ÇEŞME VE SEBİLLER – TİRE / İZMİR

ÇEŞME VE SEBİLLER – TİRE / İZMİR

    Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi, Tire çeşme ve sebilleri ile ilgili bilgi verirken ; ” 13 hamam, 270 çeşme ve 5 yerde kurşun kubbeli sebilleri vardır.”, derken, ayrıca, 2’şer, 3’er musluklu çeşmeler olarak, Alacaçeşme, Osman Ağa, Paşa Hanları, Hüseyin Ağa ve At Pazarı çeşmelerinden söz eder. Hatta, Hızır Bali’nin kentte 120 adet çeşmesi olduğunu ekler… Oysa, Evliya’nın verdiği sebil ve çeşme rakamları dışında da kentte önemli çeşmeler bulunmaktadır. Evliya, özellikle çarşı içi sebil ve çeşmeleri aktarmaktadır. Diğer çeşme ve sebiller çarşı dışı kaldığından gezginimiz bunları ifadeye almamıştır. Bu çeşmelerin kentteki dağılımları da ilginç bir görüntü sergilemektedir. Özellikle bunlar hanlar çevresi, çarşı içi ve diğer külliye çevreleriyle mahalle aralarında yer alan görkemli çeşmelerdir. Bu çeşmelerden bir çoğunun kitabesi yoktur. İtfaiye meydanında yer alan anıtsal çeşmelerden Sadrazam Yeğen Mehmet Ağa Çeşmesi dört cepheli olup, bir cephesinde yapım (1786) diğer iki cephesinde ise onarım (1912) kitabeleri bulunmaktadır.

    Rumeli ve Mısır Valiliği ile Tire Sancak Beyliği de yapan Yeğen Mehmet Ağa, özellikle Tire’de halk arasında sevilen ünlülerdendir. Ve bu konuda anonim bilgi zenginliği vardır. Yeğen Mehmet Ağa ayrıca Ahmet Bey ve Yenicami sularına yaptığı vakıf katkılarıyla da belirginleşmektedir.

    Yeğen Mehmet Ağa’nın Birgi’deki 107 ağaçlık zeytin bahçesini Karazade Hacı Mustafa Ağa’ya sattığını 1782 (H.1196), Karazade Vakfiyesinden öğreniyoruz. Yeğen A-ğa’nın Kızılcaavlu’daki ünlü çiftliği de daha sonra mütevellilerince ele çıkarılmıştır.

    Tire tarihinde silinmez izler bırakan Yeğen Mehmet Ağa, zekâsı, disiplini ve dürüstlüğü ile halk arasında çok sevilmiştir. Suçlulara karşı acımasızdır. Söylentilere göre, kendisinden yılan Dellaloğlu lakaplı Mustafa adlı bir serkeş tarafından öldürülmüştür.

Ölüm tarihi 1789 (H.1203) olan Yeğen Mehmet Ağa’nın mezar kitabesi Yenicami haziresinde bulunmaktadır;

“Yeğen Hacı Mehemmet Ağa vali-i Sire yani

Bu şehre nica sal olmuş idi zabit ol alişan

Olup asude halk ol nahli cudun zıll-i adlinde

Riyah-ı sarsar-ı merk etti berk-i ömrünü rizan

Bu bezini bi bakanın camı zehrin nuş eder ahır

Eder nuş ahırın niş bu çarhı gergerdan

Bakıp ibretle bu makama naza kıl hal-i dünyaya

Oku ihlas ile ruhuna kıl bir fatiha ihsan

Hûda affeyleyip cürmün şefii Mustafa olsun

Enis-i kasrı adn içre ola huri ile gılman

Çıkıp bir kimse fevtine dua güne dedi tarih

…ede günahını lutfeyleye sübhan”

1203/1789

    Bu çeşmelere ait Tire Müzesinde bir kısım kitabelere de rastlamaktayız. Sanatsal açıdan olduğu kadar düşünsel açıdan yaratıcılık taşıyan bu kitabelerden kısmen de olsa söz etmek gerekecektir. Mermer zemin üzerine çiçek ve hayvan motifleriyle süslenmiş ancak yazı bulunmayan kimi çeşme taşları sanatın inceliklerini yansıtması açısından kayda değer örneklerdir. Bu kitabelerde süsleme öğesi olarak lale, selvi ve gülbezek motiflerinin yoğun bir ilgi gördüğü anlaşılıyor. Tire Müzesi dışında da hala bu tür yazısız ancak motifsel güzellikte taşlar da vardır. Örneğin, biri Molla Yokuşu başlangıcında, diğeri Yeşil İmaret zaviyesi dış çeşmesinde yer alan bu süslemeler kayda değer örneklerdir. Bunlara ek olarak Doğancıyan zaviyesi yakınındaki Sülüklü Çeşme’nin taşları figüratif yönden oldukça erken dönem özelliği taşımaktadırlar. Özellikle “Sülüklü Çeşme”nin taşı kompozisyonuyla ilginç ve ender örneklerdendir. Bu arada İsa Bey’in Büyükkale Bucağı’ndaki zaviyesi önünde yer alan 1380 tarihli çeşme kitabesi ise mükemmel örnektir. Av. Ulvi Yelken tarafından okunan kitabede, çeşmenin 1380 (H.782) tarihinde yapıldığını öğreniyoruz ;

” Emere bi inşai hazihil ayn

Essultanül azam fahrüt devleti veddünya

Veddin İsa ibnü Mehmet ibnü Aydın halledallahü saltanatü

Fi senetü isneyn ve semanin ve seb’a miye. 782 ” (1380)

    Dikdörtgen şemail mermer üzerine yazılan ve sivri kemer içine alınan kitabe yazımı 4 panoya ayrılırken, kemer dış boşluklar palmet, rumi ve lalelerle bezenmiştir. Yine müzede bulunan Tire’nin ünlü tüccarlarından ve Keserciler Ailesinden Kesercizade Mehmet Ağa’nın 1786 tarihli çeşme kitabesi ile yine 1799 tarihli Tire tüccarlarından Mehmet Ağa kızı Hacı Ayşe Hanım sebil  kitabesine; “Sahibül hayrat vel hasenat Hacı Mehmet Ağa kerimesi Hacı Ayşe Hanım hayratı”na (1799) deyinmek gerekmektedir. Çeşme kitabeleri içinde, Hacı Sleyman Efendi (1865), Şerbetçizade Hacı Veli Efendi (1865), Ali Ağa kerimesi Fatma Hatun (1809), Keskin Hacı Mustafa (1859) ve Hacı Mehmet 1884 kitabeleri Tire Müzesinde yer almaktadır. Bu kitabelerden Kesercizade Mehmet Ağa kitabesi Prof. Necmi Ülker tarafından da yayınlanmış bulunmaktadır.

    Kesercizade Mehmet Ağa’nın kentte 3 çeşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Kesercizade Ailesi 17.yy.’dan itibaren Tire Tarihi’nde kimi olaylarda ve vakıflarda ciddi bir ad olarak görünmektedir. Bu aileden Kesercizade Ahmet Ağa’nın, Mısır ordusunun Anadolu’yu işgalinde (3 şevval 1248/1832), Batı Anadolu sorumlusu Emir Süleyman tarafından, ekonomiden sorumlu geçici voyvoda olarak Aydın Sancağı’na atandığına ilişkin buyruldu, Şer’iye sicili kayıtlarında dikkatimizi çekmiştir.

    Gazazhane’de Alacaçeşme, Terziler Hamamı yanında Paşa Hanları çeşmesi, Debboy Sokağı kuzey başlangıcında Mısırlı, Hayvan Pazarı’nda Yeğen Ağa, Uzunçarşı girişinde Mahmut Ağa (Hacı Kabakoğlu Mahmut bin İsmail), Kutuhanı köşesinde Hüsamzade Osman Ağa, Alacamescit yakınında Emir Bakirli, Lonca’da Hüseyin Ağa, Güzelhisar Caddesi’nde Lütfi Paşa (Çatal Çeşme), Çeşme Alanı’nda Hafsa Hatun, Yeniceköy’de Alaeddin Sultan, yine Yeniceköy’de Kızıl Deli Sultan ve Bedri Bey, Cumhuriyet Meydanı ‘nda Lütfi Paşa, Havuzlu Kahve’de Kalamos, Yavan Sokak’ta Kara Hayreddin, Esseyyid Hacı Mustafa’nın (Esseyyid Hacı Mustafca ibni Hacı Mustafa ibni Hacı Mehmet bin Hacı Abdullah) Derviş Gazi Medresesi sırasındaki çeşme ve yine Yavan Çeşme (Hacı Mehmet), Atpazarı’nda Leyse Çelebi çeşmeleri adlarını verebileceğimiz anıtsal çeşmelerdir. Kurşun kubbeli sebiller içinde, Hatuniye Semtinde İbni Melek Türbesi yanında Hocazade İbrahim Efendi, Gazazhane kesiminde Alacaçeşme, Yenicami Bahçesinde Kırlızade Mehmet Ağa, Tahıl Pazarı’nda Hüseyin Ağa ve Keskin Hacı Mustafa (1859), Bahçekahve’de Karapınari Süleyman Ağa, Tahıl Pazarı ve Tahtakale meydanındaki Lütfi Paşa sebillerini anımsamak gerekir. Lütfü Paşa’nın Tahıl Pazarı’ndaki sebilinin 1857 yılında yandığı sicil bilgileri içinde yer almaktadır.

    1899 yılında Yorgancı Bekirzade Hacı Hüseyin Efendi oğlu Hacı Bekir tarafından vakfedilen 100 altın ile Yenicami, Mehmet Bey, Ulucami ve Hamza Ağa (Yeniceköy) camilerinin tamirlerinin yanısıra, Yenicami Sebiline 60 günlük kar getirilmesi koşulu, sebillerin de vakıf sahiplerince korunduğunu göstermektedir.

    Karapınari Süleyman Ağa’nın 1743 (H.1156) tarihli vakfiyesine göre 2 sebili dışında Bahçekahve Çeşmesi de onun bir diğer hizmeti olarak görünmektedir. Bunlar mermer kaideli ve kurşun kubbeli sebiller olmasına karşın korunamamıştır. Hekim Hamamı yakınında bulunan Abdülkadir İrşadi Tekkesi bahçesindeki mermer çeşme bugün evler içinde kalmış, görüntüsü halktan uzaklaşmış ancak ayakta olan anıtsal çeşmelerdendir.

    Burada su hizmetleriyle ilgili mütevellilik statüsünü yansıtması bakımından 3 önemli sicil bilgisini aktarmak gerekmektedir. Bunlardan ilki, Yenicami Şadırvan suyuyla ilgilidir. Behram Kethüda’nın Şehirdere’den çıkan Yenicami Şadırvan suyunun mütevellisi Ahmet Efendi,yerine mütevelli olarak çocukları Mehmet Sadık ve Ahmet Necip Efendi’ye bırakınca kadılıkça tasarruf uygun görülmeyerek bozulmuş ve mütevellilik büyük oğlu Mehmet Sadık Efendi adına onaylanmıştır. (1894/H.1312) Yine benzer bir örnek de Ahmet Bey Sularının mütevelliğinde yaşanmıştır. Ahmet Bey suları mütevellisi Rabia Hatun ölünce kızlarından sadece büyükkızı Fazile Hanım mütevelliğe uygun görülmüştür. Yeğen Mehmet Ağa’nın Hacı İlyas Köyündeki (İlkkurşun/Ödemiş) çeşmelerinin de mütevelliği kızı Nefise’nin büyük kızı Zehra’ya verilmiştir.

    Mahalle ve sokak çeşmelerinin de bir bir yok olduğu, gerek belgelerden gerek bıraktıkları izlerden anlaşılmaktadır. Yakın zamana değin ayakta duran aharlı (Lahit) çeşmeler, lahitlerin müzeye kaldırılması ile görüntüsünü kaybeden çeşmeler olmuştur.

    Üzücü olan da bu çeşme ve sebillere ait kitabelerin büyük bir bölümü ortada yoktur. Yapıların kitabelik bölümleri nedense boştur.

    Su hizmetleri içinde sosyal dayanışmanın önemli unsurlarından biri olarak dikkati çeken vakıflara da değinmek gerekmektedir. Bunların başlıcalarından biri de kırsal kesimdeki kuyu vakıflarıdır. Kırsal kesimde çalışanlara, yolculara ve hayvanların gereksinimleri için ele alnan kuyuların uzun süre vakıf olup olamayacakları konusunda da tartışmaları beraberinde taşımak zorunda kalmışlardır. Ancak, İslami hukuk açısından bu hizmetlerin vakıf olup olamayacağı tartışmasının dışında, önemli bir sosyal hizmet olarak ele almak daha doğru olacaktır. Bunlardan, bugün günümüze ulaşabilmiş örneklerden biri de Vakıflar Bölge Müdürlüğü işletmesince halen vakıfları kullanılan Soğukkuyu vakfıdır. Diğer taraftan sosyal dayanışmanın tipik örneklerinden biri de esnaf musluklarıdır. Tire esnaf muslukları içinde günümüze taşınabilmiş vakıflardan, Ekin Loncası, Semerciler ve Demirciler Esnafı muslukları oldukça önemli vakıf hizmetleridir.

    Su hizmetlerinin önceliği konusunda bir kaç cümlenin de konuya eklenmesinde yarar vardır. Türk yerleşimi öncesi kent su dağılım organizasyonunda Bizans sisteminin hakim olduğu bir başlangıç görülmektedir.

    Roma ve Bizans Dönemi su şebekelerinin uzun yüzyıllar kentte kullanıldığı ve bu su dağıtım şebekesinin belediye hizmetleriyle kullanımdan kalktığı anlaşılmaktadır. Evden eve geçen ve dinlenme sistemiyle mahalleleri dolaşan şebeke sistemi hala kentin eski yerleşim ünitelrinde çalışmamakla birlikte varlığını koruyabilmiştir.

 Kaynak : Devlet Arşivlerinde Tire, A.Munis Armağan, 2003.