TAVŞANLI İLÇESİ – KÜTAHYA

TAVŞANLI İLÇESİ – KÜTAHYA

iİlçe oluşu:25/Mart/1921’dir. İlk kaymakamı: Bursa’lı Kâmil Bey’dir.

Yeri: Türkiye’nin batısındadır. Ege bölgesi içinde Marmara bölgesi sınırındadır. Kütahya’nın kuzey batısına düşer Kuzeyinde Domaniç ilçesi, güneyinde Simav, Emet ilçeleri ve Kütahya, batısında Simav ilçesi ile çevrilidir.

       Kütahya İli’ne bağlı en büyük ilçelerden biridir. Tavşanlı yüz ölçümü  1804 km2. dir. Tavşanlı İlçesi 2000 yılı nüfus sayısı sonuçlarına göre 47174 ilçe merkezi nüfusu, 53502 kırsal nüfusu ile Kütahya ilinin önemli bir ilçesidir. Tavşanlı ilçesine bağlı köy sayısı 95, belde sayısı 8’dir. Dağlar iç Anadolu Bölgesinden farklı olarak kütleler halinde değil diziler halindedir. İlin % 57. 5’i dağ, % 11’i ova, % 31, 5’i platodur.  Yerleşim İç Batı Anadolu ile Ege Bölgesinin kesişim noktasında yer almaktadır.  Tavşanlı İlçesi, güney-doğuda Kütahya, Kuzeyde Bozüyük, Güneyde Gediz, Güney-Batıda Emet ve Batı da Dursunbey ile sınır oluşturmaktadır.  Kütahya’ya olan uzaklığı ortalama 45 km’dir.

TAVŞANLI ADI NEREDEN GELİYOR:

Orta Asya’dan gelen Türk boyları, Anadolu’da yerleşmeye ve hakimiyet kurmaya başladıktan sonra, mevkiler, akarsular, kentler, dağlar ve ulu ağaçlar da birer efsaneye sahne olmuşlardır. Üçüncü Osmanlı padişahı Sultan Murat Bursa’ya yerleştiği zaman oğlu Bayezit (1360-1403) genç bir şehzadedir. Kendisine Kütahya ve havalisi sahibi ve beyi Germiyanoğlu’nun güzel kızı ( Devlet Hatun) olduğu söylenir. Bayezit babasından izin alarak, avlanmak ve kızı görmek üzere lalası ve maiyeti ile birlikte Bursa’dan ayrılır. Domaniç üzerinden Tavşanlıya gelir.

       Tavşanlı fundalık, ağaçlık, dere geçen, güzel fakat hali bir yerdir. Şehzade, yeri çok beğenir, karargâhın buraya kurulmasını ister. Geceyi çadırda geçirirler. Sabah olunca, lalasına;

       – Lala burada avlanacağız, eğer akşama kadar yedi tavşan avlarsam bunu hayır habercisi olarak bileceğim, der. Av, güzel ve hareketlidir, öğleden sonraya kadar Bayezit ok ve mızraklarla altı tavşan avlar, gün çekilmeye başlayıncaya kadar av çıkmaz, sabırsızlanmaktadır. İşte o zaman bir tavşan daha karşısına çıkar, mızrağı fırlatır, mızrak tavşan ile birlikte ağaca saplanır. Bundan çok memnun kalan Beyazıt neşelenir, lalasına;

       – Lala bu tavşan ötekilerin en büyüğü, inşallah dilediğimiz hayırla olacak, bize hayrı işaret eden bu yerin adı “TAVŞANLI” olsun der. Ertesi gün hareketle, Germiyan Beyliği’nin uç kalesi olan (Kayı) köye giderler, iyi karşılanır, misafir edilirler. Şehzade Bayezit kamariyede oturmakta olan Germiyanoğlu’nun kızını görür ve beğenir. Aracılar koyarak kızı istetir. Kız “şehzadem layık görür mü” der.Beyazıt”senin tahtın kalbimdedir” diye cevap verir ve hayırlı evlenmenin sonunda Germiyanoğlu beyliği ile Osmanlı hükümdarlığı birleştirilir.

       Türklerin Anadolu’da yerleşme, birleşme ve kuvvet kazanmalarına sebep olur. Tenha olan (Tavşanlı) çevresine Türk obaları getirilir ve Bey köy ve civarındaki Rumlar teslim alınır. Tavşanlı’da ilk binalar kurulur.Sultan Yıldırım Beyazıt’ın av ve gönül mücadelecisi olan Tavşanlı efsaneleşir.

ULAŞIM:

İç Batı Anadolu eşiği üzerindeki önemli kavşaklardan biri olan Kütahya da, kara ve demiryolları, İç Anadolu, Marmara Bölgesi, Göller yöresi üzerinden Akdeniz kıyılarına ve Ege kıyılarına bağlantıda düğüm noktası oluşmaktadır.  Tavşanlı ilçesi, Ülke ulaşım ağında karayolu ulaşımı olarak önemli işleve sahip değildir. Ancak Tavşanlı ilçesi, GLİ Tunçbilek Kömür işletmelerinde üretilen kömürün dağıtımının ana odak noktasını oluşturmasına ve Karayolları tarafından önemli projelere sahip olmasına rağmen, hazırlanan projelerin hayata geçirilememesi nedeni ile Tavşanlı ilçesinin

Bursa-Balıkesir-İzmir karayolu bağlantılarında sorunlarla karşılaşılmaktadır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde ulaşım politikalarındaki temel uygulamanın demiryolu ağırlıklı olması nedeni ile Tavşanlı bu alanda ara nokta haline gelmiştir. 1951 yılında yapımı tamamlanan Kütahya-Balıkesir demiryolu ile Tavşanlı-İzmir ve Bandırma hattına bağlanmıştır.  Böylece Ankara, Eskişehir ve Afyon’un Batı Anadolu ile bağlantısında insan ve yük taşımacılığı olarak Tavşanlı önemli

bir konuma sahip olmuştur.

TOPLUMSAL YAPI:

Ekonomik yaşamı maden sektörü ağırlıklı Tavşanlı da yaşam biçimi açısından aşırı toplumsal farklılık yoktur. Ancak yurdun çeşitli noktalarından göç alması nedeni ile sosyal yaşam çeşitliliği vardır. İlçede aynı yöreden gelme insanların aynı mahallede yaşamayı bir tercih nedeni olarak kullandıkları görülmektedir. İlçe yerleşiminde genç nüfusun ağırlığı hissedilmektedir.

EKONOMİK YAPI:

Tavşanlı ilçesinin temel ekonomik yapısı, madencilik, ticaret, hayvancılık, ve az da olsa tarıma dayanmaktadır. Madencilik sektörü ilçenin ticaretinin gelişmesine, çeşitlenmesine ve sonuçta da İlçenin yakın çevre yerleşimlerine hem ticaret merkezi hem de idari merkezi olarak hizmet etmesine neden olmaktadır. İlçe nüfusunun çalıştığı sektörler şöyledir: – Tarım ve Hayvancılık, – Sanayi ve küçük sanatlar, – TEK ve GLİ, – Özel sektör maden işletmeleri, – Diğer sanayi kolları, – Leblebi imalatı, – Ticaret, – Ulaşım ve haberleşmede, – Hizmetler sektörü, 2000 yılı DİE verilerine göre ilçede 14266 kişi calışmaktadır. İlçede nüfus/çalışan oranı 2, 2’dir. Buna göre nüfusun faal iş kollarına dağılımı şöyledir: – Madencilik sektörü ( Devlet ve özel Sektör) : 7500 kişi – Ticaret sektörü : 2952 kişi – Küçük sanatlar-Sanayi : 1232 kişi – Hizmetler sektörü : 928 kişi – Ulaşım ve Haberleşme : 830 kişi – Tarım+Hayvancılık+İnşaat : 824 kişi Ancak son yıllarda Ülkemizde yaşanılan 2 adet mali kriz sonrasında madencilik, küçük sanatlar ve sanayi, tarım, hayvancılık ve inşaat sektörlerinde çalışan toplam işgücü sayısında % 60’lara varan azalmalar olmuştur.

TAVŞANL LEBLEBİLERİ:

İlk defa Şeyh Murat Gazi Hazretleri tarafından 1370-1390 yıllarında bulunan leblebi özellikle, nohudun ısıtılıp bekletilmesiyle keşfedilmiş. Efsaneye göre leblebinin yaygınlaşması şu şekilde olmuş: “Kırık olan nohutların içine Şeyh Murat Gazi’nin gözyaşları damlamış ve nohut kırıkları birleşerek leblebi tanelerine dönüşmüş. Leblebiciliğe, uğruna gözyaşı dökülebilecek kadar kıymet vermesiyle meşhurlaşan Şeyh Murat Gazi, İstanbul’da medfun. Tavşanlı’da ise 450 yıl öncesine dayanır leblebicilik. Şeyh Murat Gazi’nin vefatından 180 sene sonra, Tavşanlılı leblebiciler imalâtı İstanbul’da Arnavut bir ustadan öğrenmiş. Yaklaşık iki asır önce leblebi üretimine başlayan aile büyükleri, günümüze kadar atalarından edindikleri leblebicilik sanatı ve geleneği ile üretimini sürdürüyor.”

  Fransa’da Uluslararası Ticaret Liderleri Kulübü tarafından verilen Uluslararası 2003 Kalite Ödülü ile birlikte, her geçen gün kaliteden ödün vermeden leblebi çeşidini artırmaya devam ediyor.

ARKEOLOJİK BİLGİLER:

İlçe merkezinde Kavaklı Camii’nde bir taşta yazılı yazı  1097 yılında Türkler tarafından bir yerleşme alanı olarak kullanılmağa başlandığını belgelemektedir.Yine ilçemizdeki Resul Bey çeşmesi kitabesinde görülen H. 823 tarihi Tavşanlı’nın bu tarihlerde ve Selçuklular zamanında kurulduğunu göstermektedir. Anadolu Selçuklu Devleti 1213 yılında yıkılmıştır,  fakat varlığını sönük olarak 1308 yılına kadar sürdürmüştür.

       1298 yıllarında kurulan Germiyanoğulları beyliğinin eline geçen Tavşanlı,  Germiyan beyliği hakimiyetinde 1381 yılına kadar kalmıştır. Germiyan Beyi Süleyman Şah Konya’da kurulan Karaman Beyliğinden korktuğu için o sıralarda sınırları genişleten Osmanlılarla anlaşmak istemiştir. Gelişen siyasi ve sosyal ilişkiler neticesinde Süleyman Kızı -devlet şah Hatun’u şehzade Yıldırım Beyazıt ile evlenmiş ve Osmanlılarla akraba olmuştur. Kızına Kütahya, Emet,  Tavşanlı ve Simav’ı çeyiz olarak vermiştir.

      Tavşanlı Selçuklular zamanında şehzadeler idaresinde bir sınır köyü hüviyetinde kalmıştır. Germiyan Beyliği uzun yıllar idare ettiği Tavşanlı’ya pek bakmamıştır.  Germiyanoğullarına ait tarihi eserlere Tavşanlı’da rastlanmıştır.

TARİHİ:

. . 3000 yılına ait buluntular, köklü bir kültürel mirası belgelerken, Vakıf köyünde tek kalmış piramidal çam ormanı dünya çapında ziyaretçilerin uğrak yeri, ilçemizin de önemli bir servetidir. Bu yönleri ile turizm potansiyelini de oluşturmaktadır. Cuma ve cumartesileri kurulan pazar, Türkiye’nin en büyük pazarlarındandır. Tavşanlı ilçesi, çok eski ve zengin kültürel yapı üzerinde yükselmiş, şirin ve sürekli ekonomik canlılığı ile hızla gelişip, büyüyen ilçelerimizden birisidir. Bu ekonomik canlılığın belkemiği kömür, leblebi ve yumurtadır. Tavşanlı’nın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmalarda elde edilen buluntular, Tarihin kalkolitik çağda başladığını göstermektedir.

      Tavşanlı Belediyesinin bünyesinde bulunan Tavşanlı Belediye Müzesinde de sergilenen, çeşitli kaliteli buluntular, neolitik, kalkolitik, eski tunç dönemlerinde,  Tavşanlı’da ki zengin kültürün varlığını gözler önüne sermektedir. Tavşanlı’ya 5 km. uzaklıktaki Firig kay mezarı, bu bölgenin, FHRYGİA EPİCTETUS (küçük firigya) olarak adlandırılmasının işaret taşı konumundadır. Henüz kazı yapılmamış, Tavşanlı höyüğü ve yakın çevredeki üç höyük, Tavşanlı’nın tarihini ayrıntılarla aydınlatacak, kültür hazinesi olarak, korunurken dört önemli yerleşmenin göstergesi olarak beklemektedir. Kent içinde, çeşitli yerlerdeki mermer, stel,  lahit, lahit kapağı ve bazı mimari yapıtlarda,  yoğun bir Roma yerleşmesinin bulunduğunu belgelemektedir.Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla,Bizans topraklarında kalan kent, Türklerin Anadolu’ya girmesiyle önce Anadolu Selçuklularına daha sonra Germiyanoğullarına bağlanmıştır. 1378 yılında, Germiyanoğlu Süleyman Şah Kızı Devlet hatunun Yıldırım Beyazıt ile evlenmesi üzerine Osmanlılara çeyiz olarak verilmiştir.

       Eğrigöz,Budagan ve Yaylacık Dağlarıyla çevrili çok sayıda derenin açtığı vadilerin tabanında kurulmuştur.İl merkezine uzaklığı 44km’dir. Adını, Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt’m şehzade iken bölgede yaptığı tavşan avı sırasında koyduğu söylenir. Evliya Çelebi de “Tavşanı bol bir avlak” olduğunu ve “kale içinde kurulduğunu” belirtmektedir. Kayı, Derbent, Beyköy ve Tunçbilek civarında Hitit izlerine rastlanmıştır. Germiyanlılar tarafından Bizans’tan alınan Tavşanlı hakkında belgeli tarihi bilgiler fazla değildir. Devlet Hatun’un Osmanlı Sarayına gelin gitmesiyle Tavşanlı da Osmanlılara verilen çeyiz topraklar arasında yer almıştır.

   1911 yılında Kütahya’ya bağlı nahiye merkezi iken ilçe olmuştur. 3 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtulmuştur. 1928 yılında kurulan demiryolu, 1939’da kurulan Garp Linyitleri İşletmesi Müessesesi ve 1955’de kurulan Termik

Santral ile hızlı bir gelişme gösteren Tavşanlı, Kütahya’nın ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.  Linyit, borit,

krom, asbest, talk, antimun, manganez, demir madenleri işletilmekte ve İlçeye büyük girdi sağlamaktadır. Kocasu Çayı üzerinde sulama göleti ve Kaya-boğazı Baraj Gölü kuruludur. İlçeye 6 km uzaklıktaki Göbel Kaplıcaları romatizmal hastalıklara şifa arayanların durağıdır. Ayrıca Dereli Kaplıcaları suları 38-40 C olup, muhtelif hastalıklara banyo yolu ile

iyi gelmektedir. İğne Oyaları, leblebisi, bozulmamış doğal güzellikleri, orman varlığı ile ünlü Tavşanlı Vakıf Ormanında yetişen Pramidal Karaçam ile literatüre geçmiştir.

HAYME ANA VE OSMANGAZİ TÜRBESİ

Domaniçte bulunan Hayme ana ve Osmangazi Türbesi Hayme Ana Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin ninesi, Ertuğrul Gazi’nin annesidir. Ertuğrul Gazi,Sürmeliçukur’dan Anadolu’ya

geldiğinde kendisine Söğüt kışlak, Domaniç yaylak olarak verilmiştir. Yılın beş ayını geçirdiği Domaniç’te bir yayla mevsiminde Hayme Ana’yı yitiren Ertuğrul Gazi, annesini her yıl çadır kurduğu Çarşamba’da bir tepeye defnettirmiştir.

       Osmanlı Sultanı, II. Abdülhamit, l886’da Devlet Ana diye anılan büyük büyük ninesi Hayme Ana’nın kabrini buldurarak üstüne bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Kütahya Valiliği, Osmanlı Devletinin kuruluşunun

700.Yılı dolayısıyla bu türbe ve müştemilatını restore ettirerek çevre düzenlemesine tabi tutmuş,her yıl Hayme Ana adına törenler yapılan

alana 2500 kişilik tribün yaptırmış,100 bin fidanlı 700.Yıl Koruluğu

kurdurarak, bir Osmanlı Çeşmesi ve iki Kütahya evi yaptırmıştır.Hayme Ana, Domaniç’e 15 km uzaklıktaki Çarşamba köyündedir. Her yıl Eylül ayının ilk pazar günü yapılan törenlerle anılmaktadır.  Yol tarifi

HABERLEŞME KULELERİ

Kütahya’nın Tavşanlı ve Domaniç ilçelerinde bulunan Osmanlılar döneminde kalma iki haberleşme kulesi, ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Osmanlılar döneminde İstanbul ile Anadolu arasında iletişim sağlanması amacıyla Tavşanlı’nın Kayı ve Domaniç’in

Berçin köylerinde iki kule inşa edilmiş. Aynı mimari özellikleri taşıyan ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren kullanılmaya başlanan kuleler, telgraf haberleşmesine geçilince işlevini yitirmiş.

Akdeniz ile İstanbul arasındaki haberleşme ağının parçası konumundaki kuleler, gerek taş ve ahşap mimarisi, gerekse tarihe tanıklık etmesiyle bölgenin önemli kültürel zenginlikleri arasında yer alıyor. Işıklı işaretler ve güvercinler aracılığıyla Kütahya il merkezindeki diğer kulelere, buradan da Kocaeli’nin Karamürsel ilçesindeki kuleye haber gönderilerek İstanbul ile yaklaşık 4 saatte iletişim kurulmasını sağlayan kuleler, bakımsızlık nedeniyle harabeyi andırıyor.

Berçin’deki kule, 2003 yılında Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından tescil edildi. Kayı köyündeki kule ise “kule ev” niteliğiyle daha önceki yıllarda tescillendi. Berçin köyündeki kulenin restorasyon için, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce proje yaptırıldığı ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle restorasyona başlanamadığı öğrenildi. Kayı köyündeki kule için ise henüz bir proje olmadığı bildirildi.

Kaynak: Tavşanlı Katmakamlığı