18 Temmuz 2024

TARİH VE KÜLTÜR TURİZMİ

Şu an üzerinde yaşadığımız çoğrafya da bizden daha önce yaşamış insan toplulukların ,farklı kültürlerin ,farklı yaşantıların her türlü Kültür emanetlerini önce korumak daha sonra da sadece ait olduğumuz topluma değil Dünya toplumlarına göstermek Tarih Turizminin konusudur.

Tarihi ve kültürel geçmişleri ile çeşitli kültür aktörlerini bir arada bulunduran dinamik yapılarıyla zengin olan Ülkemizi Dünya ülkelerine tanıtmak, onları bilgilendirmek, onları bu zenginliğe dahil etmek gelişmiş bir ülke sorumluluğudur. Dahil olan ülkelerin çokluğu , ziyaretçilerin niteliği ,ilgi zenginliği ülkemizde kalma sürecini uzatarak Türkiye bütçe gelirleri kaleminin en önemlisini Tarih Turizmi ile sağlayabiliriz.
Ülkemiz Tarih Turizmin zengin ürünlerine sahiptir. Antik yerleşim yerleri, camiler, kiliseler, hanlar, hamamlar, türbeler, su kemerleri, köprüler, kervansaraylar gibi örnekler ile arkeolojik eserler, tarihi ören yerlerinin çokluğu ve özelliği üzerinde yaşadığımız Ülke zenginliğinin sadece bir parçasıdır. Dünyanın en eski medeniyetleri bizim ülkemizdedir.

Şanlıurfa’da 12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe tarihte bilinen en eski yerleşim yeridir.

Anadolu yarımadası Dünyanın en eski , en büyük , en esrarlı, ve ilgi çekici kültür ve tarihsel zenginliklerin yaşadığı bir coğrafyadır. Göbeklitepe ülkemiz zenginliklerinden sadece biri fakat en önemlisidir. Daha keşfedilmesi,,gün yüzüne çıkarılması gereken eserler sayılamayacak kadar çoktur. Bizim görevimiz bu eserleri gün yüzüne çıkarmak, tanıtmak, sergilemek ,en modern müzeler ile diğer ülkelerin de görmesini sağlamak olmalıdır.

Şu an bile sadece Göbeklitepe ‘yi görmeye gelen insan sayısı 7 ayda 2 milyon 700 bini geçmiştir. Eğer sadece Göbeklitepe’yi bile layıkıyla Dünya’ya tanıtsak Tarih Turizmi konusunda çok ileri gidebiliriz. Böylelikle Tarih Turizminin sağlayacağı gelirler ile daha refah bir Türkiye olacaktır.

Üzerinde yaşadığımız güzel ülkemiz Türkiye Dünya üzerindeki konumu nedeni ile tarihin her döneminde burayı almak, sahip olmak, yerleşmek için mücadele etmiş ve çok zengin bir tarih geçmişine sahip medeniyetler Anadolu yarımadasında hatıralar, eserler, emanetler bırakmışlardır.

Neden burada olmak istemişler?
Çünkü bir günde dört mevsim yaşanacak bir ülkedir Anadolu;
Dünya üzerinde verimli arazilere, su kaynaklarının , nehirlerin çokluğu ile sayılı bir ülkedir Anadolu;
Anadolu, coğrafi ve jeopolitik konumunun doğal bir sonucu olarak, tarihin ilk döneminden itibaren önemli ticaret yollarının geçtiği bir merkez konumunda olmuştur. Tarihin en eski ticari yollarına sahip olan Anadolu, bu durumun doğal bir sonucu olarak bir çok kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır.

İpek yolu , Baharat Yolu , Kral yolu gibi tarihi yollar ve buralardaki konaklama yapıları, hanlar, hamamlar, ribatlar,hala yaşamaktadırlar.
Üç tarafı denizle çevrili tarihi bir yarımadada olan Ülkemiz sadece Denizlerdeki zengin besin kaynakları yanında yer altı zenginlikleri (doğal gaz, petrol değerli madenler) yönünden de insanlığın her döneminde yerleşim yeri olarak tercih edilmiştir.

TARİHİ ESERLERİN TANITIMI İÇİN MARKA KENT OLUŞTURMA

Kent markalaşması kavramının temelini destinasyon (gidilecek yer) markalaşması oluşturmaktadır.
Destinasyon, kısacası gidilecek /varılacak olan yer olarak tanımlanmaktadır (TDK).
Bir turistik tesis, bir köy, bölge, ülke, bir kaç ülke grubu, hatta bir kıta turistik destinasyon olarak tanımlanabilmektedir.

Destinasyonun başarısını etkileyen en önemli unsurlar:

Doğru konumlama ve uygun çekici bir imaj ile yaratılan güçlü bir markadır Destinasyon pazarlaması giderek dünya çapında son derece rekabetçi hale gelmektedir. Destinasyonların ürün farklılaştırmasına ve yerel kamu ve özel sektör arasındaki ortaklıkları geliştirmesine ihtiyacı vardır. Yeni teknolojiler ve internet avantajı aynı zamanda görüş açılarını artırma, maliyetleri düşürüp, yerel işbirliğini sağlama ile rekabet duygusunu artırmak için destinasyonları hedef almıştır.

Marka kent oluşturma turistik açıdan çekicilikler, bölgesel değerler, semboller ve yapılar önemlidir. Destinasyonların en önemli özelliklerinin doğal ve kültürel çekicilikler olduğunu belirtilmiştir.

Herhangi bir bölgenin turizm bakımından gelişebilmesi ve kalkınma düzeyinin gerçekleşebilmesi için bölgesel kültürel değerlerin (arkeolojik eserler, anıtlar, folklor ve festivaller ) analizi, turistik arz verileri envanteri çıkarılması, bölgenin diğer bölgelere göre sahip olduğu farklı turizm ürünlerini ortaya konulması, turistik ürünün tanıtımı konularına önem verilmelidir.

Kentle ilgili öncelikle nasıl bir imaj oluşturulacağı hususu belirlenmiş olmalı ve daha sonra bu imajın oluşumuna yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Kentlerin global şehir durumuna gelmesi için stratejilerinin bir parçası olarak kültürel semboller geliştirmeli ve bu süreçte semboller milli ve kentsel kimliğe uygun geliştirilmelidir.

Türkiye’de kültürel zenginliğin, bölge kalkınmasına aktif katkı sağlaması ve bu katkının geniş tabana yayılması için turizm sektörünün yeni bir yaklaşım ile ele alınması gerekmektedir. Bu amaçla, herhangi bir yöreyi başka bir yerden farklı yapan ayrıcalıklarının doğru olarak tanımlanmasının ve bunların hangilerinden, ne şekilde yararlanılarak, turizm amaçlı kullanabileceği konusunda yönlendirmenin gerekli olduğu, yaşanmış deneylerden açıkça anlaşılmaktadır.

Dünyada birçok kentin artık markalaşmakta olduğunu belirtmiş ve Türkiye’nin bu markalaşmanın gerisinde kalmaması gerekliliğini vurgulamıştır.

Örnek: Paris; aşk ya da moda kenti olarak, Rio de Janeiro karnaval kenti olarak algılanmakta ve bu yönde markalaşmaktadır.

Yapılan araştırmalar incelendiğinde marka kent oluşturmada sembol yapıların kentlerin markalaşmasına etki ettiği belirlenmiştir. Bu çerçevede “Kentlerdeki sembol yapılar kentin marka olmasını etkiler.” Sözü geçerli olmaktadır.

Çekicilikler, turizm sektörünün vazgeçilmez unsurlarıdır. Destinasyon seçiminde çekiciliklerin önemli bir yeri vardır ve seyahat motivasyonunun temelini oluştururlar. Bunları öne çıkarma çalışmaları yapmalıyız
Çekicilikleri doğal, tarihi, kültürel ve yapım çekicilikler olarak ayırabiliriz.
– Doğal çekicilik örnekleri; denizler, dağlar, ormanlar, göller, nehirler, bitki ve hayvan türleridir.
-Tarihi çekicilikler; kaleler, eski yerleşim alanları, eski evler ve eski ticaret merkezleri, savaş alanları gibi geçmiş hakkında bilgi sunan ve geçmişi yansıtan alanlardır.
-Kültürel çekicilik unsurları müzik ve folklor, el sanatları, mutfak ve yemek, festivaller, din, geleneksel yaşam biçimi, müzeler, mimari, turistler için keşfedilmeyi bekleyen kültürel çekiciliklerdir. Kültürel çekicilik taşıyan bir destinasyon, ziyaretçinin yaşamını sürdürdüğü yerden farklıdır, farklı olmalıdır..

– Yapım çekiciliklerine turistlere yönelik olarak üretilmesi koşuluyla, destinasyona özgü ürünler ve bunların üretim yöntemlerinin sunumu da eklenebilir.

**Turizm pazarı göz önüne alındığında, marka olmuş bir destinasyon bol turist çeker ve ülkeye bol döviz kazandırır. Türkiye açısından konuya bakıldığında, destinasyon temelinde markalaşmanın henüz yeterli düzeyde ilgi görmediği ve bunun sonucunda markalaşmanın getireceği faydalardan yararlanılamadığı görülmektedir. Oysa destinasyon markalarının uluslar arası pazarda, turistler tarafından fark edilebilen güçlü bir kimliğinin olması destinasyona ve içinde bulunduğu ülkeye büyük faydalar sağlayacaktır.

*Destinasyonu markalaştırmaya dönük çabaların faydalarından ilki, destinasyonun paydaşlarının yaşadıkları bölgelerinin gücü, zenginlikleri ve potansiyelinin farkına varmaları olacaktır. Bunun yanı sıra, bu ilk aşamada destinasyonun zayıf ve gelişmesi gereken nitelikleri de ortaya çıkacaktır.
İkinci olarak, destinasyonun içinde bulunduğu pazarın genel durumu değerlendirilerek fırsatlar ve zorlukları tespit edilecektir. Pazardan elde edilen bu bilgiler ile, destinasyonun sahip olduğu kaynakların eşleştirilmesi sonucunda, destinasyon uygun bir şekilde konumlandırılacak ve tüm paydaşları için yüksek değer yaratır bir duruma gelecektir .

Destinasyon temelinde markalaşma, ülke için temelde ürün çeşitlendirmesi faydası getirir. Ziyaretçisi ile özel ve yoğun bir iletişim kurabilme potansiyeli olan destinasyon markaları, öncelikle bölgenin ekonomisine, toplamda da ülke ekonomisine olumlu katkılar sağlar.
Ürün çeşitlendirmesi fonksiyonu, ülkelere, niş turizm taleplerini de eğerlendirme olanağı sunar. Böylelikle bir destinasyon, ülke markasından bağımsız olarak kendi markası aracılığı ile iletişime geçerek, müşterilerine değer üretebilir.

Örneğin Antalya – Belek, katma değeri yüksek bir turizm türü olan “golf turizmi” ile öne çıkmıştır. Markalar (destinasyonlar) hükümetin değil, ait olduğu ülkenin göstergesidir. Türkiye’nin ya da Belek’in göstergesidir. Bu göstergeler, markalar desteklenmeli ve bunlara saygı duyulmalıdır .

Kent Markalaşması:

Şehirler kültürel mirasın yoğun olduğu ve çok olduğu merkezlerdir. Şehirler önemli destinasyon olmanın yanı sıra en büyük turistik kaynaklardır .
Bir kent; kolay erişebilirlik, sunduğu mali olanaklar, kültürel ve tarihi mirası, kentte düzenlenen etkinlikler, görünümü, iklimi, diğer kentlerle benzer ve farklı yönleri, kent için yürütülen pazarlama ve iletişim çalışmaları gibi unsurlara bağlı olarak marka kent olma potansiyeli taşır.
Rekabetçi dünyada, her şehirde rekabet avantajları ve yerel potansiyeller üzerine odaklanılmış stratejik bir yaklaşım söz konudur Kentler, bölgeler, eyaletler ve ülkeler paydaşlarının ilgisini çekmek amacıyla pazarlama ve markalama tekniklerini gittikçe artırmaktadırlar. Bu da yeni terimlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır; kentsel tanıtım, şehir pazarlaması, destinasyon markalaması, kent markalaşması vb.
Kent markalaması, kısacası ürün markalamayı kentler üzerinde uygulamak olarak tanımlanabilmektedir . Ancak burada önemli bir ayırım bulunmaktadır. Ürün için uygulanan markalama çalışmalarının kent için aynen uygulanması yanlıştır. Çünkü kentler ürün değildir, hükümet üretici değildir ve kullanıcısı müşteriler değildir.

**Çağdaş küreselleşmiş bir ekonomide, şehirler büyük bir rekabet içindedirler ve yatırımcılar, işletmeler turistleri çekmek ve vatandaş memnuniyetini arttırmak için çalışmaktadır. Kentler arası rekabetin artması pazarlama harcamalarını yerel gelişim stratejileri üzerine odaklanmasına sebep olmuştur. Bölgesel pazarlamanın en önemli kısmı kentsel pazarlamadır.
Her şehir destinasyonu farklı kimliğe sahiptir ki, bunun anlamı şudur; araştırmacılar ve planlamacılar farklı planlama stratejileri geliştirecektir. Ülkeyi oluşturan şehirlerin her birinin kendine ait ön plana çıkan farklı yönleri olduğundan, insanların zihninde bir ülke için, tutarlı bir algı oluşturmak neredeyse olanaksızdır. Bu özellikle turizmde belirgindir.

Örnek: İnsanlar tatil için Fransa’ya, İtalya’ya gitmiyor. Paris’e, Venedik’e, Dubai’ye gidiyor. Ülkelere burada düşen en büyük görev ise, şehirlerinin markalaşmasının önünü açmak ve markalaşan şehirlerin ülke ekonomisine katkısını arttırmak için doğru politikalar üretmek olarak görünüyor.