HANKÂH – BEÇİN – MİLAS / MUĞLA

Orhan Camii’nin kuzey duvarı ile aynı hizada ve doğrultuda bir duvar, batıya doğru devam etmektedir. Düzgün bir bitişme çizgisi, caminin duvarlarından daha ince olan bu duvarın, cami ile çağdaş olmadığını kesin olarak göstermektedir. Orhan Camii’nin kuzeybatı köşesinden itibaren 11m.70cm. uzaklıkta, ikinci bir bitişme çizgisi dikkati çekmektedir. İlk bitişme çizgisinden itibaren, batıya doğru 15m.30cm. devam eden duvar, yaklaşık 100°lik bir açı ile güneye yönelmektedir. Güney yönünde devam eden duvarın yaklaşık 12m.lik kesimi, temizlik ve kazı çalışmaları başlamadan önce seçilebilir durumdaydı. Çalışmalar sonunda tamamı ortaya çıkarılan bu duvarın, hafifçe sola bükülerek devam ettiği ve yaklaşık olarak doğu-batı yönünde uzanan bir başka duvarla bitiştiği görüldü. Orhan Camii avlusunun batı duvarına bitişen ve yüksekliği 2m’yi aşan, doğu-batı yönlü bu duvar, oldukça sağlam durumdadı. Duvarın, caminin avlu duvarıyla birleştiği köşede, en kısa kenarı 1m10cm , en uzun kenarı da 1m70cm uzunluğunda, dörtgen planlı küçük bir mekân vardır. Bu mekân, kuzeyindeki küçük bir avluya açılmaktadır. Orhan Camii avlusunun batı duvarı ile bu küçük mekânın duvarları arasındaki bitişme çizgileri, farklı zamanlarda inşa edildiklerini düşündürmektedir. Penceresi olmayan düzensiz planlı bu mekânın, bir helâ olabileceği düşünülmektedir.

Bir kenarı Orhan Camii’nin batı duvarına dayanan, doğu-batı yönlü dikdörtgen bir plana sahip Hankâh, caminin batı duvarı üzerindeki iki pencereden güneydekinin önünü kapatmaktadır. Bu durumda akla gelen ilk ihtimal, yapının Orhan Camii’nden önce inşa edildiği ve caminin, hankâh yıkıldıktan sonra yapılmış olabileceğidir. Orhan Camii’nin çarpık planı, bu fikri destekler gibidir. Yapının kuzey ve güney duvarlarının Orhan Camii’nin batı duvarına dik açıyla birleşmesi, caminin batı duvarının, Hankâh’ın doğu duvarı üzerine oturtulmaya çalışıldığı izlenimini uyandırmaktadır. Ancak, cami duvarının doğu yüzünde her hangi bir bitişme çizgisinin bulunmayışı ve bu kesimde yer alan pencere, bu varsayımla uyuşmamaktadır

Akla gelen diğer olasılık da şudur: Ahmed Gazi Medresesi ile birlikte, Beçin’in kesme taşlarla kaplı bilinen iki yapısından biri olan bu yapı, 1370’li yıllarda, medresenin de bânisi olan Ahmed Gazi tarafından inşa ettirilmiş olabilir. Yapının, bilinçli bir şekilde caminin batı duvarına yaslandığı ve buradaki pencere aracılığı ile, cami ile hankâh arasında bir ilişki kurulmaya çalışıldığı düşünülebilir. Hankâhın avlusu, yapıyı üç yönden kuşatmaktadır. Avlunun kuzey duvarı, Orhan Camii kuzey duvarının devamı gibidir. Ancak, Orhan Camii’nin kuzey duvarı ile Hankâh’ın avlu duvarı arasında açıkça seçilebilen bitişme çizgisi, avlu duvarının camiden sonra inşa edilmiş olduğunu düşündürmektedir. Avlu duvarının batı ucuna doğru, bir bitişme çizgisi daha vardır. Bu ikinci bitişme çizgisinin avlu giriş açıklığına ait olabileceği akla geliyorsa da, bu fikri destekleyecek bir kanıt yoktur. Bir kavis çizerek güneye doğru devam eden avlu batı duvarının güney yarısı, temel hizasına kadar tahrip olmuştur. Hankâh avlusunun güney duvarının bugünkü yüksekliği, 2m. civarındadır. Duvarın doğu ucunda yer alan ve bir tuvalet olduğunu tahmin ettiğim dörtgen yapı, avluya açılmaktadır. Tuvaletin, Cami’nin avlu duvarına yaslandığı, mevcut bitişme çizgilerinden anlaşılmaktadır.

Hankâh, avlunun güney yarısı içinde yer almaktadır. Avlunun kuzey yarısının doğu kesimi ile Hankâh’ın güneyinde kalan kesimi ve Hankâh’ın içi, 1970’li yıllarda, Prof. Dr. M. O. Arık’ın ekibi tarafından temizlenmiştir. Bu temizleme işlemi yapılırken, Hankâh’ın içindeki ve çevresindeki mezarlardan çoğuna dokunulmamıştır. O tarihlerde Beçin kazı ekibinde çalışan işçiler, avlunun güney kesiminde de mezarlar bulunduğunu söylemektedirler. 1940’lı yıllara kadar mezarlık olarak kullanıldığı anlaşılan bu alanda, Hankâh dışında bazı yapıların varlığı, ortaya çıkarılan temellerden anlaşılmaktadır. Ancak, mevcut duvar ve temel kalıntıları, ait oldukları yapılar hakkında bir fikir verebilecek durumda değildir. Hankâh’ın içinde ve avlunun kuzey yarısında yer alan 10 mezardan yedisi kaldırılmıştır. Kaldırılmaları bir sonraki çalışma dönemine bırakılan üç mezarın da içleri boşaltılmış, ancak, başka bir yapıya ait olabilecekleri düşünülerek, harçla örülmüş duvarlarına dokunulmamıştır 28. Hankâh avlusunun kuzey kesiminde, üç farklı döneme veya yapıya ait olmaları muhtemel bazı temeller seçilebilmektedir. Bu kesimin doğu yarısı içinde yer alan, moloz taşlarla örülmüş temel, kuzey-güney yönünde uzanmakta ve avlunun kuzey duvarına yaslanmaktadır. Bu temel, güney yönünde 4m.50cm. kadar devam ettikten sonra kaybolmaktadır. Duvarın, doğu yönüne mi, yoksa batı yönüne mi döndüğü belli değildir. Ne tür bir yapıya ait olabileceği hakkında da bir fikir edinilememektedir.

Kaynak: Sanat Tarihi Dergisi