17 Nisan 2024
Çeşmeler

DEMİRCİ ÇEŞMELERİ – MANİSA

    Dağın suları çeşitli suyolları ile şehrin sokaklarına dağıtılmış, çeşmelerle halkın istifadesine sunulmuştu. Çeşme mimarisi diye bir yapı biçimi var.

   Hem gelişen estetik zevk hem de suya olan saygı dolayısıyla çeşmelerin çoğu bir sanat eseri görünümü taşırdı.

Beylikler ve Osmanlı döneminde çeşmeler sokak dokusuna bir canlılık ve cazibe katardı. Çeşmenin suyu kadar estetik görünümü de bir şeyler söylerdi.

  Evliya Çelebi 1670’lerde geçtiği Manisa’da üç bin çeşme olduğunu yazar. Sayı abartılı da olsa, şehirde çeşmelerin çokluğunu gösterir. Bu çeşmelerden pek azı günümüze gelebilmiştir.

ÇEŞME MİMARİSİ

    Selçuklulardan başlamak üzere Osmanlı sanatı içinde özel bir “çeşme mimarisi” vardır. Sıradan basit çeşmeler olduğu gibi, çeşmelerin büyük çoğunluğu sanat değeri taşıyan yapılardır. Medeniyet ve sanatımızın bir yansıması da çeşme mimarisidir.

Klasik mimari zevkimizi maalesef her alanda kaybettik. Yeni yapılan camilerimizin pek çoğunda estetik nispetler yok. Evlerimiz tamamen taklit ve güya modern mimari eseri. Bundan çeşmelerimiz de nasibini alıyor.

   Hayır sahiplerimiz çeşme yaptırmak istiyor, fakat gelenek kaybolduğu için ve biraz da ucuza getirmek amacıyla, hiçbir mimari değeri olmayan çeşmeler yapılıyor.

 Manisa’da da durum farklı değil.

KAYNAK: MEHMET DEMİRCİ