AYASOFA KİLİSESİ / CAMİİ / MÜZESİ – TRABZON

AYASOFA KİLİSESİ / CAMİİ / MÜZESİ – TRABZON
 

Yapı, Hagia Sophia Kilisesi iken daha sonra camiye çevrilmiş ve Ayasofya Camii olarak anılmaya başlanmıştır. Yapı, kentin batısında, günümüzde Fatih Mahallesi sınırlarında yer almaktadır. Ayasofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos döneminde (1238–1263) inşa edilmiştir. 1572 veya bundan kısa bir süre sonra camiye çevrilmiş ve kentin camiye dönüştürülen üçüncü kilisesi olmuştur. I. Dünya Savaşı yıllarında depo ve askeri hastane olarak kullanılan yapı daha sonra tekrar cami olarak kullanılmaya devam edilmiştir. 1958-1962 yılları arasında restore edilerek 1964 yılında müze olarak ziyarete açılmış ve 2013 yılına yeniden cami olarak ibadete açılana dek bu işlevde kullanılmıştır. Yığma yapım sistemiyle inşa edilen yapıda kesme taş malzeme kullanılmıştır. Yapı doğu batı doğrultusunda haç planlıdır. Günümüzde yapı, harim, son cemaat yeri ve kadınlar mahfilinden oluşmaktadır. Yapı üç nefli ve her nefin sonunda üç apsislidir. Yapının narteksi bulunmaktadır. Camiye çevrildikten sonra bir mihrap ve minber eklenmiştir. Yapının merkezinde dört sütuna oturan bir kubbenin belirlediği transept yer almaktadır. Yapının orijinalinde, kuzey güney ve batı yönünden üç adet girişi bulunmaktadır. Bu girişlerin güney cephesindeki hariç korunmuştur. Yapının kuzey cephesindeki ahşap giriş kapısı çift kanatlı ve dikdörtgen formludur. Yapı cephelerinde yuvarlak kemerli farklı boyutta pencereler bulunmaktadır. Yapının batısında bulunan, yazılı kaynaklarda 1427’ye tarihlenen ve yapıdan ayrı olarak inşa edilen kare tabanlı çan kulesi, yapı camiye çevrildikten sonra minare olarak kullanılmıştır. Yine bu dönemde bazı pencerelerin açıldığı ve bazılarının kapatıldığı bilinmektedir. Kuzey portal son cemaat yeri olarak kullanılmıştır. Cephelerde Selçuklu tarzı bezeme unsurları görülmektedir. İç mekânda duvarlar sıvasızdır. Mihrap, minber ve vaaz kürsüsü ahşap malzemeden yapılmış olup sadedir. Yapıda yoğun oranda taş işçiliği ve fresk bulunmaktadır. Yapının batı cephesinde iki adet mukarnaslı niş bulunmaktadır. Bu cephedeki sütun başlıkları yoğun işçiliğe sahiptir. Kuzey cephesinde ise geometrik motifli madolyonlar bulunmaktadır. Yapının dıştan üst örtüsü kubbe kenarlarında kırma çatıdır. Çatı malzemesi Alaturka kiremittir. 2013 yılında camiye çevrildikten sonra yapının iç mekânındaki üst örtüsüne görsel erişim harim kısmından engellenmiştir. Harim kısmını dolaşan koridordan bir kısmı görülebilmektedir. 

AYASOFYA KİLİSESİ FRESKLERİ 
Ayasofya’da bulunan fresklerde, ağırlıklı olarak İncil’den alınmış konular anlatılmıştır. Freskler, Rönesans sanatının güzel örneklerindendir. Yapı, Komnenos Hanedanlığı’ndan Osmanlı hakimiyetine geçince camiye dönüştürülmüş, bu dönüştürme esnasında fresklerin üzeri badana ile örtülmüştür. Bu sayede fresklerin çoğu özgün haliyle günümüze ulaşabilmiştir. Kilisenin Batı narteksinde bulunan freskler günümüze en iyi şekilde ulaşmış bezemelerdir. Yapı günümüzde cami olarak kullanılmasından dolayı iç mekândaki freskler özel bir konstrüksiyonla örtülmüş durumdadır. Bu nedenle, iç mekânda bulunan freskler, yazılı kaynaklardan incelenmiştir. İç mekânda apsiste bulunan freskte, Meryem kucağında çocuk İsa ile tahtta oturur şekilde betimlenmiştir. İç mekânın üst örtüsü olan tonozlarda İsa’nın Göğe Yükseliş sahnesi resmedilmiştir. Kubbe içinde İsa’nın Doğumu, İsa’nın Çarmıha Gerilmesi, İsa’nın Ölüler Ülkesine İnişi, İsa’nın Vaftizi, On İki Havari, Uçuşan Melekler sahneleri betimlenmiştir. Ayrıca iç mekânda farklı alanlarda, Havarilerin Görevlendirilmesi, Balık Tutma Mucizesi, Şüpheci Thomas, Meryem’in Doğumu, Meryem’in Tapınağa Girişi, Ayak Yıkama, Son Akşam Yemeği, Pilatus’un Ellerini Yıkaması, Petrus’un İnkârı sahneleri resmedilmiştir. Kuzey giriş kapısı üzerindeki kemerde, Dört Aziz, Aziz Sabas, Aziz Entini, Aziz Yutimison ve Aziz Teodisyas figürleri işlenmiştir. Kuzey giriş kapısı üstündeki iç kemerde, dört aziz freskinin hemen üstünde Aziz Baküs ve Aziz Sergios freskleri işlenmiştir. Kuzey iç duvarı giriş kapısı üstünde tekrar İsa’nın Ölüler Ülkesine İnişi (Anastasis) sahnesi daha büyük boyutlarda ve detaylı olarak resmedilmiştir. Kuzey nartekste, Yakup’un Rüyası, Aziz George’a İşkence Edilmesi, İsa’nın Soyağacı, Yeni Hıristiyanların Vaftizi, Havariler Yeryüzünde Vaaz Ederken, Sekiz Asker Aziz sahneleri işlenmiştir. En yoğun bezemelerin olduğu batı narteksinde; Müjde, İsa ve Kitab-ı Mukaddes, Koruyucu Meryem, Dört İncil Yazarı ve Simgeleri Hayvanlar, İsa’nın Vaftizi, Körün Gözlerinin Açılması, İsa Bilginler Arasında, İsa’nın İlk Mucizesi Suyun Şaraba Dönmesi, Bir Mucize, Şeytana Müptela Olmuş Çocuğun İyileştirilmesi, Şifalı Havuz, Kutsal Mendil, İsa’nın Su Üstünde Yürümesi ve Fırtınayı Dindirmesi, İsa’nın Petrus’un Kaynanasını İyileştirmesi, Meryem ve Vaftizci Yahya’nın İsa’dan Şefaat Dilemesi, Beşbin Kişinin Doyurulması, Altı Aziz sahneleri betimlenmiştir. Batı narteksinden sonra gelen dış narteksin doğu duvarında ve beşik tonozunda Son Yargı Günü-Mahşer sahnesi işlenmiştir. Yapının güney cephesinde Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Sahnelerde, Adem ile Havva’nın yaradılışı, cennette yaşayışları, yasak elma, Adem ile Havva’nın cennetten kovuluşları ve Kabil’in Habil’i öldürmesi tasvirleri yer almaktadır.

KAYNAK: KARADENİZ KÜLTÜR ENVANTERİ