PEHLİVANLARIMIZ VE HEYKELLERİ – SINDIRGI – BALIKESİR

Sındırgı İlçemizin yetiştirdiği Yağlı Güreş Pehlivanları ile ünlüdür. Bu yüzden Sındırgı girişine pehlivan heykelleri dikilmiştir. Sındırgı’ya İzmir istikametinden geldiğinizde sizi bu heykeller karşılar.

Türkiye çapında dereceye giren pehlivanlardan bazıları şunlardır:

-Mehmet Ali YAĞCI (Kırkpınar Baş Pehlivanı)

– Şerif ÜNAL ( Kırkpınar Baş İkincisi )

– İzzet YAĞCI (Kırkpınar Baş ikincisi )

– Mehmet GACAROĞLU (Kırkpınar Baş İkincisi)

– İbrahim GACAROĞLU (1938 Grokomen Türk 1.ncisi)

– Katrancı Halil (Kırkpınar Başaltı Birincisi)

– Halil ŞAHAN (Kırkpınar Başaltı ikincisi)

– Mustafa TEPELİ (Kırkpınar Başaltı İkincisi)

– Molla CELİL (Kırkpınar B.Orta Birincisi)

– Sarıkızın İbrahim (Kırkpınar B.Orta Birincisi)

– İbrahim TEPELİ (Kırkpınar B.Orta Birincisi)

– Süleyman KAYGAN (Kırkpınar K.Orta Birincisi)

– İrfan ATAR (Kırkpınar K.Orta Birincisi)

– Ramazan ÇETİNKAYA (Kırkpınar K.Orta Birincisi ve En centilmen Sporcu.)

ŞERİF PEHLİVAN

   1914-1977 yıları arasında Yüreğil Beldesinde doğmuş. Sındırgı’lı Şerif pehlivan yetim, babasız büyümüş 11 yaşında güreşe başlamış. 13-15 yaşlarında devamlı güreşmiş o dönemin ağaları arka çıkarak Büyük pehlivan Kurt Dereli Mehmet Pehlivana götürmüşler, onun icabetiyle güreşe devam etmiş, mahalli güreşlerde sırtı yere gelmeyen Şerif Pehlivan 17-18 yaşlarında başaltı ve başa güreşmeye başladığı görülmüştür.

   1-İlk on centilmen Pehlivanlık ödülü Sındırgı’lı Şerif’e verilmiştir. 2-En güzel peşrev onun zamanında verilmiştir. 3-Tekirdağlı Hüseyin’ le 2 gün üst üste güreşmiş, 1 güreşte 11 kg vermiş, yine yenilmemiştir. 4-Göğüs kafesi en geniş pehlivandır. Kurtdereli’ den daha geniş olduğunu Kurtdereli kendisi söylemiştir. 5-Serbest karakucak güreşte Avusturya gençler birincisi. 6-1946-1949 yılları arasında 2 defa başpehlivan olmuştur Kendilerine o dönemin başpehlivanına verilen altın saat hediye edilmiştir. Daha sonra Sındırgı’nın tanıtımı için her türlü gayreti göstermiş devamlı kendisini Balıkesir’li değil Sındırgı’lı Şerif diyerek tanıtmıştır. Mahalli güreşlerde Yüreğil’ li Şerif, İl dışı güreşlerde Sındırgı’lı Şerif diye anons ettirmiştir. Hatta İstanbul karakucak seçmelerinde kendisini Balıkesir’li diye anons edilince ben Sındırgı’lıyım diyerek, beni Sındırgı’lı diye anons etmezseniz güreşi bırakırım diyerek hakem heyetine karşı gelmiştir. Sındırgı’lı Şerif olarak kendisini andırmış yıllarca başa güreştikten sonra ölünceye kadar çırak yetiştirmiş, Mehmet Ali YAĞCI gibi bir başpehlivan yetiştirmiş, Sındırgı ilçesinin pehlivan yatağı olmasına vesile olmuştur. Ölünceye kadar kule hakemliği görevinde bulunmuştur.

MEHMET ALİ YAĞCI (1937-1985)

    Kırkpınar çayırında 42 yıl önce başpehlivanlık mücadelesi yapan 2 kardeşin 3.5 saat süren final güreşi yaptıklarını duymuş muydunuz? İnsanı böylesine derin duygu ve düşüncelere sevk eden Sındırgı’lı YAĞCI kardeşleri tanıyalım mı?

Cumhuriyet tarihimizin hiç kuşkusuz en fizikli ve en gösterişli pehlivanı olan M. Ali YAĞCI, güreşçi bir ailenin çocuğu olarak 1937 yılında Alacaatlı köyümüzde doğdu. Babası Ali pehlivan ile ağabeyi İzzettin pehlivan olmaları nedeniyle M. Ali nin güreşe uyum sağlaması, oldukça kolay oldu. Babası Alacaatlı’lı Ali pehlivan, kendi döneminin hatırı sayılır pehlivanlarındandır. 1930 yılında bundan 73 yıl önce Edremit’te Kızılay Cemiyeti yararına düzenlenen bir yağlı güreşte o yılların ünlü başpehlivanlarından Bey köylü Çoban Mehmet, Acıpayamlı Arif ve Dinarlı Mehmet pehlivanlarla başpehlivanlığa soyunduğu eski spor yazarlarında Ahmet Rıza KAYNAR’ın bir eserinde de dile getirilmiştir. Güreş severlerimizin çok iyi bildikleri üzere yağlı güreşlerde minder güreşlerindeki gibi kilolarına göre güreş tutma söz konusu değildir. Yağlı güreşler 9 kategori üzerinden yapılır. 1 Teşvik, 2 Deste Küçük Boy, 3 Deste Orta Boy, 4 Deste Büyük Boy, 5 Küçük Orta Küçük Boy, 6 Küçük Orta Küçük Boy, 7 Büyük Orta, 8 Baş Altı, 9 Baş Pehlivan dır.

   1961 yılında Edirne Saray içi çayırında, çalan davullar ve güreşi izleyen seyircilerde gözle görülür bir başkalık daha doğrusu güreş alanında bir hazinlik söz konusuydu. Zira er meydanında iki öz kardeş, M. Ali YAĞCI ve Ağabeyi İzzet YAĞCI başpehlivanlık final güreşi yapacaklardır. Kırkpınar Baş cazgırı Şirin Mustafa’nın yaptığı takdim konuşması sonunda başlayan tarihi güreş tahminlerin ötesinde 3.5 saat sürmüş, ağabey İzzet YAĞCI, M. Ali’ye künde atarken, M. Ali YAĞCI, topuk kesme oyunu ile ağabeyini mağlup edip, Kırkpınar Başpehlivanı olmuştur. M.Ali YAĞCI’nın Başpehlivanlık mücadelesi verdiği yıllarda kendisinin en güçlü rakipleri; Adapazarlı İrfan ve Adil ATAN ile İzmir’li Kara Ali, Samsun’lu İbrahim KARABACAK, Ordulu Mustafa ve Malkara’lı Şaban FİLİZ olmuşlardır. Kırkpınar’da Başa güreşen bu kadronun yakın tarihimizin en güçlü güreşçi kadrosu olduğu üzerinde yıllar öncesinin, güreş otoriteleri, fikir beyan etmişlerdir. Sporseverlerimizin çok iyi bilecekleri üzere, sporun hangi dalında olursa olsun, her sporcunun hayalinde mutlaka erişebileceği bir üst nokta vardır. Bu da birinci planda kendi dalında Milli formayı giyebilmektir. İşte M. Ali YAĞCI her ne kadar üst düzey yağlı pehlivan güreşçisi ise de, Kırkpınar’da ikinci defa Başpehlivan olduğu 1964 yılında serbest güreş milli takımımızın ağırsıklet güreşçisi olarak Milli takıma çağrılmış, aynı yıl Japonya’nın başkenti Tokyo’da yapılan olimpiyat oyunları kafilesinde Hamit KAPLAN’la beraber yer almışlardır. Yine sporseverlerimizin iyi bilirler sporun her dalında geçerli olan, eğer bir takımda aynı mevkide yarışacak birden fazla eleman varsa, yarışmaya günün şartlarına uygun olarak antrenörün belirleyeceği sporcu sokulur, diğerleri yedekte bekletilir. İşte 1964 Tokyo olimpiyatlarında ağırsıklet güreşine Hamit KAPLAN çıkarılınca, nereden kaynaklandığı kesin olarak bilinmemekle beraber, spor fanatikleri M.Ali YAĞCI’nın kasıtlı olarak çıkmadı gibi çirkin iftiralarda bulunmuşlarsa da bu iddianın uzaktan yakından gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

    M. Ali YAĞCI 1966 yılında Kırkpınar güreşlerinde Ordu’lu Mustafa ile yaptığı final güreşi sonunda galip ilan edilmesi beklenirken Ordulunun Başpehlivan ilan edilmesine tepki göstermiş ve 1967 yılından itibaren bir daha Kırkpınar güreşlerine katılmamıştır.

   M. Ali YAĞCI 15 yıl süren güreş hayatı boyunca Kırkpınar dışında ülkenin çeşitli yörelerinde düzenlenen güreşlerde de sayısız başpehlivanlık ve sayısız ödüller kazandı. Başarılarıyla övünmedi, güreş hayatını noktaladıktan sonra mütevazı kişiliği ile her zaman güreş çevrelerinin yanında yer aldı ve onlarla tek oldu. Geleneksel olarak her yıl yurdun çeşitli yörelerinde düzenlenen ve Kırkpınar düzeyine varan güreşlerin hakem heyetine çağrıldı. Görevli olduğu bu güreşlerde daima doğrunun ve haklının yanında oldu. İşte geleneksel olarak yapılan Antalya’nın Elmalı Yeşil Yayla güreşlerinin hakem heyetine çağrılan M. Ali YAĞCI orada Cuma namazından çıkarak Sian-ı Ümmi türbesinde dua ederken geçirdiği kalp krizi sonucu 48 yaşında rahmetli oldu. Cenazesi Balıkesir’e getirilerek 6 Eylül 1985 günü Başçeşme Mezarlığında toprağa verildi.

KAYNAK: İbrahim GACAROĞLU