DARENDELİ HASAN RIZA PAŞA TÜRBESİ – DARENDE / MALATYA

DARENDELİ HASAN RIZA PAŞA TÜRBESİ – DARENDE / MALATYA

    Darendeli Hasan Rıza Paşa, önemli bir devlet adamıdır. Birçok belgenin Hasan Paşa adı ile kaydedilmiş olduğu görülmektedir. Ancak asıl adı Hasan Rıza’dır. Cebecizâde Mehmet Paşa’nın torunlarındandır. Hasan Rıza Paşa, Bursa-Kocaeli Mutasarrıflığı ile Halep ve Anadolu (Konya) Valiliği yapmıştır. Halep’de iken Zekeriyya (a.s.) Camii’ni tamir ettirmiştir. Aynı devirde 18 Ocak 1823’de Halep Valiliğine tayin edildikten sonra, ceddi Cebecizâde Mehmet Paşa Kütüphanesi’ne her biri ayrı cüzler halinde bulunan bir takım yazma Kur’ân ve kitaplar vakfetmiştir.

KİTAP VAKIFLARI

Kitap ya da Kur’an, vakfına cevaz verilen menkullerdendir ve eskiden beri süregelen vakıf türlerinden biridir. Diğer vakıflarda olduğu gibi bu vakıf türlerinde de esas olan gaye Allah’ın rızasını kazanmaktır. Görünen maddî amaç ise kitap okumak istediği halde parasızlık ya da diğer imkânsızlıklar nedeni ile kitaba ulaşamayanlara gereken imkânı sağlamaktır.

   Kitap vakıflarının, vakfedilen kütüphaneden çıkarılıp çıkarılamayacağına dair İslâm hukukçuları arasında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu nedenle kitap vakfiyelerinde kitabın ilgili kütüphaneden çıkarılamayacağı ya da dışarı çıkarılması halinde konulan şartları kaydedilmiştir. Darende’de yapılan kitap vakıflarında da bu şartlar kaydedilmiştir

    Birçok şehir ve kasabada Kur’an ve kitap vakıflarına rastlandığı gibi Darende de dahi bu tür vakıflar bulunmaktadır. Ancak Darende gibi önemli miktarda yazma eserler ihtiva eden kütüphanelerin bulunduğu bir şehirde ilk dönemlere ait vakıf kitaplara rastlanmamaktadır. Burada bulunan vakıf kitaplar on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılda yapılmış olan Kur’an ve kitap vakıflarından oluşmaktadır. Bunlar arasında Cebecizâde Mehmet Paşa, Hasan Rıza Paşa, Yusuf Paşa ve İzzet Hasan Efendi’nin kitap vakıfları, dikkati en çok çeken en önemli vakıflar arasındadır.

HASAN PAŞA İLDEN İLE

Padişah II. Mahmud döneminde, 1816-1817’de Hasan Rıza Paşa Hüdavendigar (Bursa) ve Kocaeli (İzmit) Mutasarrıflığına tayin edilmiştir.

   Hasan Rıza Paşa, bir süre sonra Karadeniz (İstanbul) Boğazı Anadolu Sahillerinin Muhafızlığı şartıyla Karahisar (Afyon) Sancağı Mutasarrıflığına tayin edilerek Beykoz’da ikamete memur edilmiştir. Bu görevde de bir süre kaldıktan sonra, 16 Kasım 1821’de bu defa Akdeniz Sahili Muhafazası şartıyla Biga Sancağına tayin olunmuştur. Bu sırada Anadolu’da bulunan vezirlerin ekserisi Rumeli tarafında Rum eşkıyası meselesi ile uğraşmakta olduğundan erbab-ı tedbir ve mühim işleri yürütmeye muktedir biri olan Hasan Rıza Paşa, Ocak 1822’de Anadolu Eyaleti Valiliğine tayin edilmiştir. Bu görevine başladıktan bir süre sonra, Halep ve Rakka Valisi Behram Paşa’nın Akka taraflarına gittiği esnada Halep Eyaletinin muhafazası ile görevlendirilmiştir. Ancak Behram Paşa’nın görevini suiistimal ettiği ileri sürülerek görevinden azledilmesi üzerine, Hasan Rıza Paşa, 18 Ocak 1823’de Halep Valiliğine, 18 Ramazan 1238/29 Mayıs 1823’de Karaman (Konya) Valiliğine tayin olunmuştur. Bazı kaynaklarda bu tayinler küçük faklılıklarla verilmektedir.

   Hasan Rıza Paşa, daha önceki uyarılara önem vermemiş olacak ki Karaman Valiliği esnasında halka zulmettiği ileri sürülerek 2 Haziran 1824’de vezirlik unvanı geri alınmış ve Darende’de ikamete tabi tutulmuştur. Bir rivayete göre bu esnada Hasan Rıza Paşa’nın kardeşi de kendisi ile birlikte zorunlu ikametle Darende’ye gönderilmiştir. Bazı kaynaklarda onun daha sonra tekrar vezareti geri verilerek bu defa 1241/1728’de Niğbolu Muhafızlığı’na tayin edilmiş olduğu ve daha sonra vefat ettiği bildirilmektedir.

    Hasan Rıza Paşa’nın mezarı, Cebecizâde Mehmet Paşa Külliyesi’nin içinde ve Cebecizâde Mehmet Paşa’nın eski kütüphanesi ile aynı adı almış olan yeni halk kütüphanesi arasında bulunan bahçedeki türbe içerisindedir. Türbe, duvarları taştan yapılmış, kare planlı, etrafı açık, sivri kemerlerin üzerine oturtulmuş kubbeli bir yapıdır. Türbenin içerisinde iki kabir bulunmaktadır. Bunlardan kuzey tarafında bulunan kabir, Hasan Rıza Paşa’ya aittir. Hasan Rıza Paşa’nın mezarının ayakucu tarafında bulunan mezar kitabesi şöyledir:

HASAN RIZA PAŞANIN KABİR KİTABESİ

Fena deştinde kimdir sıhhat-ı hulvunda eyleye hempâ

Esir derd ü hicrân olayım a’lâ ü ger ednâ

Sipihr-i ğadr-pişe daim eyler böyle endişe

Çeküb san’atla ağuşa ider çok celîler hemrâ

Şeh u mir u şebâb u şeyh u tıfl u rical ü nisâ

İçüb dest-i felekden câm medhûş oldılar hayfâ

Bu dehrin dest-i ğadrından bir gûnâ nûş iden bâde

Derende hânedânı Hazret-i Seyyid Hasan Paşa

Fezâyı ah u vâveylâda koydı semt ü etbâ’ın

Çekildi kûşına dâru’l-bekâyı eyledi me’vâ

Bu hükm-i mübreme bir çâre bulmuş olmamış âlem

İde mağfûr o zâtı lütf u ihsânı ile mevlâ

Üç ihlâs-ı lillâhı Kâmil düşdi, târîh-i ğammu’l-vedâ

Hasan Paşa seyrân-ı Adn-ı Me’vâ eyledi hakkâ

Sene 1250(1834)

KİTABENİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE BİZLERE ÖĞÜTLERİ

Bu yalancı dünya çölünde güneşin sıcağının kavurduğu, susuzluk çektiğin bir anda seninle arkadaşlık eden kimdir? Gerçek arkadaşın odur.

Dert, sıkıntı ve ayrılıklar elinde esir olanın, rütbesi yukarı olsa ne olur, yerlerde sürünse ne olur. Dünya rütbeleri geçicidir.

Rütbesi olup, dünyada makam sahibi olanlar, insanlara hükmedenler elbette sıkıntıya düşmek konusunda endişe çekerler.

Hüner sahibi olanlar;  hayatın zorluklarından Allah’a sığınmalı, çünkü insan birçok bela ve zorlukla karşı karşıya kalır.

Padişahlar, ihtiyarlar, büyük mevki sahipleri, gençler, çocuklar, erkekler ve kadınlar, feleğin elinden içtikleri bade ile mest oldular, dünyayı baki sandılar ne yazık ki…

Bu dünyanın vefasızlığının elinden renkli renkli badeler içenler elbette ölümü tadacaktır. Yani bu dünya fanidir, her konan göçecektir.

Darende’nin seçkin ailelerinden büyük insan Seyyid Hasan Paşa da,

Arkasında akrabalarını, çocuklarını, tanışlarını, memleketini ağlamaklı ve gözü yaşlı bıraktı ve bu dünyadan göçtü.

 Ahiretin makamlarından cennetin bekâ âleminin köşesini kendine yurt edindi.

Allah’ın ölüm hükmüne bu dünyada hiç kimse bir çare bulamamıştır. Âlemde her şey ölümlüdür. Hasan Paşa da ölümü tatmış, toprağa yatmıştır.

İnsanlara ve etrafına yardımlarda bulunan, hayır sahibi bu zata, Cenab-ı Allah’ta ihsanda bulunup, günahlarını affeyle, bağışlaya.

Allah rızası için ruhuna üç ihlâs suresi okuyun, bu tarih kitabesini şair Kâmil yazdı ve bu gamlı vedayı/üzüntülü ayrılığı ebced hesabıyla tarih olarak şiir diliyle hicri 1250 yılını ifade etti.

Darendeli Hasan Paşa Adn Cennetlerinde seyran eylemek üzere Hakk’a yürüdü, Mevla’sına kavuştu.

Ruhu için el-fatiha.

Hicri: 1250, Miladi: 1834

Hasan Rıza Paşa’nın baş tarafında bulunan kitabesi ise şöyledir:

“Hâzihi türbetü’l-merhûm ve mağfûrun leh Darendevî Es-Seyyid Hasan Rıza Paşa rahmetullahi mâ yeşâ. Ruhıçün el-Fâtiha”.

Türbe içinde ve Hasan Rıza Paşa’nın kabrinin güney tarafında ikinci bir mezar bulunmaktadır. Bu mezar, kardeşi Mehmet Ramiz Bey’e aittir. Hasan Rıza Paşa’nın bulunduğu türbenin kuzey dış tarafında ise, oğlu Mehmet Nazif Bey’in kabri bulunmaktadır.

Hacı Hasan Mahallesinde hanedan-ı belde olarak Kaftan Ağası Mustafa Ağa adında bir kişi de ikamet etmekteydi. İbrahim Paşa mezarlığındaki bir mezar taşı kitabesinde;

“Hüve’l-bâkî, Darende eşrâfından Hasan Beyzâde Mustafa Efendi’nin zevcesi Hadice Hanım ruhuna el-Fatiha 1221(1806)” kaydı bulunmaktadır. Kitabede adı geçen Mustafa Efendi, Hasan Rıza Paşa’nın diğer oğlu, o da yukarıda adı geçen Kaftanağası Mustafa Ağa ile aynı kişi olabilir mi bilemiyoruz.

Kaynak: Darende Haber