20 Haziran 2024
Hamamlar

MERKEZ HAMAMI – ÇANDARLI – DİKİL / İZMİR

    İncirli çeşme sokakta “Hacı Ali Ağa” adıyla bilinen mescidin otuz metre kuzeybatısındadır. Düz bir arazi üzerine inşa edilmiştir. Yapının iç ve dış cepheleri sıvalıdır. Ancak külhanın bulunduğu duvarın dış cephesi sıvasızdır. Kuzeydeki hurda deposuna bakan duvar sıvasız olduğundan yapının inşasında kabayonu ve moloztaş malzemenin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Eyüp Eriş Çandarlı’nın Öyküsü133 adlı kitabında hamamın güneybatı cephesinden ve iki kubbenin iç mekândan çekilmiş fotoğraflar bulunmaktadır. Bu fotoğraflara göre de duvarlar kabayonu ve moloz taşla inşa edilmiştir. İç mekânda ise kemerler ve kubbeler tuğla malzemedir. Kubbelerde kullanılan tuğla malzemeler yapının üstten çektiğimiz fotoğraflarda da görülmektedir. Bugün yapı, kuzey ve güney cephelere yapılan eklemelerden dolayı net bir şekilde algılanamamaktadır. Yapılan eklemelerle sıradan bir depoyu andırmaktadır.

    Güneydeki ek kısım bugün belediyenin deposu olarak kullanılmaktadır. Üzeri beton tavan ile örtülüdür. Çandarlı’nın Öyküsü adlı çalışmada bu deponun batı duvarının beden duvarının yarı seviyesi yüksekliğinde olduğu görülmektedir. Bu duvar bir miktar güneye doğru devam etmektedir. Kuzeydeki ek kısım hurda deposudur. Bu mekânın da üzeri beton tavan ile örtülüdür. Bu depo külhanın yer aldığı duvardan başlamaktadır. Doğu cephesi hamama bitişik evin avlusuna bakmaktadır. Batı cephesi sonradan eklenen duvarlar nedeniyle algılanamamaktadır. Bu cephe yola bakmaktadır.

   Enine Çift kubbeli sıcaklıklı ve çift halvetlidir. Soyunmalık ve soğukluk mekânlarının yerinde bugün depo yer almaktadır. Depodan hamamın sıcaklık mekânına, güneydoğudaki sivri kemerli ve dikdörtgen çerçeveli açıklıktan geçilmektedir. Güneybatı ile batı duvarlardaki yuvarlak kemerli açıklıklar sonradan açılmışlardır. Batıdaki yuvarlak kemerli açıklık sonradan inşa edilmiştir. Sıcaklık birimi doğu batı yönlü dikdörtgen plândadır. Üzeri pandantif geçişli iki adet kubbeyle örtülüdür. Her iki kubbeyi birbirinden sıcaklık mekânı eni boyunca uzanan genişçe bir yuvarlak kemer ayırmaktadır. Doğudaki kubbe kare haline getirilmiş bedene oturmaktadır. Batıdaki kubbe ise kuzey-güney yönlü dikdörtgen hacmin üzerini örtmektedir. Bu kubbe diğer kubbelere oldukça alçak ve küçük çaptadır.

    Pandantif geçişlerde kubbenin formuna uygun olarak kubbe eteğine kadar uzatılmıştır.

Güneybatı ve güneydoğu köşelere tüteklikler yerleştirilmiştir. Sıcaklık mekânının kuzey duvarı boyunca halvetlere geçişi sağlayan açıklıklar bulunmaktadır. Doğudaki dikdörtgen çerçeveli ve sivri kemerli açıklık yine doğudaki halvete açılmaktadır. Kare plânlı bu mekânın üzeri pandantif geçişli ve yuvarlak şekilli bir kubbeyle örtülüdür. Halvetin kuzey duvarı ortasında kazanı kontrol etmek amacıyla açılmış pencere bulunmaktadır. Bugün kapatılarak niş haline dönüştürülmüştür.

    Sıcaklık mekânının kuzey duvarının ortasındaki dikdörtgen çerçeveli ve sivri kemerli açıklık ise batıdaki kare plânlı halvete açılmaktadır. Bu halvetin üzeri pandantif geçişli bir kubbeyle örtülüdür. Her iki halvet birbirinden ara duvarla ayrılmaktaydı. Ancak daha sonra bu ara duvar kaldırılarak buraya genişçe basık bir kemer açılmıştır. Batıdaki halvete geçişi sağlamak amacıyla sonradan yuvarlak kemerli bir açıklık daha eklenmiştir. Kuzey duvarın orta kısmında kazanı görebilmek amacıyla açılmış sivri kemerli gözetleme penceresi bulunmaktadır.

   Kazan kısmı her iki halvetin kuzey duvarı boyunca uzanmaktadır. Üzeri tamamen otla kaplanmıştır, bazı yerlerden üst örtünün beton tavanla kapatıldığı anlaşılmaktadır. Bu kısmın kuzey duvarı hurda deposuna bakmaktadır. Külhan kazan duvarını ortalamaktadır. Külhan, üstüne sonradan baca eklenerek ocak haline dönüştürülmüştür. Ayrıca yapının tek sıvasız duvarı hurda deposuna bakan cephesidir.

    İç ve dış beden duvarlarında tekrar tekrar atılan sıvalar nedeniyle herhangi bir süsleme gözükmemektedir. Ancak kubbelerde ve iç duvarlarda bazı mimari düzenlemeler mevcuttur. Bugünkü haliyle iç mekânda yapının aslına uygun olduğunu düşündüğümüz sivri kemerli açıklıkların çerçeve içine alınmış olması oldukça dikkat çekicidir. Halvet duvarları boyunca, köşelerden başlayıp kubbe eteğine kadar yükselen sağır kemer izleri görülmektedir. Yine Eyüp Eriş’in çekmiş olduğu iç mekân fotoğraflarında batıda yer alan halvetin kubbe içinde yivli bir uygulama ile sıcaklığın batıdaki kubbesinde ise kubbe eteği boyunca ve bunun üstünde ışıklıkların seviyesinde üst üste belirgin iki silme görülmektedir. Duvarlarda ise sivri ve yuvarlak sağır kemer düzenlemeleri görülmektedir. Küçük bir mahalle hamamı olmasına rağmen gördüğümüz ve edindiğimiz bilgiler dâhilinde yapının iç mekânındaki mimari süsleme gayet estetiktir.

    Buradaki mimari süslemelerin itinalı bir biçimde yapılmış olması, hamam kültürünün

Çandarlı’da ne derece önemli olduğunu da ortaya koymaktadır.

    1970’li yıllara kadar kullanılan bu hamamın inşa kitabesi yoktur; ancak plân tipi doğrultusunda Türk hamam mimarisi içindeki çeşitli örneklerle karşılaştırarak yapı hakkında bir tarihlendirme yapmak mümkündür. Buna göre; Turhal kırsalındaki Çivril Köyü Tekyeşin Hamamı ve Niksar kırsalındaki Ardıçlı Köyü Hamamı da konumuz açısından birer örnek oluşturmaktadırlar. Tekyeşin hamamı enine sıcaklıklı Tire hamamlarının bir benzeridir. Ardıçlı Köyü Hamamı da enine plânlı, enine sıcaklıklı Tire hamamları gibidir; ancak burada halvetlerden önceki enine plânlı soğukluk mekânındaki eyvan ve kubbe uygulaması Çandarlı

Merkez Hamamıyla oldukça benzerdir.

   Çandarlı’nın Türk dönemi tarihini de göze alarak, Çandarlı Merkez Hamamı’nın verdiğimiz benzer örnekteki yapılarla karşılaştırdığımızda yapıyı XV. Yüzyılın ikinci yarısı ile XVII yüzyıl arasındaki döneme tarihlemek mümkündür; bununla birlikte yapının tarihlenmesiyle ilgili öngördüğümüz. Diğer bir husus ise hamamın 30 metre güneydoğusunda yer alan Hacı Ali Ağa Camii’nin yola bakan duvarına bitişik inşa edilmiş çeşmenin inşa kitabesinde okunan H.1102 (M.1701-1702) tarihidir. Bu çeşme şehrin kuzeyinden güneyine; yani kuzeydeki yamaçlardan güneydeki yarımadaya doğru dağılan üç çeşmeden ilki ve en eski olanıdır. Bu güzergâhta hamam ise en kuzey noktadadır. Bu tespitlerimiz doğrultusunda, çeşmelerin inşa edildiği güzergâhı da göz önüne alarak kentte hamam merkezli bir su dağılımı olduğunu ve buna bağlı olarak da hamamın kentteki en eski tarihli çeşme olan H.1102 (M.1701-1702) Hacı Ali Ağa Camii Çeşmesi’nden daha önceki bir tarihte inşa edildiğini düşünmekteyiz. Sonuç olarak Türk hamam mimarisindeki karşılaştırdığımız yapılardan yola çıkarak yaptığımız tarihleme ile kent içindeki su yapılarının tarihi dağılımı sonucu hamamla ilgili tespit ettiğimiz tarihleme örtüşmektedir. Bu doğrultuda yukarda belirttiğimiz üzere yapıyı XV. Yüzyılın ikinci yarısı ile XVII yüzyıl arasındaki döneme tarihlendirmekteyiz.

 KAYNAK: DİKİLİ VE KÖYLERİNDE TURK ANITLAR. PDF

ESKİ FOTOĞRAFLAR PDF SAYFASINDAN ALINMIŞTIR.

    Hamam günümüzde restore edilerek müze haline getirilmiş, ancak ne hikmetse bu işlev de iptal edilmiştir. Günümüzde boş olarak durmaktadır. Hamam özelliğini kaybetmiştir.