17 Nisan 2024
Camiler

YAKUP ÇELEBİ CAMİİ – DEMİRCİ / MANİSA

Demirci özellikle yün cami halısı üretimi konusunda önemli bir üretim merkezi haline gelmiş olan Manisa’nın şirin bir ilçesidir. Bunun dışında doğal güzellikleri de barındırmaktadır. Kuruluşu çok eskilere dayanan ilçe, tarihte adından söz ettirmiş, cami ve otel halısı üretiminde önemli bir konumdadır.

     İlçenin merkezi, eski çağlarda Lydia Bölgesi ile Misis Bölgesi arasında doğal sınır olarak kabul edilen Demirci Dağı’nın batı eteklerinde kurulmuştur. Yontma Taş, Cilalı Taş, Bakır ve Tunç devirlerini yaşamış yerleşim alanıdır. Hitit, Frigo, Lidya, Pers, İskender, Bergama, Romanın ikiye ayrılmasından sonra Bizans (Doğu Roma) egemenliklerini tanıyan, yeni yerleşimlerle gelişen ilçe, Anadolu Beylikleri döneminde Türk egemenliği altına girmiştir. Bütün Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı bir sırada Batı Anadolu’ya bir uç beyi olarak atanan Saruhanoğulları Gaza ve Cihad geleneği ve fethedilen yerlerin fethedenlere yurt olarak verilmesi geleneği içinde, Demirci ve çevresi 1310 yılından sonra Türk egemenliğine girmiştir. 1410’ da Hızır Şah’ın öldürülmesinden sonra yönetimi Devlet Han’ın oğlu Yakup Bey Demirci’de hüküm sürmeye başlamıştır. Yakup Bey Demirci’de kendi adına bir de cami yaptırmıştır. Caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Fakat 15. yüzyıl eserlerinden kalma tek örnek olduğu bilinmektedir. Ne yazık ki 5 Eylül 2004 tarihinde tarihi eşyaları ve kıymetli halıları ile elektrik kontağından çıktığı tespit edilen yangında büyük hasara uğrayan Yakup Çelebi Camii tamamen harabeye dönmüştür. Demirci’li hayırseverler tarafındanyenileme çalışmaları başlatılmış ancak çatısı örtülebilmiştir. Kısa zamanda da bu çatı çökmüş ve yeni bir hüzün yaşanmıştır. Belediyenin gayretleri ve hayırseverlerin yardımlarıyla çatısı tekrar kapatılarak cami aslına uygun olarak yeniden yenileme çalışmaları yapılarak ibadete açılmıştır.

      Camiatik mahallesi Ferah Caddesi meşhur Yarköprüsü üzerinde bulunmaktadır. Camini banisi Saruhan Beylerinden Yakup İbni Devlethan’dır. Evliya çelebi seyahatnamesinde bu camiden Saruhan oğlu Demiroğlu Mustafa Bey Camii diye bahsetmekte, cemaatin çokluğu ve üzerindeki kitabeden bahsetmektedir. Aşağıdaki Ferah Caddesi’nden 20 basamak kadar merdivenle önce helalara, sonra avluya çıkılır. Avlunun kuzey doğusunda bir şadırvanı vardır. Güneydeki kapıdan ise İçhisar mahallesine çıkılır. Caminin minaresi kırmızı tuğladan ve kurşun külahlı olup binanın kuzey doğusundadır. Cami kapısından girilince bir son cemaat yeri ve buranın ortasında camiye giriş kapısı vardır.  Cami beşik örtü, kiremit kaplıdır. Büyük sermahfili ve altta maksureleri vardır. Mihrap yanındaki pencereleri renkli tezyinatlı camdır. Caminin bütün kabartma tezyinat ve yazı işleri hattat Mehmet Emin-i Fahri Efendi tarafından yapılmış nefis yazı ve tezyinatları olup, mihrabiyenin altında hattatın imzası vardır.

  Kel Mehmetler soyundan Bostancıbaşı İbrahim Efendi’nin İstanbul’dan getirerek camiye hediye ve vakfettiği çok kıymetli büyük ebatta Kur’an-ı Kerim, mihrabın sağ tarafındaki pencere içindeki rahle üzerinde olup kabında yazı ve imzası bulunmaktadır. Bu camide 40 sene hizmet etmiş olan (zenci) Sudan’lı Arap müezzin halkın sevgisini kazanmıştır.

   Caminin kuzey batısında Yar Köprüsü üzerine gelen kısımda Kutb-ül Aktab Hasan Efendi ve aile efradının türbeleri vardır. Vakıf kayıtlarına göre 20×15=300 metrekaredir. Halk arasında bu camiye Yarhisar Camii de denilmektedir.


KAYNAK; SARUHANOĞULLARI BEYLİĞİ VE ESERLERİNE AİT VESİKALAR “ M. ÇAĞADAY ULUÇAY “