20 Temmuz 2024
Ören Yerleri

İASOS ANTİK KENTİ – MİLAS / MUĞLA

   Milas’tan yaklaşık 27 km uzaklıkta bulunan, az bilinen tarihi mekândır Kıyıkışlacık.

Kentin en üst noktasındaki kale, Hıristiyanlık döneminden kalmadır. Tepe noktasından Kıyıkışlacık koyu içinde suların üstünde bir bölümü bulunan mendirek-fener yapısı izlenebilir. Bu mendireğin karşı tarafında başka bir mendirek daha varmış ama zamanla yıkılmış. Günümüzde bu mendirekten eser kalmamış. Antik çağların gümrük binası olarak kullanılıyormuş. Güllük (Mandarina) koyunun her iki yakası mendirek ile kapatılıp sağ ve sol yanında iki gümrük binası yer almaktaydı. Günümüzde bu binalardan sadece bir tanesini görmek mümkün olabiliyor.  İki binanın arasında bulunan kalın bir zincir istenmeyen gemilerin limana girmesine engel olurdu.

   Yunan kuruluş efsanesine göre İasos, Argos’tan gelen Peleponnessoslular tarafından kolonize edilmiştir. Onların bu gelişine karşı konulamamıştı ve Karia’nın yerel halkı, bu işgalden dolayı çok eziyet çekmişti ki sonunda çareyi Miletos’un kurucusu olan Neleus’un oğlundan yardım istemekte bulmuşlardı. Bu sefer de şehir, Miletoslular’ın akınıyla dor yerine İonlulaşmaya başlamıştı. Argoslular tarafından yapılan yerleşim, büyük olasılıkla tarihe uygundur. Homeros, Argos’a İason sıfatını vermiştir ve Peleponnessos ‘ta İasos adında küçük bir şehir vardır. Kolonicilerinin liderinin adının da, sonradan İasos olduğu tahmin edilmektedir ve bu kişi, İasos paralarının üzerinde kurucu sıfatıyla tasvir edilmiştir; bu ilginç durumla ilgili, onun alışık olunduğu gibi mitolojik bir kişi olarak kabul edildiğinden başka çok az delil vardır. Yapılan son kazılarda, orta bronz çağı tabakalarındaki yapıların içinden çok sayıda minos seramiği ele geçmiştir; bunlar, Miletos’ta da olduğu gibi, Girit’le bir bağlantıları olduğuna dair arkeolojik kanıttır… Strabon İasos’un anakaraya yakın bir adanın üzerinde yer aldığını söyler. Bugün bu ada, sığ bir kıstakla anakaraya bağlanmıştır ve antik dönemde de böyle olması pekâlâ mümkündür; ada kelimesi, bazen de bir yarımadayı belirtmek için kullanılmıştır. Eskiler için İasos, tüm görünümüyle bir ada -şehirdir ve anakarada, 3.22 km uzunluğundaki bugün de ayakta olan tahkimat duvarlarından başka hiçbir şey yoktur… Yunan yerleşiminin adada olduğu kesindir. Önceleri, şehrin M.Ö. 5.yüzyıla kadar anakarada, güzel duvarlarla korunan alanda olduğu ileri sürülmüştür; fakat adada arkeologlar tarafından bulunan yapılar ve seramikler, şehrin myken hatta çok daha erken dönemden antik dönemin sonuna kadar burada yerleşmeye devam ettiğini göstermiştir… Neleus’un oğlunu da içine alan kuruluş efsanesi, Argos kolonizasyonunu (M.Ö. olmalı, b.n.) 9. yüzyıl civarında bir yere yerleştirir. Arkeologların keşifleri, bu kolonizasyondan çok uzun bir süre önce şehirde medeni bir yerleşimin olduğunu gösterir; Yunanlılar’ın gelişine çok içerlemiş ve şiddetle karşı koymuş olmalarının sebebi bu olmalıdır.

   Bundan sonra, şehir hakkında M.Ö. 5. yüzyılda Delos Birliği’ne kaydedilişine kadar hiçbir şey bilmiyoruz. Birliğe ödediği vergi miktarı, aynı mylasa gibi, bir talent olarak belirlenmiştir. M.Ö. 425 yılında, vergi miktarları yeniden gözden geçirildiğinde, İasos’un ödeyeceği miktar da üç talente çıkarılmıştı; fakat bunun gerçekten ödenip ödenmediğini bilmiyoruz. M.Ö. 412 yılında şehir, büyük bir felaketle karşı karşıya kalmıştır. O sıralarda Spartalılar ve persler birleşerek Atinalılar’a karşı harekete geçmişti; Hâlbuki hâlâ Atinalılar’ın müttefiği olan İasos’u, büyük krala karşı ayaklanan pers soylusu, Amorges ele geçirmişti. Bunun üzerine satrap tissaphernes, Sparta amiralini İasos’a saldırması için ikna etmiştir. Gelen gemileri Atinalılar zanneden İasoslular, büyük bir sürprizle karşılaşmışlar ve şehirleri ele geçirilerek yağmalanmıştır. Tukidides, kasaba eskiden beri zengin olduğu için yağmanın çok bereketli olduğunu söyler. Bir talent vergi büyük bir zenginlik işareti olarak görünmese de, tuzlu balık ticareti, klasik dönem Yunanistan’ında çok kârlı bir iştir ve yakın zamanda yapılan kazılar, zenginliğin derecesini gözler önüne sermektedir. Şehir -her ne kadar Tukidides kasaba ya da yer dese de- işgal edildikten sonra Amorges ve köle ya da hür tüm esirlerle birlikte tissaphernes’e teslim edildi; tissaphernes de esirlerin her biri için bir altın stater ödemeyi kabul etti.

   İasos’ta erkek çocukların gimnasiumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmaları bir gelenekti. Bu sırada kıyıya yanaşan yunus, çocuklardan birini sırtına alıp, açıklara götürüyor ve sonra yeniden kıyıya bırakıyordu. Bir anlatıya göre bu öyküyü duyan İskender, çocuğu Babil’e getirtip deniz tanrısı Poseidon’un rahibi yapmış. İasoslular bu olaydan, M.Ö. 3. yüzyılda çıkarılan madeni paralarında, kolunu yunusun sırtına atmış biçimde yüzen çocuk tasvirine yer verecek kadar etkilenmişlerdir. İasos antik kentinde 1960 yılından bu yana İtalyan Arkeoloji Heyeti’nce düzenli kazılar yapılmaktadır. Bu kazı çalışmaları sonucunda birçok eser ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan agoraya kemerli bir kapıdan geçilerek girilir. Roma Dönemi’nde inşa edilen agoranın dört tarafı revaklarla çevrilidir. Agoranın güney batısında bouleterion yapısı yer alır.

  Kent meclisi olarak kullanılan yapı daire biçimli orkestra ve onun arkasında yer alan dört merdivenle üç bölüme ayrılmıştır. Oturma sıralarının altı tonozlarla desteklenmiştir. Agoranın doğu köşesinde 17 x 13 m. boyutlarındaki önü sütunlu dikdörtgen planlı yapı Caesareon olarak tanımlanır. Agora içinde yapılan kazılarda elde edilen buluntular Orta Bronz Çağına kadar gitmektedir. Agoranın etrafını saran stoalar bulunan yazıtlara göre M.S. 130 yıllarında yapılmıştır. Agoranın güney batı köşesindeki geniş düzlükte Artemis Astias Tapınağı yer almaktadır. Tiyatro, kentin ortasında yer alan yükseltinin kuzey doğu yamacında kurulmuştur. Tiyatronun skene binası cephesi yaklaşık 61 m. dolayındadır.
   Hellenistik Çağ orijinli tiyatronun günümüzde Roma Döneminde yapılan tadilat ve eklentileri görülebilir. Orta Çağ kalesi kentin en yüksek kesiminde ve tam ortasında yer alır. Yaklaşık kareye yakın bir plana sahip kalenin, kalınlığı 2 m.yi bulan duvarları vardır. Oldukça sağlam yapı içinde bir de sarnıç bulunmaktadır. Liman, yarımada ile kara arasında yaklaşık 850 m. uzunluğundadır. Liman ağzında yer alan kule mendirek kulesi olup, bir Orta Çağ yapısıdır. Bunun karşısındaki diğer kule yıkılmıştır. Kullanıldıkları çağlarda her iki kule arasına zincir gerilmek suretiyle istenmeyen tekneler limana alınmazdı.

Kaynak: Vikipedi