ACHARAKA ANTİK KENTİ – KÖŞK / AYDIN

ACHARAKA ANTİK KENTİ – KÖŞK / AYDIN

Antik Çağ’ın büyük kentlerinin bazıları, kentten bağımsız ama çok yakınında bulunan kutsal alanlara ve köylere sahipti. Bergama – Asklepion, Stratonikeia – Lagina, Tralleis -Larissa ve Milletus – Didyma kutsal alanları gibi Nysa’nın da Pluton (Hades) kültünün kutsandığı Acharaka adlı bir kutsal köyü vardı.

Antik Dönem’de Maiandros (Büyük Menderes) Vadisi’nin en önemli kentlerinden biri olan Nysa Antik Kenti’nin kutsal alanı ve şifa merkezi olan Acharaka, Aydın’ın Sultanhisar İlçesi’ne bağlI Salavatlı Köyü’nün 300 m doğusundadır. Aydın-Denizli karayolunun 29. km’sinde bulunan Salavatlı yolu ayrımında aynı zamanda Acharaka yönlendirme tabelası da bulunmaktadır. Dilerseniz Acharaka’ya, Nysa Antik Kenti’nin nekropolünden başlayarak antik patikaları ve yolları izleyerek yapacağınız 4 km’lik bir yürüyüşle de ulaşabilirsiniz.

Strabon, yerleşimin konumu, kullanım amacı ile ilgili bilgiler vermiştir. Onun tarifine göre Nysa’dan Tralleis’e, oradanda Ephesus’a (Efes) giden yol üzerinde Nysa’ya bağlı Acharaka adlı bir köy vardır. Bu köyde Persephone’in ve Pluton’un bir tapınağının yanı sıra, Strabon’un olağanüstü olarak tanımladığı Kharonion adlı bir mağara bulunmaktadır. Hastalanan insanlar Acharaka’nın yakınındaki bu mağaraya tanrı ve rahipler tarafından tedavi edilmek için gelir. Hastaların rüyalarına göre bir tedavi uygulanır. Hastalar, rahipler tarafından mağaraya götürülerek yalnız bırakılır ve bu sürede hastaya yiyecek verilmez. Hastalar ve rahipler dışındaki herkese yasak olan bu mağara diğer insanlar için öldürücü olabilir. Nysalılar’ın Acharaka’da düzenlediği bir festivalde, şehrin gymnasiumdda eğitim gören genç erkeklerinin mağaranın içine bir boğa soktuklarını, boğanın mağaranın içinde serbest bırakıldıktan bir süre sonra düşüp öldüğünü yine Strabon’un aktarımlarından öğreniyoruz.

Bugün yeri saptanan ve Nysa kazıları dahilinde araştırılan Acharaka’da Plutonion’un yeri belirlenmiş ve bir kısmı kazılmıştır. Tapınak kısa cephelerinde 6’şar, uzun cephelerinde ise 11’er sütun bulundurmaktadır. Dor düzeninde inşa edilen tapınak, kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilmiştir ve girişi kuzeydendir. Tapınağın iç kısmında tapınağın uzunluğu boyunca birbirine paralel iki duvar bulunmaktadır.

Menderes vadisi önemli bir fay hattını barındırır. Böyle bir jeolojik oluşumun sonucu olarak yerin binlerce metre altındaki sıcak su kaynakları yeryüzüne çıkmadan önce, yerin altındaki boşluklarda dolaşır ve ılıcalar yaparak yeryüzüne çıkar. Bu durum, aynı zamanda Menderes Vadisi’nin kentlerini olumsuz etkileyen depremlerin de nedenidir. Kharonion Mağarası’nın da böyle bir jeolojik oluşum olduğu su götürmez bir gerçektir.

Antik Çağ’da mağaralar ve su çıkış noktaları, yeraltı ve ölüler dünyasıyla bir iletişim noktası olarak görülmüş ve bu noktalara kutsallık atfedilmiştir. Yeraltının ve ölülerin efendisi olan Pluton ve eşi Persephone bu noktalarda kutsanmıştır. Kharonion ismi ise ölüleri yeraltı ülkesine götüren kayıkçı Kharon’dan gelmektedir.

Acharaca’da Kharonion olarak adlandırılan mağaranın yeri ise kesin olarak bulunamamıştır. Fakat, kentin batısında dar ve derin bir vadiden akan ve suyunun fazla kükürtlü olmasından dolayı sarı renkli akan bir derenin kaynağı bulunmaktadır. Kükürtün zehirleyici etkisi  ve bir mağaranın zamanla ağzının kapanması/kaybolması gibi bir ihtimal düşünüldüğünde bu bölgenin Kharonion olması yüksek ihtimaldir. Dere vadisinin üst kesimlerinde Nysa’nın kemerli yapılarına tıpatıp benzeyen yapıların bulunması bu savı destekleyici niteliktedir. Bu yapıların hastaların kalması için yapıldığı düşünülmektedir.

Ünlü coğrafyacı Strabon’a göre Acharaka, “çok önemli bir kutsal bölge”dir. Verimli toprakları ile yeraltı sıcak suları, Acharaka’nın kutsal alan niteliğini kazanmasında ve sağlık merkezi olmasındaki belirgin faktörlerdendir.  

Acharaka, yaygın bir görüşe göre, Luwi dilinden türetilen kelimedir ve “Ulu Su” anlamını taşır. İlk izlenimi küçük bir tapınak şehri görünümünü verse de su ve su içinde bulunan kükürt buharı ile tedavi edici özelliği bakımından öne çıkmaktadır.

Hellenistik Dönemde kullanıldığı bilinmekle beraber Acharaka’nın tarihine ilişkin yeterli veri yoktur. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de suyla tedavi ve dinsel merkez niteliğini korumuştur.

Jeolojik yapısı, Acharaka çevresinde mineraller yönünden zengin su kaynaklarını ortaya koymaktadır. Günümüzde yakın çevresindeki çeşmelerde sarı-kahverengi kükürt kalıntıları dikkati çeker. Antik dönemde asıl yerleşim yerinin kuzey bölgesinde olduğu varsayılan Kharonion (Cehennem Kayıkçısı) ismiyle anılan büyük bir mağaranın varlığı bilinmektedir. Mağara, kükürt gazı çıkışları ile tedavi edici özelliğe sahiptir; hastalar bu mağara içinde bakılmışlardır. Antik dünyanın inanışlarına göre bu tür gaz çıkışı olan yerler, yeraltı dünyası ile bağlantıyı sağlamaktadır. Yeraltı tanrısı Pluton (Hades) ve eşi Persephone (Kore) ile ilişkilendirilerek Acharaka’da Kore Tapınağı yapılmıştır.

            Tapınak bölgesinin batısındaki kayalık yamaçlı vadi üzerinde bulunan çok sayıda tonozlu ve kemerli yapı, vadinin sağlık merkezi şeklinde hizmet verdiğinin en önemli kanıtlarındandır. Vadiden akan kükürtlü su ve kükürt gazı çıkışları mevkie ayrı bir anlam yüklemiş, bölgenin mistik bir tedavi merkezi olmasını sağlamıştır. Antik kaynaklar burada dönemsel özellikleri bulunan değişik tedavi yöntemlerine değinmektedir. Yöre aynı zamanda tanrılara şükran için yapılan çeşitli dinsel törenleri de yaşamıştır.

Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde jeotermal zenginlikleri ve dinsel özellikleri nedeni ile hastane, büyük, küçük havuzlar ve şifa hamamlarına gelen konuklar için evler inşa edilmiştir. Bu bağlamda Acharaka, antik dünyada sağlık merkezi olmasının yanı sıra dinsel merkez olarak ta gelişmiş ve kentin sosyal-eğitim alanlarına önemli katkılar sağlamıştır.

Acharaka yerleşkesinde en önemli birim Kore Tapınağı’dır. Tapınak, Dor düzeninde ve Peripteros tipinde inşa edilmiştir. Eserin klasik Peripteros tipinden ayrılan özelliği, içte uzunlamasına yapılmış iki paralel duvarının varlığıdır. Girişi, güney yönündeki ana yol yerine kuzey cephesinden verilmiştir. Tapınak, 6*12 sütun düzenine sahip olup yaklaşık 20*40 metre ölçülerindedir. Yakın çevreden getirilen ve kireç taşlarından yapılan sütunların çapları 1.05 metre, birbirlerinin arasındaki uzaklık ise merkezler arası 2.90 metredir. Kesin tarihleme verilmemekle beraber, yapım tarihi MS

4. yüzyıl olarak düşünülmektedir. Bizans Dönemi’nde tapınağın etrafı çevrilmiş ve kilise işlevinde kullanılmıştır.

Batı yönündeki çok sayıdaki tonozun büyük bir kısmı Nysa’ya bağlanan tarihî yol üzerindedir. Depremler, toprak kaymaları, bilinçsiz define kazıları gibi nedenlerle tonozların çoğunluğu yıkık durumdadır. Tapınak bölgesinin batı–kuzeybatı yönlerinde diğer kalıntılar görülür. Bu kalıntıların şifalı su ve gaz çıkışlarından yararlanmak için gelenlerin konakladığı yerler olduğu düşünülmektedir. Tarihî yolun sağında ve solunda farklı yapı kalıntıları mevcuttur. Kuruçeşme ismi ile bilinen alanda açık sıcak su havuzu, su sarnıcı, muhtemelen konutlar yer alır. Kutsal alanın güneyindeki mezar alanı defineciler tarafından tahrip edilmiştir. Görülebilen mermer lahit kapağı farklı amaçlara hizmet sunmaktadır.

            Acharaka, şifa için gelenlerle ve bulunduğu konumdan dolayı sürekli önemini korumuştur. Günümüzde kendi kaderine terk edilmemesi, bilinçli şekilde kazılmasının devam edilmesi, toplum, bilim, kültür ve turizm adına büyük değerler taşımaktadır. 

Tarih, geçen zamanların şahididir, onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır, günlük yaşamımıza yol gösterir ve eski zamanlardan bilinmeyen olayları anlatır. (M. T. Cicero)

Bir cevap yazın