BÜYÜK (HÜSEYİN İSA BEY ) CAMİ – BORNOVA / İZMİR

BÜYÜK (HÜSEYİN İSA BEY ) CAMİ – BORNOVA / İZMİR

İzmir ili Bornova ilçesinde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubu Anadolu’daki erken dönem yapılarına benzemektedir. Büyük olasılıkla bu cami Aydınoğulları döneminde yapılmıştır. Ayrıca cami içerisinde Roma dönemine tarihlenen kompozit sütunlar ve devşirme sütunlar da bulunmaktadır. Cami üzerindeki altı mısralık bir kitabeden h.1153 (1740) yılında Seyyit Ali Ağa tarafından onarıldığı öğrenilmektedir.

Kesme taş ve moloz taştan yapılmış olan cami kareye yakın dikdörtgen planlıdır. İbadet mekânı mihraba paralel her sırada üçer tane olmak üzere dört sütun dizisi ile beş sahna bölünmüştür. Caminin en ilginç yönü mihrap önünde kubbeli bir bölümün olmasıdır. Bu plan şekli Anadolu Selçukluları’na özgü bir plan şeklidir. Bunun benzerlerine Kayseri, Erzurum ve Birgi ulu camileri ile Beyşehir’deki Eşrefoğlu Camisi’nde de karşılaşılmaktadır. Bu plan şekli ile de Anadolu mimarisindeki ulu cami plan tiplerinin bir tekrarıdır.

Caminin önündeki son cemaat yeri altı sütunun taşıdığı altı bölümlüdür. Bu bölümlerin üzerleri kubbelidir. Cami içerisinde bezeme olarak dikkati çeken bir elemana rastlanmamakla beraber minarede baklavalara ve derz çizgileri ile karşılaşılmaktadır. Minaresi taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, geometrik ve zikzak desenli olup, tek şerefelidir.

Büyük Cami’nin avlusunun kuzeybatısında türbe ve güneyinde de Darülkurra bulunmaktadır.

İzmir ili Bornova ilçesinde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubu Anadoludaki erken dönem yapılarına benzemektedir. Büyük olasılıkla bu cami Aydınoğulları döneminde yapılmıştır. Bornova Ulu Camisi Selçuklu -Beylikler dönemi camilerinden olma delili ise, Mihrap üzerindeki tek kubbeli bölümüdür. Tüm selçuklu camilerinde bulunan bu MAKSURE  KUBBE (hükümdarlara ayrılan yer ) öğesi bir delildir.  Ayrıca cami içerisinde Roma dönemine tarihlenen kompozit sütunlar ve devşirme sütunlar da bulunmaktadır. Cami üzerindeki altı mısralık bir kitabeden h.1153 (1740) yılında Seyyit Ali Ağa tarafından onarıldığı öğrenilmektedir. Kesme taş ve moloz taştan yapılmış olan cami kareye yakın dikdörtgen planlıdır. İbadet mekânı mihraba paralel her sırada üçer tane olmak üzere dört sütun dizisi ile beş sahna bölünmüştür. Caminin en ilginç yönü mihrap önünde kubbeli bir bölümün olmasıdır. Bu plan şekli Anadolu Selçuklularına özgü bir plan şeklidir. Bunun benzerlerine Kayseri, Erzurum ve Birgi ulu camileri ile Beyşehirdeki Eşrefoğlu Camisinde de karşılaşılmaktadır. Bu plan şekli ile de Anadolu mimarisindeki ulu cami plan tiplerinin bir tekrarıdır. Caminin önündeki son cemaat yeri altı sütunun taşıdığı altı bölümlüdür. Bu bölümlerin üzerleri kubbelidir. Cami içerisinde bezeme olarak dikkati çeken bir elemana rastlanmamakla beraber minarede baklavalara ve derz çizgileri ile karşılaşılmaktadır. Minaresi taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, geometrik ve zikzak desenli olup, tek şerefelidir. Büyük Caminin avlusunun kuzeybatısında türbe ve güneyinde de Darülkurra bulunmaktadır.
ADRES:
HÜSEYİN İSABEY CAMİİ:
Ergene MH. 456 SK.NO:1 Bornova-İzmir

EK BİLGİ:
SÜTUNLAR HAKKINDA:
Tavanı taşıyan 12 sütunlardan biri oluklu (minberin sağındaki ilk sütun) diğerleri düz sütunlar olup uzunluğu 3,75 m. Çapı 35 cm. dir. Ayrıca son cemaat yeri 4 adet sütunları da dahil tamamı HALKAPINAR ARTEMİS/ DİANA hamamlarından İskender zamanı öncesinde var olduğu düşünülen tapınaktan gelmiştir.
Mihrabın sol tarafına düşen sütunun üzerinde Meles tanrıçasına ait Helen dilinde yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

XIX. yüzyıl başlarında İzmir’e gelen ve Bornova’ya uğrayan Fransız Gezgin JOSEPH MİCHAUD eserinde; burada “ antik yapı ve kalıntılarının bulunmadığını sadece eski bir camide Diana banyolarından geldiği söylenen eski Yunanca bir yazılı mermer sütun bulunduğunu kaydederek bu taşın kitabesini vermektedir.

F. SLAARS ise kendisinin kopya ettiği yazıtta;
“ Her bir çeşit kötülüğü, salgını yok eden kurtarıcım, Meles’in tanrısına sundum saygılarımı” şeklinde tercüme etmiştir.
Çok tanrılı inanç döneminden kaldığı anlaşılan bu yazıtın tarihi olarak 166-173 yıllarında Roma’yı ve İzmir’i de kırıp geçiren veba salgını dönemine ait olduğu ileri sürülmüştür.
Ancak günümüzde sütundaki yazıtın açıkta durmasının istenmemesi dolayısı ile üzeri kapatılıp görülmemektedir.

KAYNAK: VEHBİ GÜNAY (tarih inceleme yazıları)


Bir cevap yazın