AFRODİSİAS ANTİK KENTİ – AYDIN

AFRODİSİAS ANTİK KENTİ – AYDIN

    Adını, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan Afrodisias Antik Kenti’nde binlerce yıl boyunca yüzlerce ünlü heykeltıraş yetişmiş. “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim” sözleriyle Roma İmparatoru Augustus tarafından birinci yüzyılda koruma altına alınan kent, 2017 yılında ise bölgede yer alan antik mermer ocakları ile birlikte UNESCO tarafından koruma altına alınarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklendi.

    Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi sınırları içinde yer alan Aphrodisias Antik Kenti, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır. Tarih boyunca, içinde bulunduğu nehir havzasının doğal özelliklerinden beslenen kentin Antik Dönem’deki en büyük zenginlik kaynağını ise kentin kuzeyinde, Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocakları sağlamıştır.

Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi’ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Aphrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır. 

Aphrodisias’ın arkeolojik önemi, Geç Helenistik Dönem’den Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren yoğun bir fikir ve değer alışverişini gözler önüne seren, büyük ölçüde mermerden inşa edilmiş yapıların ve bunlarla ilişkili kabartma ve yazıtların istisnai ölçüde iyi korunmuş olmasından gelmektedir. Aphrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere, İmparatorluğun dört bir yanında imzalarını taşıyan eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Aphrodisias’ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir. Bu özelliği sayesinde Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nde, dönemin mermer sanatı ve mimarisinin tüm yönleriyle araştırılıp anlaşılmasını sağlayan kentlerden biri olmuştur. Kente adını veren ve kent kimliğinin gelişiminde önemli rol oynayan Aphrodite kutsal alanının ve kentteki özgün Aphrodite kültünün de Akdeniz Havzasında geniş bir alanı kültürel açıdan etkilediği bilinmektedir.

Bu özellikleri nedeniyle, Aphrodisias Antik Kenti yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile birlikte 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NDE BULUNAN AYDIN’DAKİ AFRODİSİAS ANTİK KENTİ HAKKINDA 10 BİLGİ

   Afrodisias Antik Kenti, milattan önce 3. yüzyıla kadar uzanan derin tarihi geçmişi ve Yunan-Roma dönemine ait mimari özelliklerini en iyi şekilde yansıtması ile UNESCO’nun 41. Dünya Miras Komitesi’nde de eşsizliği tescillenen muazzam antik kentlerimizden.

1. Adını mitolojide yer alan aşk ve güzellik tanrıçası olarak bildiğimiz Afrodit’ten alan antik kent, Roma döneminde tapınak olarak kullanılmasıyla biliniyor.

2. Milattan önce 1. yüzyılda Roma imparatoru Augustus, antik kenti özel koruması altına aldı, üzerinden geçen 200 yılda da şehre çok önemli eserler kazandırıldı.

3. Antik kentin ilginç keşif hikayesi

Ünlü fotoğraf sanatçısı olan Ara Güler bir gün yolunu kaybeder ve tesadüfen bu köye yolu düşer. Sütun ve taşların farkına varır, fotoğraflar, konuda uzman bir kişiye danışır fakat hiç ilgi görmez. Vazgeçmez, fotoğrafları bu kez ABD’de de bir dergiye yollar. Daha çok fotoğraf isterler. Gerekli izinleri ayarlar ve kazıya başlanır. Şehirdeki ilk kazı 1904 senesinde yapılmış. Günümüzde de New York ve Oxford Üniversitesi ortak çalışmalarıyla konuya öncülük etmeye devam ediyorlar.

4. Günümüze dek dik durmayı başaran Aphrodite Tapınağı’nın yapımının 150 seneden fazla sürdüğü biliniyor.

5. Her yeni dönemde Aphrodite Tapınağı’na eklentiler yapılmaya devam edildi ve tapınak çok tanrılı dine mensup kişilerin hac yaptıkları yer olarak tarihte yerini aldı. Hıristiyanlığa geçiş sonrası ise tapınak kilise oldu.

6. 1962 senesinde tamamen tesadüfî bir şekilde keşfedilen Odeon ve Bishop’s Sarayı o dönemlerde kültürel faaliyetlerin (şiir okuma, konser, müzikal ya da halk meclisi) yapıldığı yer olarak kullanılıyordu.

7. Roma imparatoru Hadrian’a özel olarak tasarlanan ve iki bölümden oluşan Banyolar ve Hadrian için; kadın ve erkeklerin ayrı ayrı yıkandıkları iki bölümden oluşan büyük banyo ya da hamam diyebiliriz.

Hamam soyunma ve giyinme, soğuk su, sıcak su, ılık su şeklinde toplamda 4 farklı bölümden oluşuyor.

8. Ünü kıtaları aşmış efsane yapı: Afrodisias Antik Tiyatro

1960 yılında kazı çalışmalarına başlandığında Geyre köyünün, bu antik tiyatro üzerine kurulduğu fark edilmiş yeni bir köy inşa edilerek 1966 senesinde tekrar kazı çalışmalarında başlanmış. Kazı esnasında birçok değerli heykel ve kabartmalar bulunmuş. Aynı zamanda gladyatör ve vahşi hayvanların dövüştürüldüğü yer olarak da kullanıldığından arena için alt basamaklar çıkarılmış, sahne derinleştirilmiştir.

9. Dünyanın en iyi, kentin ise en görkemli stadyumlarından biri olma özelliği ile yaklaşık 30 bin kişi kapasitesi, 50 metre genişliği ve 262 metre uzunluğu, elips şeklinde olması ile herkesin rahat şekilde izleyebileceği Afrodisias Stadyumu’nda zamanında atletizm, halk oyunları ve festivaller gerçekleşiyordu.

10. Arkeolojik açıdan antik kentin bu denli önemli olmasının esas sebebi; Geç Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kabartma ve yazıtların hala ilk günkü gibi olması.

Bir cevap yazın