YEĞENAĞA ÇEŞMESİ – TİRE / İZMİR

YEĞENAĞA ÇEŞMESİ – TİRE / İZMİR

TİRE KENT TARİHİNDE BİR ANIT; YEĞENAĞA ÇEŞMESİ


Tire kent coğrafyası antik dönemdeki ismiyle Kaystros Havzası ( Küçük Menderes ) üzerinde konuşlanmıştır. Bereketli alüvyonlu araziler bu kenti büyük bir tarımsal depo niteliğine dönüştürmüştü. İlkçağlarda Ephesos gibi büyük bir metropol kentin art alanında yer almış olmasından dolayı, Ephesos kentinin tarımsal ihtiyaçlarını karşıladığı düşünülmektedir. Aynı şekilde kent Bizans ve Türk yönetimlerinde de tarımsal karakterini kaybetmeden varlığını sürdürmüştür. Kentleşme açısından İ.S. 13. Yüzyıl yani bölgeye Türkmen akınlarının gelişinin hemen ardından gelişmeler olduğu gözlemlenmektedir. Birçok açıdan önceki devirlere oranla başarılı imar faaliyetleri kentte inşa edilir. Anadolu cami mimarlık tarihinde nitelikle ve ilksel örneklere ev sahipli yapan bir kent olur. Salt cami ve benzeri zaviye-türbe gibi dini yapılarla sınırlı kalmamıştır gelişimler. Türk kent yaşamının belki de en önemli kamusal anıtları olan çeşmeler de kent yaşamına renk katan ayrıca estetik kaygılarla inşa edilen mimarı anıtlar olmuşlardır. Bu yazımızda Tire kent meydanlarından birini süslemiş ve süslemeye devam eden Yeğenağa Çeşmesini incelemeye alacağız.

İnsanlık tarihi açısından su kuşkusuz büyük bir öneme sahiptir. Hayatın devam ettirilmesi gibi, tarımsal sulama ve buna bağlı ticaret daima suyu gerekli kılmıştır. İlk şehir kültürlerinin meydana geldiği “Mesopotamia” nehir sularının arasında yer alması tesadüfi değil, bilakis suya olan ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. Anadolu coğrafyasında da hem mevcut olan yerel kültürler, hem de Roma gibi dış merkezli kültürler, suya büyük önem vermişlerdir. İnsanların yararlanması adına özellikle Roma döneminde mimari anlamda anıtsal karakterde örnekler verilmiştir ( Sagalassos- Agora Çeşmesi-Hadrian dönemi  ). Yöneticiler, toplumlarına hem yarar sağlamak hem de isimlerinin sonsuzlaşması adına su anıtlarını yapmakta hep yarar görmüşlerdir.

Anadolu’da varlık gösteren tüm toplumlarda olduğu gibi, Türkler içinde su her dönemde maddi ve manevi bir hayat kaynağı olmuştur. Su mimariyle ve edebiyatla birlikte yaşamış, çoğu kez bunlara esin kaynağı olmuştur. Bir yere su getirmek, bir çeşme kurmak,  ilkçağda olduğu gibi insanlara hizmet ve sonsuzlaşma adına inşa edilmiş, bu yolda yapılan yapılar o dönemlerin en güzel ve zarif sanat yapıtları oluşturmuştur. Özellikle yüzlerce yıl İslam toplumlarının önderi olarak büyük hizmetleri görülen Türklerde su tesisleri sanat ve mimarilerinde çok önemli bir yer almıştır.

Sözlüklerde, göz gibi olan delik ve bu delikten akan su, anlamı ile açıklanan “çeşme” kelimesinin, Farsçada “göz” anlamındaki “çeşm”den geldiği kabul edilmektedir. Çeşmeler, kaynağından bir hazineye toplanarak veya borularla getirilerek, akıtılan suların alınmasına mahsus, lüleli veya musluklu, bir hazine şeklinde, mermerden, tastan veya buna benzer inşa malzemelerinden yapılmış, umuma mahsus su alma yerleridir.

Daha öncede belirtmiş olduğumuz gibi Tire, Türk şehirciliği açısından oldukça değerli bir yere sahiptir.

Şehir anıtlarından çeşmeler arasında anıtsallığı ile dikkati çeken Yeğenağa Çeşmesi; İpekçiler Mahallesi, Balcı Caddesinde yer alan meydanda bulunmaktadır. Bu alan yerel halk arasından İtfaiye Meydanı olarak nitelendirilmektedir.

18. yüzyıl içerisinde Sadrazam Seyyid Yeğen Mehmed Ağa tarafından inşa ettirilen çeşmenin tam yapım tarihi hicri 1200 miladi 1785 yılıdır. Tüm Osmanlı ülkesinde Lale devri ile başlayan anıtsal çeşme yapımı etkisiyle inşa edildiği düşünülebilir. Çeşmeden yer alan üç mermer kitabe cepheler üzerinde yer alan nişlerde bulunmaktadır. Batı cephesinde yapım kitabesi yer almakta; altı satırlık kitabenin üst dört satırı ikişer sütun, altta yer alan iki satırda tek sütundan oluşan yazının Osmanlıcadan tercümesi:

Allah mübarek etsin bu yol üstünde bir çeşme yapıldı
Büyüklüğü tartışmasız Seyyid Yeğen Ağa
Bu can suyu çeşme yerinde ne güzel ne sevimli
Allah yolunda ümmetin susamışlarına çağrı olsun
Allah o hayır sahibi yüce şahsın ömrünü sağlık ve talihle artırsın
Bu yoldan kim geçerse su için anne babasının ruhuna dua bağışlasın
Ey Reşik ben de işiterek tarih söyledim
Ferah bir çeşme sanki zemzem kuyusu oldu
Sene Kasım 1785
Maşallah

Yapım kitabesinde geçen Reşik ismi olasılıkla kitabeyi yazan kişinin adıdır. Diğer kitabelerin güneyinde yer alanında, Seyyid Yeğen Ağa’nın ismi geçmekte, kuzey yönde yer alan kitabe de ise Ekim 1912 tarihinde yapılan onarımın yazısı yer almaktadır.

Çeşme, Tire kent anıtlarında özel bir konuma sahiptir. Meydan çeşmesi işlevi taşıyan Yeğenağa Çeşmesi’nin yüksekliği 5.40 metredir. 3.65×3.65 metre ölçülerinde, dört yüzlü, kare planlı bir anıttır. Çeşmenin su haznesi kare planlı çeşmenin ortasında bulunmaktadır. Eser, kesme taş ve tuğla ile inşa edilmiştir.

Üzeri düz damla kapatılmış olan çeşmenin tepe noktasında, düz ve içbükey silmelerden oluşan korniş görülmektedir. Çeşmenin üç yöne lülesi bulunan cepheleri birbirinin simetrisi şeklinde yapılmıştır. Cephe köşeleri pahlanmıştır. Çeşme nişi sivri kemerli olup iç içe iki kemer şeklindedir. Kemerler tuğlaların dik dizilmesi ile oluşturulmuş böylece hareket kazandırılmıştır.

Çeşme nişi ve yanlarını saran çerçeve kısmı, dinlenmelikten itibaren, 2.40 m yükseklikten sonra malzeme açısından değişmektedir. Andezit kesme taş ve tuğlanın kullanıldığı alt kısma göre üst kısım beyaz kesme taşla inşa edilmiştir. Bu kısımda pahlanmış köşeler üç sıra mukarnas dolgudur.

Üç yöne lülesi bulunan çeşmenin doğu cephesi boş bırakılmış burada su haznesini gösteren açıklığa yer verilmiştir. Bu cephede kemer formu ve çerçeve kısmı diğer cephelerle aynıdır. Yeğenağa Çeşmesinde 0.65 m genişliğinde olan dinlenme sekisi çeşmeyi lülesi bulunan üç yönden sarmaktadır. Boş bırakılan doğu cephesinde dik kesilen dinlenmelik kısmı diğer cephe köşelerinde pahlanmış olarak görülmektedir.

Çeşmenin, güney ve batı cephelerinde, su tekneleri, dinlenme sekileri arasına yerleştirilmiş blok taşlardan oluşmaktadır. Kuzey cephesinde su teknesi olarak devşirme malzeme kullanılmıştır. Bu malzeme Bizans Dönemine ait girlandlı lahittir. Girland motiflerinin içerisinde etrafı daireyle sınırlandırılmış Malta haçları bulunmaktadır. Tire kent coğrafyasında yaşamış Bizans ve Türk kültürlerinin sentezlenmesine örnek olması açısından bu yönüyle ilgi çekicidir.

Su teknelerinin köşelerinde bulunan oluklarla, su teknesinde biriken su, çeşmenin önünde yer alan su kanalına akmaktadır.

Türk kent hayatının gelişimini inceleme şansı bulduğumuz Tire kentine ait bir anıtsal yapı olan Yeğen Ağa Çeşmesi’ni incelemeye çalıştığımız bu yazımız, Tire kenti için yarar sağlayacağı ümidindeyiz. Erken Osmanlı’dan Klasik Osmanlı mimari devirlere geçiş sürecinde birçok imar faaliyetlerinin gerçekleşmiş olduğu Tire, farkındalık yaratılması gerekli bir yerleşimdir.

Ali ÖZKAN
Dokuz Eylül Üniversitesi
Klasik Arkeoloji
Yüksek Lisans Öğrencisi

Kaynakça

1-  Munis Armağan, Devlet Arşivlerinde Tire, İzmir 2003
2-  Recep Meriç, “ Antik Dönemde Küçük Menderes Havzasının Tarihsel Coğrafyasına Genel Bir Bakış” Ege Coğrafya Dergisi, Sayı4, 1988
3-  Recep Meriç, Das Hınterland von Ephesos- Archaologisch-Topographische Forschungen im Kaystros-Tal, Erganzungshefte Zu Den Jahresheften Des Österreichischen Archaologischen Institues, Heft 12, 2009
4- Gül Geyik, İzmir Su Yapıları, Atatürk Üniversitesi Y. Lisans Tezi, Erzurum 2007
5- İzmir İl Kültür Envanteri- Tire, İzmir 2001
6-Rüçhan Arık, Batılılaşma Dönemi Anadolu Tasvir Sanatı, Ankara, 1988
7- Yaşar Aksoy, Efsaneden Gerçeğe İzmir, İzmir, 2002
f