’nın küçük oğlu Nasreddin Hasan Bey, Sahip Atanın ayakucunda kızı Melike hatun, Onun yanında ki Sahip Ata’nın torunu Nasreddin Hasan Beyin oğlu Şemseddin Mehmed Bey ve son lahit ise tam belli olmayıp Sahip atanın torunlarından biri olduğu düşünülmektedir. Lahitlerin üzeri muhteşem çinilerle kaplanmıştır. İlk üç lahit yani sahip ata ve oğullarının mezarları lacivert cinlerle kaplanmış üzerlerinde kabartma şeklinde ayet ve kitabe yazıları yer almaktadır. Diğer üç lahit ise yeşil ve lacivert çinilerle kaplanmış olup geometrik desenlidirler.

Başta ve büyük olarak ele alınan Sahip Ata kabrinin başucundaki kitabede Peygamber efendimizin: “Âdemoğlu ölünce ameli kesilir. Yalnız devam eden sadakası faydanılan ilmi kendisine dua eden çocuğu varsa hayırlı amel devam eder.” Ayakucunda ise “Merhum ve mağfur Hüseyinin oğlu Sahib-i muazzam Fahreddin Ali 684 yılı şevvalin sonlarında fena darından beka mülküne göçtü Allah kabrini nurla doldursun” ifadesi yazılıdır. Lahitte baş tarafın alt sırasından başlayarak Bakara Suresinden Ayet-el Kürsi 256. ayetin sonuna kadar ve bittiği yerden başlayarak Amenerresulü 286. ayetin sonuna kadar devam eder.

Diğer iki sandukada ise aynı şekil besmele ve Ayet-el Kürsi ile başlar 256. ayetin sonuna kadar devam eder. Bundan sonra, Sure-i Al-i İmran’dan 18. ayet ile 19. ayetin ilk durak yerinde biter ve Nisa suresi 100. ayetin durak yerinden sonuna kadar devam etmektedir. Sahip Ata’nın ayakucundaki Melike Hatun’a ait olan lahitin baş kısmında yazı yer almaz. Ayakucunda ise “bu kabir 691 senesi Şabanının ortasında ölen Hüseyin oğlu büyük sahip Ali’nin kızı Seyide ve Masume Melike Hatundur. Allah ikisinin kabirlerini de pür nur eylesin” ifadesi yazılıdır. Kalan harflerden anlaşıldığı üzere etrafını diğer sandukalarda olduğu gibi Ayet-el Kürsi’nin çevrelediği anlaşılmaktadır.

Diğer iki sanduka da yazı olmayıp, lahitler süslemesizdir. Ancak anlaşıldığı üzere mevut çiniler değişik nedenlerle yok olduğu ve onun yerine imitasyonu yapıldığı anlaşılır. Sahip Ata ile Oğullarının Hayat ve Eserleri adlı eserde Ortada yer alan lahitte ilgili olarak şöyle bir ifade geçmektedir. “1313 Malî senesinde beşinci merkatte şu kitabenin bulunduğunu Ahmet Tevhit beyefendi üstadımız bize bildirmektedir. ‘ Hüseyin oğlu Ali oğlu Mağfur, Sait, Şehit, maktul Şemsettin Muhammet 686 senesi cemaziyelevveli yahut ahirin iptidasında ölmüştür’.” İfadesi yazılıdır.

Lahitlerin üstünü örten Kubbede tuğlaların farklı dizimiyle oluşturulmuş balıksırtı motifi yer alır. Kubbenin orta göbeğinde beş kollu yıldızın etrafında ise lale motifleri ile geometrik motiflerle arasında “Muhammed, Ebûbekir, Ömer, Osman Ali” yazılıdır. Kubbe eteğinde ise altta ve üstte iki ince geometrik şerit arasında geniş bir bordür yer alır bordürün alt kısmında ayet frizi uzanırken üst kısmında altı yapraklı çiçek motiflerinin yer aldığı ve onunda üstünde palmet ve geometrik süslemelerin yer aldığı bir süsleme hâkimdir. Bu ayet frizinde Besmele ve Al-i İmran süresinden18, 26 ve 27. ayetler tamamen 19 ve 28. ayetlerin de ilk durak yerlerine kadar yazılıdır. Kubbeye geçiş elemanları pencere etrafları papatya desenli ince şeritlerle üçgen ve kare şekiller oluşturulmuştur. Türbenin beden duvarları hankahtaki gibi altıgen çinilerle kaplanmıştır. Hankaha bakan hacet penceresinin üzerinde yer alan sivri kemerli pencerenin kafesinde geometrik geçme ve aralarında Mührü Süleyman ve merkezinde palmet motiflerinin yer aldığı sekiz kollu yıldızlar yer almaktadır. Pencereyi palmet ve rumili bir bordür daha sonra damalı bir bordür çevreler. Köşe dolgusunda palmet ve rumilerin yer aldığı bir bezeme yer alır. En dışta üç yönden geometrik bir bordür çevreler. Bu bordürle bitkisel köşe dolgusu arasında yer alan kitabelik alanında yer alan yazıda ise Firdevs Tosi’nin şu mısraları yazar. “Adil Tanrıya Tapmayı adet et geçen güdende endişe et” ifadesi yazılıdır.

KAYNAK: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ