FOÇA – İZMİR

FOÇA – İZMİR

Onlar kentlerini, bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurdular…
Yok yok, sanmayın ki biz kurduk bu iddilalı cümleyi. Bu cümleyi kuran, tarihin babası olarak bildiğimiz HEREDOT. Asırlar önce, Heredot ünlü Troja (Truva) Savaşı’nı yazmak için Anadolu’ya gelmiş ve bu sırada Foça ile tanışmıştır. Kendi ülkesine döndüğünde gezip gördüğü yerler hakkında yazdığı kitabında işte bu cümleyi kullanmış Foça ve Foçalılar için. Bize bir şey söylemek düşer mi?

 

Karataş Efsanesi  
Foça’da halk arasında anlatılan bir efsane vardır; ünlü Karataş Efsanesi… Adı üzerinde efsane, yorumlara açıktır. Foça’nın gizemli çekiciliğine tam anlamıyla yakışan bir efsanedir bu. Foça’da nerede olduğu bilinmeyen bir taş vardır ve Karataş olarak anılır. Herhangi bir kaldırım taşı da olabilir bu gözümüzün önünde sadece taş diye durup duran; ya da yer altında, görmeden-bilmeden her gün üzerine basıp yürüdüğümüz arnavut kaldırım taşlarından birinin metrelerce altında da. Gizemi ve çekiciliği de burdan doğmakta sanırım. Bilinmeyen bir taş ama neden olduğu efsane daha da çekici.

 

“Her kim ki; Foça’da nerede olduğu bilinmeyen KARATAŞ’a basar ise; basireti bağlanır ve içinde bir yerlerde Foça’ya yerleşme ve hep burada olma isteğini bulur. Yolu nereye giderse gitsin, Karataş’a basan kişi bir gün mutlaka Foça’ya geri dönecektir…”

 

Karataş var; bunu herkes biliyor da nerede olduğunu kimse bilmiyor. Gezip dolaşırken bu taşa basan mümkünü yok bir daha Foça’dan kopamıyor. Çok zorlanıp bir yerlere gitse de mutlaka dönüp dolaşıp gene geliyor Foça’ya. Bir kez yolunuz Foça’ya düşmeye görsün, Foça’ya gelip de o büyülü havasını yakalayabilen herkes bu öyküyü duyunca dolaşıp duruyor sokaklarda. Belki Karataş’a basarîm da bu yaşanası kasabada kalırım umuduyla. Bize kalırsa Foça’nın her yeri Karataş. Foça’yı görüp de sevmemek, dönüp gelmemek mümkün değil de ondan…

 

Bir cevap yazın