İMRANLI – SİVAS

İmranlı, Sivas ilinin en doğusunda bulunan ilçesidir. İl merkezine 104 km uzaklıktadır. İlçenin yüzölçümü 1.229 km2 ve denizden yüksekliği 1.650 metredir. İmranlı, doğusunda Erzincan iline bağlı Refahiye ilçesiyle, güneyinde Divriği, batısında Zara ve kuzeyinde ise Suşehri ve Akıncılar ilçeleriyle komsudur. İlçemizde 9 mahalle, 100 köy ve 39 mezra vardır.

TARİHÇE

İmranlı ve çevresi, tarihsel süreç içerisinde Hitit, Pers, İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının hâkimiyetinde kaldığı bilinmektedir. Yine tarihi kaynaklarda bölgenin zaman zaman Müslüman Arapların eline geçtiği ve Malazgirt Savaşı sonrasında da Bizanslılar ile yapılan antlaşma gereğince, Kızılırmak yayının dışında kalan yerlerin doğusu ile beraber bu bölgenin Türk idaresi altına girdiği kaydedilmektedir.

İmranlı ve çevresinde 1075 yılında Danişmentliler, 1174 yılında Selçuklular, 1243 Köse Dağı Savaşı’ndan sonra Moğollar 1340’lı yıllarda Eretna Beyliği, 1381-1398 yılları arasında Kadı Burhaneddin ve daha sonra da Osmanlılar hüküm sürmüştür. Yıllardır farklı kültürlerin kardeşçe bir arada yaşadıkları bir bölge olan İmranlı ilçesinin ilk defa kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber bölgenin canlılığı 1877 – 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’yla artmıştır. İmranlı geçmişinde çok yoğun bir orman dokusuna sahip olduğu bilinmektedir. Devrinin önemli bir yerleşim yeri olan Zara’nın doğusunda kalan bu yörede dikkate değer bir yerleşim yeri bulunmamaktadır. Batılı araştırmacı Sinclair 1372 yılında Zara’nın doğusundaki bugünkü İmranlı civarının aşırı derecede ormanlaşmış olduğunu ve belki de bu yüzden çok az sayıda seyyahın Zara’nın doğusunda şimdiki karayolu istikametinde seyahat ettiğini ileri sürmektedir. İmranlı ve civarında önemli herhangi bir kentin olmaması ve bölgenin aşırı ormanlık olması gibi sebeplerden dolayı, 17. yüzyılda yaşamış olan Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi dahi Sivas’tan Erzincan’a ve Erzurum’a Zara ve Suşehri üzerinden seyahat etmiştir. Bu tespit bazı Sivas Salnameleri (Yıllık) tarafından da desteklenmektedir. Hicri 1308 (1890 – 1891) tarihli Sivas Salnamesi’ne göre de Zara kazasının Abaş ve Çit nahiyelerinde görkemli bir orman bulunmaktadır.Selçuklu ve beylikler zamanında bölgeye Türkmen, Oğuz, Yörük ve diğer Türk boyalarından göçler olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan Abdülmecit zamanındaki göçler sebebiyle de fazla nüfusa sahip olmayan bölgenin demografisi yeniden şekillenmiştir. Kanuni zamanındaki göçler hakkında fazla bilgi olmamakla, Sultan Abdülmecit zamanında kuzeyde Kızılırmak’ın çıkış yatağı olan İmranlı bölgesine göçler ve yerleşimler olmuştur. Bu zamanda, bölgenin toprağı verimli, suyu ve havası temiz, ormanları bol idi. 19. yüzyılın son çeyreğinde, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan dolayı Erzurum ve Kars illerinden bölgeye devlet eliyle göçler yaptırılmıştır. Göçmenlerin sayısı çok fazlaydı ve bölgeye gelenlerin büyük bir kısmı devlet tarafından şimdiki İmranlı ilçe merkezinin bulunduğu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Bugün İmranlı olan arazi satın alınarak muhacirlerin iskânı sağlanmıştır. 1870 Sivas Salnamesi’nde 271 hanedeki 1.378 muhacirin bölgeye yerleştirildiği yer almaktadır.

İmranlı’nın yazılı kaynaklarda geçen ilk ismi olan Çit Sahrası, bu göçlerden sonra nahiye olmuş ve böylece Çit Bucağı adını almıştır. Yazar Aziz B. Erdeşir Astrabadi’nin Farsça yazılan Bezm-i Rezm adlı kitabının 494.sayfasında Çit’ten şöyle bahsedilmektedir: ‘Kadı Burhaneddin, Kemah valisini tedip için Çit Sahrasına indi.’ Kadı Burhaneddin ve devleti adlı kitabında Doç. Dr. Yaşar Yücel de 143.sayfada aynı konudan bahsetmektedir. Bu bilgilere göre, yazılı olarak 1340 yılından beri İmranlı ve çevresi Çit olarak bilinmektedir. 1890’da Sultan II. Abdülhamit döneminde Hamidabad olarak değiştirilen nahiyenin ismi, Hicri 1321 (1905) Sivas Salnamesi’nde de Hamidabad olarak geçmektedir. Bölgeye ikinci göç hareketi 1911-12 yıllarında yaşanmış olup 1911 yılında ise Hamidabad ismi Ümraniye olmuştur. 1 Ocak 1948 tarihinde çıkarılan bir kanunla Ümraniye ilçe statüsüne kavuşmuş ve ismi İmranlı olarak değiştirilmiştir.

İlçe olduktan sonra normal bir gelişim gösteren ilçenin nüfusu, önceleri artış gösterirken çeşitli sebeplere bağlı olarak son yıllarda azalma göstermiştir. 1990 nüfus sayımında 21649’a düşen toplam nüfus 2000 nüfus sayımında ise 13.883 olarak tespit edilmiştir. Son 2016 yılı TUİK verilerine göre İlçe Nüfusu 7.115’tir.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

İlce, il geneline göre dağlık bir yapıya sahiptir. Arazi genellikle bozkır olup, tepelerden oluşmaktadır. Tarıma elverişli alan 12.700 hektar olup, toplam orman alanı ise 4635 hektardır. Dağlar kuzey ve güneyden Kızılırmak Vadisine doğru eğimli bir şekilde alçalırlar. İmranlı’nın kuzey tarafını, ilin en önemli dağları olan Köse Dağları’nın doğu uçları kaplar. İlçenin kuzeydoğusunda bulunan Kızıldağ 3.025 metre yüksekliği ile hem Sivas ilinin en yüksek daği, hem İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi´nin kesiştikleri yerdir, hem de yurdumuzun en uzun akarsuyu olan Kızılırmak’ın doğduğu yerdir. İlçenin güneyi ise Divriği’nin dağ silsilesi ile karşılaşır. Burada ise Çengelli Daği (2596m) önemli bir yer işgal eder.

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

İlçenin iklimi step ikliminden Karasal iklime geçiş özellikleri gösteren bir yapıdadır. İlçe Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgesinin kesiştiği bir yerde olmasından ötürü ilçe içerisinde çok değişik mevsimsel farklılıklar göstermektedir. İlçenin Kızıldağ’a bakan bölümü yılın 9 ayı çok soğuk olup sadece 3 ayı bahar mevsimi özelliği gösterir. Çengelli dağı kısmına bakan bölüm ise nispeten daha sıcak ve tarım için daha uygun özellikler gösterir. Kış ayları kar yağışlı ve çok soğuk geçer. Yazları ise kısa süreli, sıcak ve kurak geçer. İlçede genelde ilkbahar ve sonbahar aylarında bol miktarda yağış düşer.

İlçenin bitki örtüsü bozkırdır. Bu nedenle tarıma elverişli olan 12.700 hektar, orman alanları ise 4.635 hektardır. İklim şartlarında ağır olması nedeniyle kavak ve söğütten başka ağaç türü zor yetişmektedir. Meyvecilik yok denecek kadar azdır. Yetiştirilen sebzeler de kış ihtiyacı içindir. Arıcılık çok ilerlemiş durumdadır. Acıdere ırmağı çok zengin bitki örtüsüyle ve ormanlarıyla çok özel bir yerdir. Türkiye’nin en güzel ve doğal balı bu yörede olur. Ayrıca Acıdere ırmağında çok güzel yüzülecek göller ve küçük küçük kumsalar vardır, buralarda yüzülür.

Kaynak : http://www.imranli.gov.tr rap”,��>