24 Mayıs 2024
Müzeler

TAKSİYARHİS ANIT MÜZESİ – AYVALIK / BALIKESİR

   Kitabesinde 1844 yılında inşa edildiği yazan Rum-Ortodoks Kilisesi olan Taksiyarhis, Başmelek Cebrail’e ithafen Başpiskoposluk kilisesi olarak inşa ediliyor.

Ayvalık’taki ilk kilise olan “U” narteksli Taksiyarhis Kilisesi’nin farklı üç döneme ait olduğu düşünülüyor. Yapının kitabesinde 1844 yılında inşa edildiği yazılı olsa da ilk inşa tarihinin 15’inci yüzyıl olduğu, 1655 ve 1844 yıllarında ise restore edildiği söyleniyor. Taksiyarhis Kilisesi’nin İlk olarak 15. yüzyılda küçük bir kilise olarak inşa edildiği düşünülüyor. Bema üzerindeki Paulus ve Petrus freski ile güney bahçe girişindeki 1753 tarihli kitabe, ikinci dönemde bazilikal planda inşa edilen üç tonozlu ve iki katlı yapıya ait verileri ortaya koyuyor. Girişin üzerinde yer alan 1844 tarihli kitabe, üçüncü dönem yapısının beşik tonozlu olduğunu ve üst taşıyıcılarının tamamen ahşaptan yapıldığını ortaya koyuyor. Bugün anıt müze olarak kullanılan, arsa alanı 1200m², kilise taban alanı 500 m² olan Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık kent merkezindeki İsmetpaşa Mahallesi’nde, Mareşal Çakmak Caddesi, 11. Sokak, 17 numarada konumlanıyor. Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık Uygulama İmar paftasında, 8/1 (20.N.III.) pafta, 459 ada ve 10-12 numaralı parsellerde yer alıyor.

Taksiyarhis Kilisesi 1923’te imzalanan nüfus mübadelesinden sonra Maliye Hazinesi’nin mülkiyetine geçiyor ve daha sonra korunması için G.E. E.A.Y.K.’nun 12/04/1980 gün ve 11962 sayılı kararıyla tescil ediliyor ve süresiz olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis ediliyor.

    Kıyıya uzaklığı 240 metre olan Taksiyarhis Kilisesi, konum bakımından, kent merkezinde yer alıyor. Kilise ve kilisenin çevresindeki yapılar tepenin düzleştirilmiş ön kısmında konumlanıyor. Kilise tepe üzerinde bulunduğundan ana yola direkt olarak bağlanmıyor. Parselin dar açılı köşesinde dört yol birleşiyor olması kilisenin önünde küçük bir meydan oluşturuyor. Kilise çevresindeki sokaklara göre yüksek bir platformda yer alıyor. Sokakların dar olması görüş alanını daraltıyor ve böylelikle kilise kısmi olarak algılanıyor. 16’ncı yüzyıl sonu ile 17’nci yüzyıl başında bir Rum bölgesi olan Ayvalık, Taksiyarhis Kilisesi’nin birinci dönem yapısının çevresinde gelişmeye başlıyor. Ayvalık’ın gelişimi ile kilise de 1753 yılında büyütülüyor ve 1844 yılında yeniden inşa ediliyor. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ise tekel deposu olarak kullanılıyor. Yapı, her ne kadar doğal ve insani tahribata uğramış olsa da ilçede en iyi korunmuş kiliselerden biri olarak öne çıkıyor. 1821’de çıkan çatışmalar ve Ayvalık İsyanı sırasında çıkan yangınlarla mahalleler ve kiliseler tümüyle yıkılıyor. Ayvalık İsyanı, Balıkesir ilindeki Ayvalık kasabasında Yunan İsyanı’nın etkisiyle çıkan isyan olarak biliniyor. Bu isyanlar ve depremler sonucunda Taksiyarhis Kilisesinin yandığı söylenmekle birlikte yapının üç kez aynı alana inşa edildiği söyleniyor. Dikdörtgen planlı kilisenin dıştan boyu 22.00 metre, eni ise 12.75 metre olarak karşımıza çıkıyor. Yapının Batı cephesinde ‘’U’’ şeklindeki narteksle eni 17.75 metre, boyu 26.50 metre oluyor. Yapı, yatay uzantılı, kademeli yükselmesiyle kübik bir görünüme sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

    Üç nefe sahip olan kilisenin batı cephesinde yer alan nartekse üç kapıdan giriş sağlanıyor. Aslan tasvirli ve alçı kabartmalarla süslü bir ambon (vaaz kürsüsü) nefin ortasında duruyor ve azizlerin ikonalarının bulunduğu ambona spiral bir merdivenle çıkılıyor. Ambonun karşısına yerleştirilen yükseltilmiş bir platformun, çiçekli mermer kabartmalar ve altın varaklarla süslenmiş olduğu dikkat çekiyor. İsa Mesih’in hayatını anlatan mermer ikonalarla süslenmiş, ayrıca mermer kabartmalar ve altın süslemelerle kabartılmış İkonostasisi geçtikten sonra arka taraftaki apsise ulaşılabiliyor.

Yapının ikinci katında 16 pencereli, yuvarlak kemerli ahşap bir gynaikeion ve kadınlar için ayrılmış U forma sahip üst galeri yer alıyor. Bu bölüme kuzeydeki çan kuleli taş merdivenlerden ve güneydeki ahşap merdivenlerden ulaşılabiliyor. Yapıdaki imitasyon mermer duvar süslemeleri alçı levha üzerine secco boyama (kuru sıva üzerine boyama) ile yapılıyor. Yapının güney köşesindeki 07.12.93 tarihli imzadan bu eklektik üsluptaki taklit mermerlerin M. Pizdem adlı bir sanatçı tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Ayvalık bir deprem bölgesi olduğu için yapı zaman içinde farklı dönemlerde hasar görüyor ve duvar süslemelerinden ve resimlerden yapıda yenileme çalışmaları yapıldığı ve süsleme planında değişiklikler yapıldığı anlaşılıyor. Bu yenilemeler sırasında, kubbede fresk olarak resmedilen İsa Pantokrator ikonasının ve beşik tonozun etrafındaki havari resimlerinin neo klasik tarzdaki yağlı boya tablolarla değiştirildiği keşfediliyor. 1893’te yapılan yenilemelerle kilisenin restorasyonu neo klasik tarzda, iç tasarımı ise eklektik tarzda gerçekleştiriliyor.

    Kilisenin ana bölümü olan naosu din adamlarına ayrılmış bölüm olan bemadan ayıran mimari bölme duvar olan ikonastasis, naosta doğudaki en sondaki taşıyıcı sütunlara oturarak naos ile apsisi kuzey-güney doğrultusunda bir duvarla birbirinden ayırıyor. Tuğladan yapılan duvarın üzeri alçı sıva ile süsleniyor. İkonastasis’in ortasından kemerli bir kapıyla apsise geçiş sağlanıyor. Kapının üzerindeki panolardan yukarıya doğru yarım daire şeklinde bombe yapan bölüm kubbe ile sona eriyor. İkonastasis renkli mermer süslemeleri ve ince işçilikli alçı süslemeleri ile ve apsise açılan kapı üzerindeki altın yaldızlarla süslü iki melek heykelciğiyle zenginleştiriliyor. Ambon naousun kuzeyindeki taşıyıcı sütunlardan üçüncüsünde konumlanıyor. İncilin okunduğu bu bölüm naosa doğru bakıyor. Renkli mermer malzeme, alçı ve altın yaldız kullanılarak İkonastasiste de olduğu gibi ambonda da süslemeler yapılıyor. Naostaorta nefe bakacak biçimde, güneydeki taşıyıcı sıranın doğu tarafından üçüncü taşıyıcının önünde despot koltuğu yer alıyor. Bitkisel ve geometrik şekillerle süslü despot koltuğunun kollarında mermerden kuğu biçiminde süslemeler dikkat çekiyor. Despot koltuğuna doğu yönünde bitişik oturma yeri olmayan bir koltuk daha bulunuyor.

   Taksiyarhis Kilisesi’nde üç nefli naos, doğusunda nefler hizasında üç apsisle sınırlanıyor. Taksiyarhis Kilisesi ‘’üç nefli ve üç apsisli kiliseler’’ sınıflandırmasına giriyor. Apsis ekseni kıyıya dik konumlanıyor. Eksende yuvarlak çıkıntı yapan ana apsis, iki yanında bulunan yan apsislerden daha geniş ve daha yüksek olmasıyla öne çıkıyor. Naosta nef ayrımı karşılıklı olarak altışar sütun ile sağlanıyor. Üç nefli kilisede orta nef yan neflere göre daha geniş ve yüksek tasarlanıyor. Orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla kaplanmış olduğu görülüyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar yerleştiriliyor. Simetrik olarak düzenlenmiş olan söz konusu bu pencereler ile kilisenin ana mekânının ışık alması sağlanıyor. Naosun batısında ahşap ana giriş kapısı ile iki yanında birer kapı ve aralarında yuvarlak kemerli birer niş yer alıyor. Batıdan ikinci sıradaki taşıyıcıların önüne alçıdan kitaplıklar tasarlandığı görülüyor. Naosun kuzey duvarında doğuya doğru iki, güney duvarında bir küçük niş açılıyor. Doğu duvarında apsisin iki yanında biri büyük biri küçük olmak üzere ikişer niş yer alıyor. Taşıyıcı sütunlar yivli olup sütun başlıkları ise Korint düzende tasarlanıyor. Orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla kaplanıyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar yerleştiriliyor. Simetrik olarak düzenlenmiş bu pencerelerle kilisenin ana mekânının üstten ışık alması sağlanıyor.

    Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi, altar, sunak, kiliselerde ayinlerin yapıldığı yer. Kilisenin kalbi olarak kabul edilir, ayinlerdeki objeler burada kutsanır sonrasında ikonastasis arkasındaki Naosa çıkarılır.

    Naosun batısında vitraylarla süslenmiş ahşap ana kapısıyla iki yanında birer kapı ve aralarında yuvarlak kemerli birer niş yer alıyor. Bu nişlerin içerisine ışık girmesini sağlamak amacıyla pencereler yerleştiriliyor. Batıdan ikinci sıradaki taşıyıcıların önüne orijinalinde alçıdan günümüzde ise ahşap olan kitaplıklar yer alıyor. Naosun kuzey duvarında doğuya doğru iki niş açılıyor. Doğu duvarında ise apsisin iki yanında biri büyük biri küçük olmak üzere ikişer niş yer alıyor. Apsis önünde de atlar masası yer alıyor. Naosun doğu ve batı ucundaki çapraz tonozlarla ortadaki beşik tonoz arasındaki alınlıklarda süslemeler bulunuyor.

Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi, kathedra (despot koltuğu), başrahip ya da kilise ileri gelenin ayin boyunca oturduğu tahttır. Kathedranın oturma yerinin sağ ve solunda balıkçı kuşlar yer alır.

    Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi, kathedra (despot koltuğu), başrahip ya da kilise ileri gelenin ayin boyunca oturduğu tahttır. Kathedranın oturma yerinin sağ ve solunda balıkçı kuşlar yer alır.

    Galerinin naosa bakan yüzeyleri korkuluklarla sınırlandırılıyor. Yan neflerin örtüsü galerinin de örtüsü olduğundan çapraz tonozla örtülüyor. Kilisede iç mekânda yapıyı özgünleştiren ve değerli kılan süslemeler dikkat çekiyor. Yüksek tonozları, yuvarlak kemerleri, taşkın volütlü birbirine dolanmış geniş alanlı bitkisel bezemeleri ile Barok anlayışın özelliklerini yansıtıyor. Kilisenin ana mekânı altışar taşıyıcı sütunla üç nefe ayrılıyor. Sütunlar kemerlerle birbirine bağlanıyor ve taşıyıcıların üzerinde orta nefin üzerine bindirilen yüksek kasnak beşik tonozla geçiliyor. Yan nefler taşıyıcı sütunlardan kuzey ve güney duvarlara atılan kemerlerle ayrılıyor ve oluşan bu alanların üzeri çapraz tonozlarla örtülüyor. Kasnağın üzerine sivri kemerli açıklıklar yerleştiriliyor. Giriş bölümünde ise batıda sekiz, kuzey ve güneyde yedişer taşıyıcı sütunun arası kemerlerle geçiliyor.

Taksiyarhis Kilisesi, alt ve üst kat düzgün kesme taştan yığma üst örtüdeki tonozlara bağdadi yapım tekniği uygulanıyor. Dış cephede kullanılan malzemenin geleneksel Sarımsak Taşı olduğu görülüyor. Sadece orta nefin yükselen bölümünde ahşap malzeme kullanılıyor. Batı cephesinde kilisenin orijinal halinde yuvarlak kemerli dikdörtgen şeklinde iç giriş bulunduğu söyleniyor. Narteks bölümünde taşıyıcıların arası duvarlarla örülüp konut haline getirildiği için giriş, güney cephesinin sol yanına açılan kapıdan sağlanıyor. Genel tanımlamadan farklı olarak yöresel sarımsak taşının kullanıldığı yapı, Uzunköprü Vaftizci Yahya Kilisesi’nde olduğu gibi köşeleri pahlandırılmış bir nartekse sahip olmasıyla dikkatleri üstüne çekiyor. Narteksin ikinci katı Gynekion olarak düzenleniyor ve ulaşım Narteks kollarının uç kısmında yer alan ahşap merdivenlerle sağlanıyor.

    Taksiyarhis Anıt müzesinde Gynekion sol yan girişinde çan kulesi olarak kullanılmış olduğu düşünülen bir bölüm bulunuyor, avlusunda da çan kulesi olarak işaretlenen bir yer olsa da herhangi bir çan bulunmuyor. Bu iki bölümün yapının sonraki dönemlerinde yapılan eklentiler olduğu düşünülüyor. Üst katta pahlı bölümler dâhil yuvarlak kemerli sade 6 pencere bulunuyor. Kırık alınlığın ortasında ise yuvarlak bir pencere konumlanıyor. Yapının apsis ve narteks (giriş holü) önünde uçları pahlandırılmış kiremit örtülü kırma çatısı bulunuyor, tavanda tonoz örtü kullanılıyor. Tonoz örtüler, yan nefleri her sütun arasında bir bölüm olarak çapraz tonozla geçerken yükseltilmiş orta nefi, aydınlık pencereleri bulunan beşik tonozla geçiyor. Yapının geçirmiş olduğu restorasyonlar sonucunda apsis cepheleri ve “U” narteksin cepheleri kesme taştan yapılıyor. Apsisin iki yanındaki duvarlar ise moloz taş örgüsü olarak karşımıza çıkıyor. Avludan dar, uzun ve dikdörtgen basamaklarla “U” formundaki nartekse ulaşılıyor. Batıda sekiz, kuzey ve güneyde yedişer sütun bulunan ve sütunların arası kemerlerle geçilen yarı açık bir mekân olan narteks, özgün yapısını koruyor.

   Narteksin orijinalinde üst örtünün düz ahşap tavan olduğu biliniyor. İki katlı narteksin üst katı galeri bölümü olarak karşımıza çıkıyor. Galeriye giriş, narteksin güneydoğusundaki merdivenle iki şekilde sağlanıyor. Dış cephedeki giriş, batı ve doğu bölümünden iki ayrı koldan merdivenlerle kare sahanlığa ve tek kollu merdivenle tekrar kare bir sahanlığa ulaşıyor. Son kare sahanlığın üzerine taşıyıcı iki kolon yerleştirilip araları kemerlerle geçilerek üzeri kubbeyle örtülüyor. Din görevlilerinin içeri girişinin buradan sağlandığı biliniyor. Sütunların orijinalinde ahşap olduğu biliniyor, zaman içinde geçirdiği restorasyonlar ile günümüzde orijinal halini koruyamamış olduğu söyleniyor. Sütunlar günümüzde kare bir kaide üzerinde oturan silindirik ve dilimli gövdesiyle hareketlendirilmiş Korint başlıklı bir biçimde sonlanıyor. Kare kaidesi damarlı mermerden meydana geliyor gövdesinin ise sıvanmış olduğu görülüyor.

    Kilise 1927 yılından itibaren uzun bir süre “Tekel Bayii” olarak kullanıldıktan sonra terk ediliyor. Terkedilmiş olan yapı 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca restore ettiriliyor ve 2013 yılında “Taksiyarhis Anıt Müzesi” adıyla Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesi’ne bağlı birim olarak hizmete sunuluyor. Taksiyarhis Anıt Müzesi, müze kart ile gezilebiliyor.

Kaynak: gzt Arkitekt