21 Haziran 2024
Mesire Yerleri

MUNZUR GÖZELERİ – OVACIK / TUNCELİ

      Tunceli denildiği zaman akla hemen Ovacık’ın bağrından doğmuş ihtişamlı görüntüsüyle Munzur gelmektedir. Burası öyle bir yer ki buraya gelip de etkilenmemek mümkün değil. O asi Munzur ırmağının doğduğu noktada yer alan “Munzur Gözeleri“, ülkemizdeki ender ve etkileyici doğa harikalarından birisi. Munzur, doğal bir güzellik olmakla birlikte aynı zamanda bölge için bir inanış merkezi. Bu nedenle buraya ayrıca bir değer verilir, kirletilmemeye gayret edilir ve her daim çıralar dualarla yakılır.

      Munzur Gözeleri Tunceli’nin Ovacık ilçesinde yer almaktadır. Şehir merkezine yaklaşık 80, Ovacık ilçesine ise yaklaşık olarak 15 km uzaklıkta yer almaktadır. Aynı zamanda ilçeden dolayı “Ovacık Gözeleri” olarak da adlandırılmaktadır.

Tunceli merkeze yaklaşık olarak 80 km uzaklıkta olan Munzur Gözeleri ya da bir diğer ismiyle Munzur ülkemizde henüz tam olarak keşfedilmemiş ve gerçek değerini bulamamış yerlerden yalnızca biridir.

     Munzur Çayı coşkuyla akan suyuyla ve oluşturduğu muhteşem görüntülerle büyüsünü tüm Munzur Vadisi boyunca sürdürüyor. Munzur Gözeleri’ne giderken yabani hayvanlara rastlamanız mümkündür.

    Munzur Gözeleri hem endemik bitki çeşitleriyle hem de yer yer oluşan şelaleleri ile ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. Munzur Çayı‘nın yanında oturup yeşilliğin içinden akan mavi suyun gürültüsünde bile kendinizi sakinleştirici bir ezginin akışına kaptırıyorsunuz.

MUNZUR BABA EFSANESİ

    Zamanın birinde bir pir varmış, onun da bir tek kızı. Kızı bir gün ölür. Dede birkaç gün üst üste kızını rüyasında görür. Kızı, “Baba” der “Benim mezarımı aç. Bende bir emanet var onu al.” Dede gördüğü rüyayı taliplerine anlatır. Bunun üzerine karar verilip mezar açılır. Kızın tabutunun içerisinde beşiğe benzer bir şeyin içerisinde bir çocuk şahadet parmağını emmektedir. Çocuğu oradan alırlar. Dede rüyasında tekrar görür kızını. Kız, rüyasında babasına, “Çocuğun adını ‘Munzur’ bırakın.” der.

     Gel zaman git zaman Munzur, yedi yaşına gelir ve Tunceli’nin Ovacık İlçesine bağlı Koyungölü civarında yaşayan bir ağanın koyunlarını gütmek için yanında çobanlık yapmaya başlar.

    Munzur’un ağası hac zamanı geldiği için hacca gitmiş. Ağasının hacda olduğu bir gün Munzur ağanın hanımının yanına gelir ve;

-Hanımım, ağamın canı sıcak helva ister. Helvayı yaparsan ben kendisine götürürüm, der.

    Ağanın hanımı önce şaşırır, sonra herhalde zavallı çobanın canı helva yemek istiyor, doğrudan söylemeye dili varmıyor, utanıyordur. Ağasını da bahane ediyor. Kendisine bir helva yapayım da yesin, der. Helvayı pişirir, bir bohçanın içine bağlar ve Munzur’a;

-Al evladım götür, der.

   O sırada ağa hacda namaz kılmaktadır. Namaz sırasında sağa selam verirken bir de bakar ki sağ yanında elinde bir bohça ile Munzur dikilmiş duruyor. Namazını bitirip Munzur’a;

-Hoş geldin evladım, burada ne arıyorsun? Nedir o elindeki? der. Munzur’da;

Ağam canın sıcak helva istemişti, onu sana getirdim, der.

    Elindeki bohçayı ağasına uzatır. Ağası bohçayı açar ve bakar ki içinde sıcacık helva paketlenmiş duruyor. Ağa hayretler içinde Munzur’a bir şeyler söylemek için başını çevirdiğinde bir de bakar ki Munzur yanında yok.

     Ağa hac görevini tamamlayıp köyüne döndüğünde komşuları herkes elinde bir hediye ile hacıyı karşılamaya giderler. Munzur’da götürecek başka bir hediyesi olmadığından bir çanağın içerisine koyunlarından bir miktar süt sağar ve bununla ağasını karşılamaya gider.

Ağa Munzur’u görünce yanındakilere;

-Asıl hacı Munzur’dur. Öpülecek el varsa Munzur’un elidir. Önce ben öpeceğim der ve Munzur’a doğru koşar.

Munzur bu konuşmaları duyduğunda;

-Aman ağam Allah aşkına. Böyle bir şey olmaz. Ben yıllarca senin ekmeğinle, aşınla büyüdüm. Sen nasıl benim elimi öpersin. Ben sana elimi öptürmem, der ve kaçmaya başlar.

Munzur önde ağa ve yanındakiler arkasında bir kovalamaca başlar.

    Şimdiki Munzur ırmağının çıktığı ilk yere geldikleri zaman Munzur’un elindeki süt dolu çanak dökülür ve sütün döküldüğü yerde, süt gibi bembeyaz bir su fışkırır. Munzur kırk adım daha atar. Fışkıran bu sulardan bir ırmak meydana gelir. Munzur’un arkasından koşanlar bu ırmaktan öteye geçemezler. Munzur da bu dağlarda kaybolur gider.

    Yöre halkının efsaneleştirdiği Munzur ile Tanrının varlıklı ve sözü geçen kişiler yanında bir çobanın da keramet sahibi olabileceğini, çoban olsa bile Tanrının sevgisine mahzar olabilecek temiz yürekli, imanlı insan olabileceği belirtilmekte, Munzur’u bu inançla efsaneleştirmektedirler.