BAFA GÖLÜ – MİLAS / MUĞLA

Bafa Gölü (Çamiçi Gölü olarak da bilinir, eskiden Vafi Denizi), Ege Bölgesi’nin en büyük gölü.

Bafa Gölü, Büyük Menderes Nehri deltasının güneydoğu kesiminde, Menteşe Dağlarının içine sokulmuş sığ bir tatlı su gölüdür. Yaklaşık 60 km²’lik yüzölçüme sahip olan Bafa Gölü’nün denizden yüksekliği 2 metre, en derin bölümü 21 metre, uzun ekseni 16 km ve en geniş yeri 6 km’dir. Aydın ve Muğla il topraklarında yer alır. Eski zamanlarda Ege Denizi’nin bir parçası olan göl Büyük Menderes’in taşıdığı alüvyonlar ile birlikte, kıyıdan kilometrelerce içeride kalmıştır. Bugün Büyük Menderes Nehri’nin Ege Denizi’ne döküldüğü alandan yaklaşık 17 km uzaklıktadır.

GEÇMİŞİ

Büyük Menderes eskiden Latmos Körfezinde denize dökülüyordu. Bugün göl kıyısında yıkıntıları bulunan tarihi Herakleia ya da Herakleia Latmos kenti de bu körfezin doğu kıyısında yer alıyordu. Nehrin taşıdığı alüvyonların birikmesiyle Latmos Körfezi önce tuzlu göl haline geldi. Doğal set gerisinde toplanan fazla sularla düzeyi yükselince, kuzeydeki sığ Çerçen Koyu’nu kaplayarak alanını genişletti. Fazla suyunu batı ucundaki bir gideğenle Büyük Menderes Nehri’ne akıtarak yavaş yavaş bir tatlı su gölüne dönüştü.

Göl 1978 yılına kadar bir ailenin mülküyken bu tarihte hazineye devredilmiştir.

COĞRAFYA

B. Menderes deltasının gelişimi ile antik zamanlardan günümüze Bafa Gölünün oluşumu

Gölün kıyıları, Ege Denizi’nin kıyıları gibi girintili çıkıntılıdır. Bu özellik göle ayrı bir güzellik verir. Doğal set gölü olan Bafa Gölü’nde birçok küçük ada vardır. Bazılarında tarihsel yapı kalıntıları bulunan bu adalardan başlıcaları Hayaletada, İkizada ve Menet Adasıdır. Göl kıyısında ise, antik liman kentleri Herakleia ve Pyrrha’nın kalıntıları bulunur. Çevresinde manastırlara ve tarihî mağaralara rastlamak mümkündür.

Gölün kıyısında oldukça bakımlı zeytin ağaçları vardır. Bunlar yer yer yoğunlaşarak çevredeki dağların yamaçlarında, maki türleriyle karışır. Gölün kuzey bölümü oldukça dağlıktır. Burada makiler daha yoğundur.

Söke-Milas yolu, gölün güney kıyısını izler. Burada turistik tesisler ve kamp alanları vardır. Gölün çevresindeki başlıca yerleşimler doğusundaki Kapkırı ile batısındaki Serçin köyleridir.

EKOLOJİ

Türkiye’nin önemli kuş cennetlerinden biridir. Bafa Gölü’nün Balat Ovası’na bakan batı kıyısı, sonbahar ve ilkbaharda göçmen kuşların konakllayıp üredikleri sığ bir alandır. Bir balıkçılık kooperatifinin faaliyet gösterdiği gölde, avlanan balıklar ve kerevitler yakın zamana değin ihraç edilirdi.

Bafa Gölü, 1994 yılında Tabiatı Koruma Alanı ilan edildi. Buna karşın, göle dökülen nehir sularının azaltılması ve kirletilmesiyle değişen kimyasal içeriği ve azalan oksijen miktarı yüz binlerce balığın ölmesine ve ekosistemin geri dönülmez bir kavşağa sürüklenmesine neden olmuştur. Bunun dışında, gölle bağlantısı bulunan Büyük Menderes Nehri’nin bağlantısının gölden tamamen koparılması ve gölün çevresine kurulmuş zeytinyağı fabrikalarının atıklarının arıtılmadan göle dökülmesine göz yumulması felakete davetiye çıkarmıştır.

Muğla iline 108 km, Milas ilçesine 39 km uzaklıkta olan KAPIKIRI, Bafa Gölü kıyısında yer alan ve çeşitli medeniyetlerin bölgede bulunmuş olduklarını görebileceğiniz kalıntılara sahip bulunan bir köy olarak Heraklia kentinin üzerine kurulduğundan Antik kent ile köy iç içe geçmiştir.
HERAKLİA, eskiden Latmos adı ile anılırken, Beşparmak Dağlarının ise şekli 5 parmağa benzediği için bu ismi aldığı söylenmektedir.
Heraklia, Latmos ( Beşparmak) dağlarının denize dik inen güneybatı eteklerinde eski Latmos körfezinin en ucunda yer almaktadır. Milas – Söke karayolunu takip ederek Çamiçi köyünden sonra eski kentin üzerine kurulmuş olan Kapıkırı köyü’ne ulaşılır.
Doğanın tarihle buluştuğu bu noktada göl kenarındaki Kapıkırı köyü içinde bulunan Heraklia antik kent kalıntıları tüm bölgede görülmektedir. Uzun süre Bergama Krallığı ve Roma İmparatorluğunun egemenliğinde kalmış olan Heraklia Antik Kent’inden kalanlar olan Kaya mezarları, Athena tapınağı, şehir surları, agora dağınık bir şekilde Kapıkırı’ya yayılmıştır. Kapırırı’da, Göl’ün içinde bulunan Ada’lardaki harabelerin Bizans döneminden kalan manastırlara ait olduğu ve endemik kuş türlerinin de üreme noktaları olduğu söylenmektedir. Bafa gölü üzerinde tekne turu yaparak adaları daha yakından görebilmek mümkündür.
Kapıkırı Köy’ü Bafa Göl’üne tepeden bakan bir yamaca kurulmuştur ve lkokulun bulunduğu alan çok katlı Helenistik agoradır. M.Ö. 3.yy’da Antik kent, Büyük İskender’den sonra gelenler tarafından bir süre yönetilmiştir. Bu dönemde deniz ticareti sayesinde gelişmiş ve eski Latmos’un hemen yanında yeniden inşa edilmiştir. Yeni kurulan kente, Helenistik dönemin de etkisiyle Herakleia adı verilmiştir. Bu dönemden itibaren kent, ” Latmos Eteğindeki Herakleia” olarak anılmaya başlanmıştır. erakleia Antik Kent de çeşitli yerlere dağılmış durumdaki mezarların sayısının 2500 kadar olduğu saptanmıştır. Çoğunluğu kayaya oyulma sanduka şeklindeki mezar nişlerine rastlanmıştır. Heraklia’da mezarlar daha çok birbirine bitişik ve yan yana olarak kayalara oyulmuş olarak her birinin üzerinde ayrı bir kapak vardır. Mezarlardan bazıları ise kıyıya çok yakın ve göl üzerindeki kayalara oyulmuş durumda bulunmaktadır. Herakleia’ da bulunan ve kenti çevreleyen surların çevre uzunluğu 6.5 km olarak 65 gözetleme kulesi ile takviye edilmişlerdir. Düzgün kesme taş bloklardan usta bir işçilikle örülmüş olan sur duvarları iyi korunmuş durumdadır. M.Ö. 287 yılında Lysimakhos tarafından yaptırıldığı sanılan surların yüksekliği 5.5 m. kadardır. Kent çok engebeli bir arazi üzerine kurulmuş ve etrafı kule ve sur’larla çevrilmiştir. Antik Kent’i çevreleyen surlardan Heraklia’nın büyüklüğü görülebilmektedir, Günümüzde, bir çok bölümü ayakta duran surlar da en az tapınak duvarları kadar sağlam yapılmıştır. Kulelerden kulelere geçiş için yapılmış olan yollar bugün de köylüler tarafından kullanılmaktadır, Heraklia, Hippodamik stilde, yani birbirini dik kesen caddelerin meydana getirdiği satranç tahtası desenli bir plan üzerine kurulmuştur.
Herakleia’nın bilinen tarihi MÖ.7. ya da 8. yy’a kadar uzanmaktadır. Hellenistik ve Roma Dönemlerinde deniz ticareti ile zenginleşmiştir. Bizans döneminde ise piskoposluk merkezi olarak kullanılmıştır. Heraklia Antik Kent, Hellen standartlarında inşa edilmiş ve düzenli bir plana sahiptir.
Yabancı turistler, Olta balıkçılığı, doğa yürüyüşü, kampçılık, botanik turu, kuş gözlemi, manzara izleme gibi aktiviteleri gerçekleştirmek için bölgeye gelmektedirler
Kapıkırı Köyü ziyaretinizde, Heraklia AntikKent kalıntılarını görmenin yanısıra, Bafa Gölü kıyısında ve dağlarda yürüyebilir, köyde yaşayan kadınların yaptıkları ve sattıkları el işlerinden alabilirsiniz. Köy’de yerli halkın yanısıra Hollanda ve Alman vatandaşlarından ev alarak yerleşenler bulunmaktadır.

Kaynak: Vikipedi