YUNUS EMRE TÜRBE VE KÜLLİYESİ – MİHALIÇCIK – ESKİŞEHİR

     Yunus Emre nin kabri çok sade, toprak bir mezar. Bir mezar taşı bile yok. Belki de vardı, sonradan kayboldu. Bunu bilmiyoruz. Üzerinde mevsim çiçeklerinin yer aldığı ve bana göre Yunus’a en çok yakışan bir yer. Çok yakınından demiryolu geçiyor. Zaten diğer mezarlar da bununla ilgili.   

     Demiryolu’nun kabrin yakınından geçeceğini öğrenen köylüler, yetkililere müracaat ederek mezarı buradan biraz ileriye nakletmek isterler. Yıl 1944. Eskişehir İl Özel idaresinden gerekli bütçe ayrılır. Gerekli projeler yapılır. Aradan 2 yıl geçer. 1946’da yeni mezar yeri inşa edilir. Aradan üç yıl daha geçer. 6 Mayıs 1949’da mezar açılır. Yûnus’un iskeleti parçalanmamış ve dağılmamış vaziyettedir. Bir heyet huzurunda bir sandukaya yerleştirilir.

   Yunus Emre kabri, Sarıköy İkinci kabri Yûnus’un yeni kabrine nakli için çok sınırlı sayıda resmi erkân davet edilir. Dahası bir izdihama yol açılmaması için nakil töreni gizli tutulur. Fakat enteresan bir gelişme olur. Ankara’dan bu iş için yola çıkan kişiler, buraya geldiklerinde mezarın yanında 24 meşalenin yanmakta olduğunu ve vaktin gece yarısına yaklaşmış olmasına rağmen ortalıkta mahşerî bir kalabalığın bulunduğunu görüp hayret ederler. Olaya tanık olanlardan biri de Nezihe Araz’dır. Onun Anadolu Erenleri kitabında anlattığına göre ortalıkta 25-30 bin kişi vardır. Daha da ilginci bunlar Bolu’dan, Afyon’dan, Konya’dan ve diğer civar yerlerden gelen kişilerdir. Bu kadar insan, bu olaydan nasıl haber aldı, buraya bu kadar kısa bir süre içinde nasıl geldi? Bu durum, hâlâ bir sırdır.

     Yeni mezarın yeri, ilkinden 150 metre ötededir. İşte ertesi sabah öğle namazından sonra sanduka yeni kabre nakledilirken bu 150 metrelik mesafe tam üç saatte alınır. Bu arada kazanlar kurulmuş, pilavlar pişirilmekte ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i okunmaktadır. Ve Yûnus, böylesi bir hava içerisinde yeni kabrine nakledilir. Bu kabrin de üstü açık olup mezar kitabesinde onun “Sevelim sevilelim” sözleri yazılıdır.

     Yunus Emre kabri, Sarıköy Anıt mezar Aradan yine yıllar geçer. Yûnus’un ilk kabrinin bulunduğu yer bir külliye biçiminde iken Yunan işgalinde yakılıp yıkılmış bir yerdir. Bu yüzden bir külliye yapımı düşünülür ve yeni bir mezar fikri gündeme gelir. Böylece buraya Yûnus’un yaşadığı dönem olan Selçuklu mimarisinden esinlenerek yeni bir anıt mezarla birlikte külliyenin diğer unsurları olan bir cami, bir konukevi, bir müze ve sergi salonu yaptırılır. Böylece Yûnus, ikinci mezarından da çıkarılarak 24 Mayıs 1970’de düzenlenen bir merasimle bu anıt mezara defnedilir.

    Dahası da var Anadolu’nun daha birçok yerinde Yûnus Emre’ye atfedilen başka mezarlar da var. Karaman, Sandıklı, Kula, Aksaray, Erzurum, Bursa, Ünye bunlardan bazıları. Bir mezarı da Azerbaycan’da bulunuyor. Tabi bunlara mezar değil, makam demek gerekiyor. Bu durum sevilip sayılan pek çok İslam büyüğü için söz konusu. İnsanlar, bu tür şahsiyetlerle olan manevi bağlılıklarını sürdürebilmek için bu yola başvurmaktadırlar.

    Yûnus’un hakiki mezarının şurada yahut burada olmasının bir önemi yok. Onların gerçek yerleri sevenlerinin gönülleridir. Derim ki siz de bir imkân bulup yolunuzu Sarıköy’e düşürün. Üç mezarı da ziyaret edin. Külliyenin bahçesinde siz de kuru ve yaş ağaçları aynı yerde görüp “Kuru idik yaş olduk, kanatlanıp kuş olduk” mısralarının hikmetini kavramaya çalışın. Biraz uzaktaki dağlarda Yûnus’un eğri ilken doğrulttuğu ağaçları göreceksiniz. Daha da önemlisi burada ölüm korkusundan hiç eser yok. Yûnus’un “Âşıklar ölmez” mısraları burada hakikat olup müthiş bir sükûnetin denizinde içinizi huzurla dolduruyor

Kaynak: Yunus Emre’nin Sürekli Yer değiştiren Kabri MİHALIÇÇIK”TA | Kültür-Sanat Haberleri