DİVRİĞİ CEM EVİ VE KÜLTÜR MERKEZİ – SİVAS

    Divriği Cem Evi Ve Kültür Merkezi 24.Temmuz 2019 da açılmıştır. Adalet Bakanlığı tarafından mahkûm olmadığı için kapatılan Sivas’ın Divriği İlçesindeki cezaevi, cemevi olarak kullanılması için 20 yıllına Divriği Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Kalkınma Derneği’ne kiraya verildi.

    Adalet Bakanlığı, mahkûm yokluğundan dolayı kapatılan Divriği Cezaevi’ni açılan ihaleyle Divriği Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Kalkınma Derneği’ne 30 yıllığına cemevi olarak kiraya verdi. Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Kalkınma Derneği Başkanı, “Divriği’de Alevi toplumu çok ama ibadetimizi yapacak yerimiz yoktur. Şu an binada tadilat yapıldı, Haziran 2019’da açılışı yapıldı. Bundan sonra cem ibadetimizi de burada yapacağız’’ diye konuştu. “Türkiye’de ilk defa bir cezaevi cemevi yapıldı” dedi.

ALEVİLİK

    Alevi kelimesi, Arapça bir kelime olup sözlükte, “Ali’ye mensup” ya da “Ali’ye ait” anlamlarına gelmektedir. Istılahta ise “Hz. Ali’yi sevmek, saymak ve ona bağlı olmak” anlamlarında,28 kullanılmıştır. Buna göre, Hz. Ali’yi seven, onu sayan ve ona bağlı olan herkese “Alevi” denir. İslam kültür tarihinde ise bu terim, “ Hz. Ali’ye bağlılık noktasında birleşen çeşitli dini ve siyasi gruplar” için kullanılmıştır.” Kavrama siyasi, tasavvufi ve itikadi açıdan tarihi süreç içerisinde çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Buna göre; İslam siyasi tarihinde bu terim hilafetle ilgili anlaşmazlıklar sırasında kullanılmaya başlanmıştır.

      Hz. Peygamberin vefatından sonra başlayan ve halife Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra şiddetlenen hilafet tartışmalarında, Hz. Ali tarafını tutanlara “el Aleviyye” veya “Şiatü Ali” denilmiş. Buna karşılık, karşı görüşü savunanlar için de Hz. Ömer ve Hz. Osman’a, dolayısıyla da Hz. Ebu Bekir’e bağlı olmak anlamında “ el-Ömeriyye” ve “ el-Osmaniyye” ifadeleri kullanılmıştır. Bu anlamıyla “Alevi” terimi Hz Ali taraftarlarından oluşan siyasi bir topluluğu ifade etmektedir. Sözlük anlamının dışında Alevi kavramı, Hz. Ali’yi en üstün sahabe olarak gören ve Hz. Muhammed’den sonra onun, Allah’ın ve Peygamberin tayini ile imamlığa gelmesi gerektiğini savunanlar için “Şia” ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu gruplar, Hz. Ali’ye sevgi ve bağlılığın ötesinde, onun ve soyunun adına siyasi önderliği üzerlerine almışlardır. Bu sebeple, Hz. Ali ve onun adı etrafında siyasi bir hareket oluşturan Şii gruplara, ileri sürdükleri fikirlere dayanılarak Zeydiyye, İsmailiyye, İmamiyye, Nusayriyye gibi isimler verilmiştir.

    Tarihte bu çeşit gruplar arasında, Hz. Ali’yi tanrılaştıracak kadar aşırıya gidenler olmuştur. Hz. Ali’ye sevgi, saygı ve ona bağlılığı ortaya koyma açısından bu grupların birbirlerine göre küçümsenemeyecek farklılıkları vardır. Mesela Yemenli ve Kuzey Afrikalı Alevi’nin Alevilik anlayışı ile Iraklı, İranlı, Pakistanlı veya Türk’ün Aleviliği arasında farklılıklar vardır. Özellikle Türk kültüründe, Hz. Ali ve ehlibeyt saygı ve sevgisi bütün canlılığı ile yaşamasına karşılık, siyasi bir grup olan Şia inancı itibar görmemiş ve pek taraftar bulamamıştır.

Türkiye’de yaşayan bu topluluklar kendi içlerinde çeşitli farklılaşmaları ifade etmektedir. Ocaklı olanlar (Aleviler/Dedegan kolu), seçimle gelenler (Bektaşiler Babagan kolu), iki büyük topluluktur. Bir başka deyişte farklı coğrafyalarda bulunan, geçmişten bugüne yaptıkları işler ve diğer özellikleri bakımından değişik isimler alan Alevi Bektaşi topluluklar vardır. Bunlar: Nalcılar (Ordu yöresi), Sıraçlar (Tokat), Elçi, Tahtacı (Orman işlerini yapanlar, Ege, Akdeniz), Çepni (çobanlık yapanlar, Karadeniz), Abdallar, Kızılderili, Talibi, Arapkirli, Amuca (Bulgaristan)’dır.