SEYMENLİK ZAVİYESİ – BEÇİN – MİLAS / MUĞLA

   Beçin şehir surlarının günümüze ulaşabilmiş tek kapısı olan Seymenlik Kapısı çıkışında yer alan zaviyede; Bir Toplantı (Sohbet) Odası, Mutfak (?) ve Mescitvardır.Bir avlu etrafına yerleştirilen mekânlardan, toplantı odası ile mescidin ahşap düz bir çatıyla örtülü olduğu düşünülmektedir.

     Mekânların tümü kırma taşlarla inşa edilmiştir. Toplantı odasının kuzey ve güney duvarları ikişer payanda ile desteklen­miştir. Doğu duvarına bitişik mekânın kuzey duvarı üzerindeki ocak nişi, buranın mutfak olarak kullanıldığını düşündürmektedir.

  Avlunun kuzey kenarındaki mekânın hazireye dönüştürülmüş olduğu anlaşılmaktadır. Mescidin batı duvarı boyunca uzanan izler, burada bir mekânın olduğunu düşündürmektedir. İzlerden anlaşıldığı kadarıyla burası bir son cemaat yeri olmalıdır. Mescide ba­tı duvarının kuzey ucuna yerleştirilmiş bir açıklıktan girilmekteydi. Kuzey duvarı üzerinde iki, batı duvarı üzerinde ise bir pencere açıklığı bulunmaktadır. Kazı çalışmaları esnasında mescidin ortasında ele geçen bir kaide buranın ahşap tavanla örtülü bir mekân olduğunu düşündürmektedir.

     Zaviyenin kazısı sırasında ele geçen İlyas Bey’e ait sikke, ya­pının XV. yüzyıl başlarında kullanılmakta olduğunu gösterir. Mesci­din kuzeyindeki hazirede ele geçen ve bir hanıma ait olduğu anlaşılan mezar taşı ise XIV. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu veriler sonucunda mescidin XIV. yüzyılın sonu ile XV. yüzyılın başında yapıldığını söyleyebiliriz.

    Beçin kentinin doğusunda, Karaahmet Boğazı’nın kenarında yer almaktadır. Bir avlunun güneybatı kenarına yerleştirilmiş yan yana üç mekân, avlunun gü- neydoğu kenarında yer alan bir hamam ve kuzeybatı köşesindeki mescit ve hazireden oluşmaktadır. Kazı, temizleme ve konservasyon çalışmalarına 2002 yılında başlanmış, kazısı 2005 yılında, konservasyonu ise 2007 yılında tamamlanmıştır.  Seymenlik Zaviyesi: 2002 yılı çalışmaları sırasında, kentin güney sur kapısının hemen dışındaki Seymenlik Mevkii’nde yer alan bir zaviyenin iki mekanı

ortaya çıkarılmıştı. Toplantı odası ve mutfak olarak kullanıldığını düşündüğümüz bu

mekanların kuzeydoğusunda, anıtsal melengiç ağacının güneyinde, kuzey-güney yönlü

bir yapının temel izleri dikkatimizi çekmişti. Ancak, 2002 yılında tamamlanamayan

buradaki çalışmalar, 2003 yılına bırakılmıştı.

    Seymenlik’te 2003 yılı çalışmaları sırasında, moloz taşlarla inşa edilmiş,

9m45cm X 7m30cm boyutlarında, uzunlamasına dikdörtgen planlı bir mescid ortaya

çıkarıldı (Şek. 4,5). Mescidin, kuzey, güney ve batı duvarlarının önemli bir kısmı

sağlam durumdaydı (Res. 4). Kuzey duvarının ayakta kalabilen kesiminin yüksekliği

130 cm; batı duvarının ise 120 cm. civarındadır. Güney duvarının, bazı kesimlerde

130cm.ye varan yüksekliği, mihrabın bulunduğu orta kesimde, 70 cm.ye düşmektedir.

Duvarın doğu ucu, tamamen tahrip olmuştur. Mescidin Karaahmet Boğazı’na bakan

doğu duvarı, neredeyse temel hizasına kadar yıkılmış durumdadır. En sağlam yeri 65

cm yüksekliğinde olan bu duvarın orta kesimlerinde yükseklik, 35 cm.ye kadar

düşmektedir. Duvarın güney ucu, güney duvarının doğu ucu gibi tamamen yok

olmuştur.

   Yapının kuzey duvarı 105cm., diğer duvarlar ise 80cm. kalınlıktadır. Doğu

duvarı, Karaahmet Boğazına bakan sarp yamacın kenarındadır. Bu duvarın, diğer

duvarlardan daha kalın tutulması beklenirken, kuzey duvarının daha kalın tutulmuş

olmasının nedeni anlaşılamamıştır

   Yapıya, batı duvarının kuzey ucunda yer alan, 122 cm. genişlikteki bir açıklıktan girilmektedir. Aynı duvarın güney kesiminde, 103 cm. genişliğinde bir pencere açıklığı bulunmaktadır (Res. 5). Gerek giriş, gerekse pencere açıklığının sövelerinde, kesme kum taşları kullanılmıştır. Bu taşların önemli bir kısmı kayıptır.

   Yapının kuzey duvarı üzerinde iki pencere açıklığı bulunmaktadır (Res. 6). 103cm. genişliğindeki bu pencerelerin, sonradan örülerek kapatıldıkları dikkati çekmektedir. Pencerelerin kapatılma nedeni, muhtemelen sonradan oluşturulan kuzeydeki haziredir.. Ancak, yapının inşasından kısa bir süre sonra, kuzeybatısına bir duvar inşa edildiği, ve bu duvar ile yapı arasında kalan alanın, taşıma toprakla doldurulduğu anlaşılmaktadır. Kuzey duvarı üzerindeki iki pencerenin, dışarıdaki zemin kotunun yükselmesi nedeniyle, zorunlu olarak kapatıldıkları tahmin edilebilmektedir.

Kaynak: Turizm ve Kültür Bakanlığı