MENZİL KÖYÜ – KAHTA / ADIYAMAN

MENZİL KÖYÜ – KAHTA / ADIYAMAN

Menzil, Adıyaman ilinin Kâhta ilçesine bağlı bir köydür

MENZİL HAKKINDA BİLGİLER

Menzil Köyü Adıyaman ilinin Kahta ilçesine bağlıdır. Tüm Türkiye’de tanınan bir köy olmasının sebebi ise Efendimiz’in (asm) soyundan gelen zâtların bu köyde yaşıyor olması ve bu zâtların Şahı Nakşibend Hazretleri tarafından kurulan Nakşibendi Tarikatı’nın silsilesini devam ettiren misyonu üstlenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.

MENZİL KÖYÜ

Köyün her gün yüzlerce insan tarafından ziyaret edilme sebebi de yine bu misyona dayanmaktadır. Menzil Köyü, Adıyaman il merkezine 75 km. uzaklıkta yer almaktadır. Köyün genel olarak temel geçim kaynağı  tarım ve hayvancılığa dayanır.

Köyde çay evi, pastane, lokanta ve fırın da bulunmaktadır.

Adıyaman Kahta Menzil (Durak) Köyü, hafif karasal iklimin etkisi altındadır. Kışlar serin, yazlar ise sıcak geçmektedir.

NAKŞİBENDİ TARİKATI – MENZİL CEMAATİ

Adıyaman’ın Menzil Köyü’nde bulunması hasebiyle adı Menzil Cemaati olarak benimsenen oluşumun tarihi esasen, Sevr mağarasında Efendimizin (asm) Hz. Ebubekir Sıddık’a; (r.a.)  dilini damağına daya, gönlünü gönlüme daya ve “Allah de!” İhtarıyla başlayıp asrı saadet medeniyetini bütün güzellikleriyle berraklığından, saffetinden ve arı duruluğundan zerrece bir pâye kaybetmeksizin yansıtan, elden ele gönülden gönüle zaman ve mekânın ötesinde bir seyir ile gelen, Şahı Nakşibend Hazretleriyle birlikte özünden birşey kaybetmeden ve çatısı bozulmadan, modern tabirle kurumsallığını kazanmış olan, sonraki nesillere devretmek suretiyle günümüze gelen ve gidecek olan tasavvuf ekolünün, yine kendi ifadeleriyle emanetçisi oldukları manevi bir terbiye ocağı olmasına dayanmaktadır.

Dini güzel yaşama sanatı olarak tarif edilen tasavvuf ekolü geleneksel dilde “tarikat” diye tabir edilen kavramı kapsamaktadır. Tarikatler bu yönüyle beraber, Tarih boyunca medeniyetlere yön vermesi, ve batının modern kültlerine öykünmeyen kararlı duruşu vesilesiyle kendi öz benliğini “cemaat” kavramından ana hatlarıyla ayıran ve belirgin çizgisiyle karşımızda durur.

Yine onların tabiriyle “menzil cemaati” bünyesinde eğitim gören talebeler, temelde sünneti seniyyeye tam bağlı ve ”halka hizmet hakka hizmettir.” düsturunca eğitim görmektedirler.

Türkiyenin dört bir yanına açmış oldukları medreselerde ilim öğrenen talebelerden, eğitim hayatları boyunca asla para talep edilmeyip, bütün masrafları cemaate mensup hayırseverler tarafından karşılanmaktadır.

Din eğitimi yanı sıra, dünyanın dört bir yanında yaşayan ümmeti Muhammedin mazlumlarına da yardım ettikleri bilinmektedir.

Türkiye’nin tarikat anlamında en etkin yapılarından biri olan Menzil cemaati, gücünü tamamiyle asrısaadetten doğan kültüründen ve tarihinin berraklığından alır.

Gizli zikir, edep, nefs-î terbiye adetlerinin ve “dünyayı kalbinde değil cebinde taşı” felsefesi gibi faktörler, tasavvuf yolunu, Dünya’daki en yumuşak yapılardan biri haline getirmiştir.

Cemaat Nakşibendi yolunun kurucusu Şahı Nakşibend Hazretlerinin vefatından sonra silsile yoluyla, Semerkand, Buhara, Horasan, Bağdat, Kerkük, Şam ve Anadolu’ya kadar uzanmıştır.

1973 yılında, “Cenabı hakkın hatırını hiç kimsenin hatırına değişmeyeceksiniz! Niyetlerinizi Allah için yapın ve Allahın rızası yoksa bizim rızamız yoktur.” gibi öğütleriyle gönüllerde iz bırakan, Gavsı Kasrevi olarak bilinen Şeyh Seyyid Abdulhakim Elhüseyni’nin vefatıyla beraber sırasıyla Şeyh Seyyid Muhammed Raşit Elhüseyni, Ondan da Abdulbaki Elhüseyni’ye geçmiştir.

Bir cevap yazın