BATTALGAZİ KALE SURLARI – BATTALGAZİ / MALATYA

BATTALGAZİ KALE SURLARI – BATTALGAZİ / MALATYA

Tarihi, Roma Dönemi’ne kadar uzanan, Bizans, Selçuklu Dönemleri’nde bilhassa Anadolu’nun anayurt hüviyetine eriştirilmesi sürecinde ve Osmanlı Dönemleri’nde stratejik önemini her zaman korumuş olan Surların restore edilmesi ile medeniyetler tarihi ayağa kaldırılmıştır. Battalgazi’nin en önemli tarihi dokularından birisi olan surların yeniden ayağa kaldırılması hem turizm hem de ilçemize has kültürün canlanması adına büyük önem taşımaktadır. İlçemizi ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısının arttırılması Malatya’ya hem maddi hem de bilinirlik açısından kazanç sağlamıştır.

Malatya surları, şehrin ilk kuruluş yeri olan Aslantepe dolaylarından bugünkü yerine, XII. Filuminata garnizonun bugünkü Eski Malatya’nın ortaya çıktığı yerde kurulmasıyla oluşturulmuş surlardır. Bu karargâhın kurulmasıyla, Roma İmparatoru Trajanus MS:98-117 Malatya’nın ilk surlarını yaptırmıştır. 20 metre yükseklikteki iç surları 15 metre aralıklarla inşa edilmiş ikinci bir sur kuşatmakta, bu dış sur içi su dolu hendeklerle çevrilmekteydi. Roma-Bizans-Sasani-Arap mücadelelerinde önemli tahribatlara maruz kalan surlar, Osmanlı devrinden itibaren savunma özelliğini kaybetmiş ve özellikle 19. Yüzyılda büyük ölçüde yıkılmıştır. Evliya çelebi kale hakkında genel bilgi vermektedir. Dikkat çekici olan: beş köşeli düzgün taş ile yapılmış Malatya kalesinde “Rekabe diyerek bahsedilmekte, devamında: Hz. Yunus Aleyhüsselamın Musul şehrinde iken imana getirdiği Rekabe ismindeki Kayser’in Malatya’nın suyunu havasını çok beğendiğinden burada kale yaptırdığını söylemektedir. Bölgenin Türk hakimiyetine geçtiği sırada Malatya surlarının çok zayıf bir halde olduğu ve şehrin adeta sursuz bir vaziyette bulunduğun, Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Türkmenleri Anadolu’ya sevk ederken 1057 yılında Kemah, Arapkir üzerinden Malatya’ya ulaşan Türklerin şehri kolaylıkla ele geçirdiği kaynaklarda anlatılmıştır. Malatya surlarının 5’i doğusunda, 1’i kuzeyinde, 1’i batısında, 4’ü güneyinde olmak üzere 11 sur kapısı bulunmaktadır. İçlerinden isimleri tespit edilenler Alacakapı, Meşakkapı, Pazarkapısı, Süsürkemkapı, Sepidros, Börüdiyye, Yediboy (sepidroz) kapısı, Bağdat kapısı, gizli kapıdır. Kale; dikdörtgene yakın yamuk bir şekli muhafaza etmekte, doğu cephesi: 850 metre, kuzey: 500 metre, batısı 800 metre, güney cephesi ise 750 metre olduğu tespitedilmekte, 71 adet burç sayılmaktadır. Surlar 20 metre yükseklikte, birincisi daha alçak olmak üzere 15 metre aralıklarla inşa edilmiş ikinci bir surun kuşattığı, dış surun etrafının ise su dolu hendeklerle çevrili olduğu, günümüzde bile bu hendek kalıntıları müşahede etmek mümkündür. Malatya kale surlarının tipik yapısı özelliğiyle, bölgede bir benzeri bulunmamaktadır. Ana giriş kapıları dışında, diğer kapılar dar girişli, burçlar üçgen yapıda, diğer surlardan biraz daha iri olarak yapılmış, ana giriş kapıları ise sekizgen bir geometridedir. Çevresinde 30-40 metre genişliğinde su hendeklerinden geçiş, hareketli köprülerle sağlandığı tahmin edilmektedir.

Roma imparatoru Trajanus MS.98-117 Malatya’nın ilk surlarını yaptırmıştır. Trajanus’un yaptırdığı surların önemi, şehrin gelişmesiyle birlikte Diocletianus MS.284-305 zamanında daha da artmıştır.

Roma imparatoru Trajanus MS.98-117 Malatya’nın ilk surlarını yaptırmıştır. Trajanus’un yaptırdığı surların önemi, şehrin gelişmesiyle birlikte Diocletianus MS.284-305 zamanında daha da artmıştır. Buna paralel olarak Costance’nin yaptırdığı surlar, bilhassa Sasani-Bizans mücadelelerinde Malatya’ nın önemli bir hudut şehri hüviyetini kazanmasıyla beraber, daha da bir önem kazanmıştır.532 yıllarında İmparator Jüstinianus (527-565) bu surları tamamlamıştır. Roma-Bizans-Sasani gerekse Bizans-Arap mücadelelerinde önemli tahribatlara maruz kalmış, her defasında aslına uygun tarzda onarılarak Osmanlı dönemine kadar intikal etmiştir.

Evliya çelebi kale hakkında genel bilgi vermektedir. Beş köşeli düzgün taş ile yapılmış Malatya kalesinden ”Rakabe Kalesi” diyerek bahsetmekte, devamında: Hz.Yunus Aleyhüsselamın Musul şehrinde iken imana getirdiği Rakabe ismindeki Kayser’in Malatya’nın suyunu ve havasını çok beğendiğinden burada kale yaptırdığını söylemektedir.

Bölgenin Türk hakimiyetine geçtiği sırada Malatya surlarının çok zayıf bir halde olduğu ve şehrin adeta sursuz bir vaziyette bulunduğu, Büyük Selçuklu sultanı Tuğrul bey, Türkmenleri anadoluya sevk ederken 1057 yılında Kemah, Arapkir üzerinden Malatya’ya ulaşan Türklerin şehri kolaylıkla ele geçirdiği kaynaklarda anlatılmıştır. Ancak daha sonra Constantin x.dukas tarafından sur hendeğinin daha da genişletilerek 1060 ‘da yeniden yaptırıldığını incelemekteyiz. O sebeple şehir zaman zaman vuku bulan Türk taarruzlarına karşı direnmiş, 18 Eylül 1102’de Danişmendli Gümüştekin Ahmed Gazi’nin eline geçen surlar yeniden onarılmıştır. XVII. Yüzyıla kadar önemini koruyan surlar, bu yüzyıldan sonra surlar büyük ölçüde yıkılarak harabe haline gelmiştir.

KAYNAK: BATTALGAZİ KAYMAKAMLIĞI