ŞEYH AHMED GÜLŞEHRİ TÜRBESİ – GÜLŞEHİR / NEVŞEHİR

Türk tasavvuf şairi olan, Şeyh Ahmed Gülşehri’nin doğum ve ölüm tarihleri çok net değildir. Tarihçiler 1250 .? yılında doğduğunu 1335. ? yılında vefat ettiğini varsaymaktadırlar. Şeyh Ahmed Gülşehri,Türkçenin Anadolu’da bir kültür dili olması için çaba harcamıştır. Yaşamı hakkında yeterli bilgi yoktur. Adının Ahmet olduğu, Kırşehir’de doğduğu sanılıyor. Bir rivayete göre, Mevlâna Celaleddin Rumî’nin ölümünden (1273) sonra Mevleviliği yaymak için Kırşehir’e gönderilerek orada bir tekke kurduğu da ileri sürülmüştür. Tezkirelerde adından övgüyle söz edilen, Yunus Emre’den sonra döneminin en usta şairi sayılan Gülşehrî, asıl ününü Mantıku’t Tayr mesnevisiyle kazanmıştır. Gülşehrî, İranlı şair Feridüddin Attar’dan çevirdiği bu esere, Mevlâna’nın Mesnevi’si, Beydeba’nın Kelile ve Dimne’si, Attar’ın bir diğer eserinden faydalanarak ilavelerde bulunmuştur. Tasavvuf düşüncesini açıkladığı Mantıku’t-Tayr’da yer alan beyitlerde gösterdiği ustalıkla gerçek bir sanatçı olduğunu göstermektedir. Türbenin onarılmadan önceki hali. Yapıtlarında verilen bilgilere ve bunların yazılış tarihlerine göre; Kırşehir bölgesinde yaşadığı, Gülşehir ve Hacıbektaş bölgesine de sık sık gelip gittiği,mantık, matematik, fıkıh ve tefsirle uğraştığı anlaşılmaktadır. 1297 tarihli vakfiye sahibi Süleyman Turmani’nin Gülşehri ile aynı kişi olduğunu ileri sürenler vardır. Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları kayıtlarına göre de Gülşehir İlçesi Çayır Mahallesi 151 ada, 19 Parselde bulunan Şeyh Ahmed Gülşehri Türbesi, Gülşehir Belediyesi tarafından onarılmıştır. Av.Ali İhsan Açıkgöz tarafından  türbe yakınlarına bir çeşme yaptırılmıştır. Türkçeyi ve aruz veznini iyi kullanan bir şair olan Gülşehrî, Yûnus Emre’den sonra çağının en büyük şairlerinden biri olarak kabul edildiği gibi, Türkçenin ileri kültür dili hâline gelmesi için giriştiği çabalarla da tanınır. Gülşehri’nin eserleri Eski Anadolu Türkçesi bakımından çok değerli olduğu gibi, tasavvufi açıdan da önemlidir. Gülşehir İlçesinin en önemli tarihi şahsiyetlerinden sayılan Şeyh Ahmet Gülşehri, Türk edebiyatının Anadolu’daki ilk örneklerini vermiş üç şairinden biridir. Diğer ikisi Yunus Emre ve Aşık Paşa’dır. 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yaşayan Gülşehri hakkında çok az bilgi günümüze ulaşmıştır. Adına Gülşehir ilçesinde anma toplantıları yapılmaktadır. “Konya’da iyi bir eğitim gören Ahmet Gülşehri, Kırşehir’de de uzun yıllar tekke sahibi bir şeyh olarak yaşamıştır.İlhanlı hükümdarı Gazan Han adına yazdığı Farsça mesnevi Felekname de meşhurdur. Kuran ve Mevlana’nın Mesnevi’sinin kaynaklık ettiği Felekname’de tasavvuf ve astronomi konuları işlenmiştir. Ahi Evran hakkında önemli bilgiler içeren Keramat-ı Ahi Evran mesnevisini Türkçe yazan Şeyh Ahmet, ayrıca Kuduri’nin El Muhtasar adlı eserini manzum olarak Türkçeye çevirmiştir. Leyla vü Mecnun ve Aruz-ı Gülşehri eserlerinden sonra, İranlı tasavvuf şairi Feridüddin Attar’ın Mantıkut Tayr (Kuş Dili) adlı manzum mesnevisini Şeyh Ahmet Gülşehri, Türkçe ile Farsçadan daha güzel bir eser yazılabileceğini göstermek amacıyla telif etmiştir. Türkçeye tutkunluk derecesinde sahip çıkan Gülşehri, Türkçeyi beyitlerinde övmüş ve Türkçe yazmakla övünmüştür”(Mustafa Boncukçu). Gülşehirli arkeolog ve Gülşehir tarihi konusundaki çalışmaları ile tanıdığımız Mustafa Boncukçu’ya göre “ Bu değerli şair hemşerimizin Kırşehirli olduğuna dair iddialar da vardır. Ancak Kırşehir’de yaşaması, Kırşehirli olduğu anlamına gelmemelidir. Mahlasından da anlaşılacağı üzere Şeyh Ahmet, Gülşehirlidir. Mezarı ise büyük ihtimal, eskiden halk arasında yatır diye bilinen ve çok saygı duyulan, Selçuklu mimarisi tarzındaki orijinali yakın zamanda yıkılıp yerine yenisi yapılan eski mezarlıktaki türbededir”(Boncukçu). Ülkemizde yayınlanan çok sayıda kaynakta Şeyh Ahmed Gülşehri’nin Kırşehirli olduğu, mezarı ve türbesinin de Kırşehir’de bulunduğu ifade edilmektedir. Bu konuda kesinlik içeren veri mevcut değildir. Ancak “Gülşehri” adını/mahlasımı kullanması ve Gülşehir’de de türbesinin olması Şeyh Ahmed Gülşehri’nin Gülşehir’de ve bölgemizde yaşadığı iddiasını güçlendirmektedir.  Acı olan Anadolu’da Türkçenin yaygınlaştırılması için çabalayan bu değerli büyümüzün hem bölgemizde hem ülkemizde yeterince bilinmiyor olmasıdır.

ESERLERİ: Feleknâme, Mantı-ku’t-Tayr, Aruz Risalesi, Kerâmât-ı Ahi Evran, Kudûrî Tercümesi.

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

Mustafa Özkan ;TDV İslâm Ansiklopedisi (c. 14, 1996) 

Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999).

Mustafa Boncukçu, M.Gülşehir. Org.tr.

www.fibhaber.comhttp://www.fibhaber.com/seyh-ahmed-gulsehri-makale,2509.html En �|�H�U<