20 Haziran 2024
Camiler

TAŞKINPAŞA CAMİSİ – ÜRGÜP / NEVŞEHİR

   Nevşehir, Ürgüp ilçesinin, Damsa köyü merkezinde yer alan Taşkınpaşa Camii, Karamanlılar Dönemi’ne aittir. Bugün beyaz badana ile boyanması nedeniyle çirkinleştirilmiş portali geometrik bezeli bordürlerle süslüdür. Kesme taştan inşa edilmiş cami, kıble yönünde üç nefli, on bir tonozla örtülüdür. Kemerler mermer başlıklı payeler üzerine oturur. Camiinin üzeri ise düz toprak damdır. Halen Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenen cevizden kakma tekniğinde yapılmış mihrabı, bugüne kadar kalan tek ahşap örnek olması nedeniyle önemlidir. Mihrabın etrafındaki iki sıra bordur arabesk süsleme ve ayetlerle süslenmiştir. Mimberi ise büyük bir özenle işlenmiş, Selçuklu Dönemi’nden beri Anadolu’da uygulanmaya başlatan kündekari tekniğinde yapılmışlardır. Bir çatma tekniği olan kündekaride sekizgen, baklava ve yıldız şeklindeki ahşap parçalar birbirlerine iç içe geçerek bağlanmış, birbirlerine tutturmak için çivi ya da yapıştırıcı kullanılmamıştır. Parçalar geçme olduğundan ahşabın kuruması nedeniyle ayrılmalar ve çatlaklar oluşmaz.

   Kapadokya’da Türk devri yapılarının örneklerinden biri Ürgüp’ün 18 km güney batısındaki Damsa köyünde bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşan Taşkın Paşa Külliyesi’ne ait kalıntılardır. Bu yapıların Selçuklu sultanlarından II. Kılıçarslan’m oğlu Taşkın Paşa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
    Caminin portalinde yer alan kitabesi bugün yerinde olmadığından dolayı kesin tarihi belli olmayan camii; avlusunda bulunan 743 / 1342 ve 756 / 1355 tarihlerini veren iki türbe kitabesine dayanarak XIV. yüzyılın ortalarında yapıldığı kabul edilen bir Karamanoğlu yapısıdır. Yöresel düzgün kesme taşla inşa edilmiş, kuzey güney doğrultusunda uzanan yapı dikdörtgen biçimli bir avlu içerisinde yer almaktadır. Avlusunda iki türbenin bulunduğu camii kapalı ve açık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Girişinin bugün beyaz badana ile boyanarak çirkinleştirilen, geometrik bezemeli şeritlerle çevrelenmiş portal ile sağlandığı kapalı bölüm; mihrap duvarına dikey iki sıra üçer sütun üzerine, kuzey-güney doğrultusunda atılan kemerlerle mihraba dikey iki sahna ayrılmıştır. Her üç sahının doğrultularıyla aynı yönde uzanan üç takviye kemeri ile desteklenmiş sivri tonoz örtülü olmasına karşın, mihrap önü birimi pandantif geçişli kubbe ile örtülmüştür. Üzeri düz toprak damlı caminin kuzey cephe yaklaşık ekseninde yer alan portali döneminin tüm özelliğini yansıtan zengin taş işçiliğinin çok güzel bir örneğedir. Bunun yanı sıra döneminin ahşap işçiliğini yansıtması açısından oldukça önemli olan kündekari tekniğinin uygulandığı mihrap ve minberi 1940 yılında Ankara Etnografya Müzesine taşınmıştır. Caminin kuzey batısına bitiştirilmiş yaklaşık kare planlı, mescit olarak kullanılan açık bölüm doğu-batı doğrultusunda yerleştirilen iki paya üzerine atılan iki kemer ile mihraba paralel iki sahna ayrılmıştır. Doğudan kemerlerle dışarı açılan bu birim yönelişi doğrultusunda sivri tonoz örtülüdür. Mescidin kuzeydoğu köşesine dört sütunla biçimlenen baldaken tarzda yapının orijinal minaresi yerleştirilmiştir. Caminin doğu cephesinde üst seviyede aslan başlı iki çörten bulunmaktadır.

KAYNAK: KÜLTÜR PORTALI