DAMLACIK CAMİİ – İZMİR

DAMLACIK CAMİİİZMİR

      Kılcı Mescidi adını dahi alan bu eser.İzmir’de memleket hastanesinin güneyinde ve Damlacık mahallesinde bulunmaktadır.Bugünkü sokak numarası 426 dır.
  Damlacık Camii’nin üzeri meyilli ahşap çatı ve kiremit örtülüdür. Kesme taştan bina edilmiş ve birde minaresi vardır. Doğrudan camiye ait olmamakla beraber, caminin avlu duvarı üzerinde Hicri 1210 – Miladi 1795 – 1796 tarihli bir çeşme kitabesi mevcuttur ve üzerinde şunlar yazılıdır.
     SAHİBÜ’L HAYRAT VE’L-HASENAT MUSTAFA OĞLU MUSTAFA’NIN HAYRATIDIR. SENE 1210
   Damlacık Camii mevkii itibariyle yokuş başında ve köşede olduğu için 448 sokakta camii altına gelen ve halen müezzin ikametgâhı olarak kullanılan 7 numaralı evin kapısı üstünde ayrıca şu kitabe vardır.
   ETTİ DALALET BENDE-İ AL-İ OSMAN, ÇÜN SA-İ ŞEREF BULDU CAMİ-İ ZİŞAN
HAMDÜ-LİLLAH, HİTAM BULDU İNŞASINA DEDİ. FAHRİ BU DA BİR HEZA MİN FAZL-I RABBİ ZİLHİC ÇETÜ’Ş-ŞERİFE SENE-İ HİCRİYE 1330 – KASIM 1912.
  Bu camii haziresinde gömülü bulunan şahıslara ait mezar kitabelerinden en eski tarihlisi de cami’nin banisi olduğu rivayet edilen Hasan isimli bir zatın Hicri 1113. Miladi 1701 – 1702 tarihli mezar taşıdır.
  Burada, caminin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığına dair bir kitabe mevcut olmamakla beraber, bu eserin yukarıda verilen tarihlerden daha önce bina edildiğini söylemek herhalde hatalı olmayacak. Diğer taraftan bu eserin, İzmir Müzesinde mevcut, İzmir camilerine ait eski eser fişlerinde de Damlacık camii Kılcı
mescidi olarak gösterilmiştir ve müezzinin evinin kitabesine bakarak, bu cami’nin Hicri 1330 senesinde yapıldığı kayıt olmuştur. Fakat verilen bu inşaa tarihinin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü, İzmir Vakıflar müdürlüğünde bulunan 11.Vakfiye defterinde mevcut 20 Cemaziyül -evvel 1307 12 Ocak 1890 tarihli bir kayıt suretinde”Medine-i İzmir’de Damlacık mahallesinde vaki kılcı mescidi demekle ma’ruf mescidin kisle-i şer’den mansub mütevellisi, mahalle-i mezbure ahalisinden Kestane pazarlı Hacı Osman efendi bin Hacı Mehmet efendi”ifadesi geçmektedir. Bu ifadeyi dikkat edilecek olur
ise Damlacık caminin ve kılcı Mescidi’nin aynı eser olduğu ve kılcı Mescidi(damlacık Cami’nin) 12 Ocak 1890 tarihinde cemaate açık olduğu sarih bir şekilde meydana çıkar.
Yaptığımız araştırmalar neticesi, yine İzmir Vakıflar Müdürlüğü’nde mevcut 11.vakfiye defterinde bulduğumuz 21 Şevval 1242 (18 Mayıs 1827) tarihli ve Çankırılı oğlu sebili ile alakalı diğer bir vakfiye örneği de bize bu kılcı-zade ailesinin 19.yüzyıl başlarında yaşadığını göstermiştir.
    Bu vakfiyede bulunan ” Medine-i İzmir’de, camii-atik mahallesinde sakin iken bundan akdem vefat eden kılcızade el-Hac Mehmet efendi bin Abdullah’ın zevce-i metrukesi işbu baisü-l vesika Ümmü Gülsüm binti el -Hac İsmail nam Hatun tarafından….”ifadesine nazaran kılcı-zadelerin 18.yüzyıl sonları ile bahis konusu Damlacık cami’nin Kılcı-zadeler ile alakası bulunduğu taktirde camii inşaa senesini biraz daha erken tarihe almak mümkün olabilecektir.
Burada camii avlu duvarı üzerinde bulunan H.1240-M 1795–1796 tarihli çeşme kitabesi dahi dikkate vaciptir. Nihayet cami haziresinde mevcut H.1113 – M.1701 – 1702 tarihli mezar kitabesi, bu Camii’nin en geç 17 yüzyılın başında inşa edilmiş olması lazım geldiği düşüncesini bizde uyandırmaktadır. Nitekim Başbakanlık Arşivi (İstanbul) Mühimme defterlerinde gördüğümüz ve suretini aynen aşağıda dercettiğimiz, evail-i Şevval 1132 – 1720 Ağustos ortaları tarihli vesika örneği de, bu husustaki düşüncelerimizi takviye eder mahiyette olmalıdır.
“İzmir Kadısına hüküm ki;
Medine-i İzmir civarında sabunhanelere karib mahalde vaki Damlacık nam pınar kimsenin mülkü olmayıp,bila sahip olmağla,ashab-ı hayrattan bir kimse ol pınarın bir miktar suyunu iki çeşmeye icra edup, ma’adası yabana ceryan etmekle intifadan atıl olduğu i’lam olunmağın zikr olunan pınar suyundan salifü’z – zikr iki çeşmeye icra olunandan ziyadesi dahi ibadullahın intifası destur-i ekrem müşür-i efham nizamü-l-ümem vezir-i azam situde şiyem ve damad-ı muhteremim paşa edam Ellahü-ta ala iclalehu….. Tarafından hasbeten lillahi ta’ala bina ve ihya eyledikleri mescid-i şerif ve sabunhanelerine icrasına mümana’at olunmaya deyü yazılmıştır.”
   Burada görülüyor ki, Nevşehirli sadrazam Damat İbrahim Paşa, Damlacık civarında ve yine bu havalide olan sabunhanelere yakın bir mahalde, bir mescid ve bina ihya etmiştir. Ancak Damlacık havalisinde İbrahim Paşa adına bir mescid görülmediğinden, mezkûr Damlacık mescidi’nin İbrahim paşa’ya ait olması bir ihtimal adına başka bir mescid görülmediğinden, mezkûr Damlacık mescidi’nin İbrahim paşa’ya ait olması bir ihtimal dâhilindedir. Kılcı-zadeler ise eseri tamir ettirmiş olabilir.

Bir Başka Bilgi:
Konak İlçesi Sümer Mahallesi’nde, Damlacık Mevkii 426 Sokakta bulunan camidir. XVIII. Yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilen camii ‘ Kılcı’ adıyla da anılmaktadır. Caminin aynı zamanlarda yaşayan Kılcızade ailesi tarafından yaptırıldığı ya da onarıldığı düşünülmektedir. Büyük bölümünün sonradan yok olduğu sanılan bir haziresi de bulunmaktadır. Bu bölgede olduğu bilinen ünlü Asklepion Tapınağı’nın bir bölümünün caminin temelleri altında bulunması da olasıdır. Çünkü 1933 yılı Mayıs ayında yapılan bir çalışmada, caminin yanında bulunan mezarlık altında 270 m. Uzunluğunda ve 2 metre genişliğinde yer altı mahzenleri olduğu sanılan bir bodrum bulunmuştur.

Bir cevap yazın