18 Nisan 2024
Şehirler ve İlçeleri

PİERRE LOTİ TEPESİ VE İSTANBUL MANZARALARI – İSTANBUL

    Pierre Loti Tepesi, İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde Haliç’e nazır bir tepedir. Tepe adını, 1876 yılında İstanbul’a gelerek buraya yerleşen ve sık sık bu tepedeki bir kıraathaneye gelmesiyle tanınan Fransız roman yazarı ve doğu bilimci Julien Viaud’dan almıştır. Tepenin adını Eyüpsultan Tepesi olarak değiştirmek amacıyla belediye meclisine sunulan öneri pek çok çevreden büyük itirazlar görmüş ve belediye meclisince reddedilmiştir. Tepe ve burada bulunan aynı adlı çay bahçesi İstanbul’a gelen turistlerin de sık sık ziyaret ettiği bir yerdir. Tepeye ulaşım TF2 (Eyüp – Piyer Loti) Teleferik Hattı ile de mümkündür

   Seyir Terasından tarihi doku bir de bu açıdan izlenmelidir. Seyir Terası sadece Eyüpsultan değil, İstanbul ve Haliç’in en güzel manzaralarından birini size sunacaktır. İstanbul’un yedi tepesini hiçbir açıdan bu kadar güzel göremeyeceğiniz muhakkaktır.

   Sol aşağı tarafta Eyüpsultan Kabristanı, Sağınızda Eyüpsultan Külliyesi ve çevresindeki onlarca hayır ve eğitim kurumu, banilerine ait kabirler ile bu manzara içinde görülebilmektedir. Haliç’in karşı kıyısı olan Halıcıoğlu, Sütlüce ve Kasımpaşa da bu doyumsuz manzaraya dâhildir.

PİERRE LOTİ KİMDİR?

   Pierre Loti, Fransız bir romancıdır. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud’dur. “Loti” ismi, Okyanusya seferinde Tahiti yerlileri tarafından verilir. Bu isim, egzotik iklimde yetişen egzotik bir bitkiden gelmektedir.

   17 yaşında Deniz Kuvvetleri’ne giren Loti, mesleğinde rütbe alarak yükseldi. Orta Doğu ve Uzak Doğu’da bolca zaman geçirdi. Deneyimlerini ve gözlemlerini onun kitaplarında okumak mümkündür.

   Pierre Loti, Aziyade kitabını bugünkü Pierre Loti Tepesi’nde İstanbul aşkından dolayı yazmıştır. Loti, İstanbul’a pek çok kez geldi ve geldiğinde Eyüp’te yaşadı. Aziyade kitabı, İstanbul’da tanıştığı Aziyade isimli bir kadının hikâyesini anlatıyor.

   1879’da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye’sinden kesitler veren Aziyade ‘nin (Aziyade) yayımlanmasının ardından 1878’de Mariage de Loti (Loti’nin Düğünü), 1886’da Pécheur d’Islande’la (İzlanda Balıkçısı)’nı yayınladı. Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi’ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti’nin çok yalın bir dili vardı. Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.

   Loti, hayatı boyunca kendini hep bir Türk aşığı olarak tanımlar. 1913’te bile Can Çekişen Türkiye adlı kitabında Batı politikasını eleştirir. Aynı şekilde I. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransa’yı işgalci olmakla suçladı.

    1920’de yazar İstanbul fahri vatandaşı unvanını kazandı. Adı önce bir caddeye, sonra da her zaman ziyaret ettiği bir kahvehaneye verildi. Kahvehane Pierre Loti Tepesi’nde yer almaktadır bu nedenle tepenin adı Pierre Loti olarak kalmıştır.

Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi

Fotoğraflar: Mustafa Gürelli