ESKİŞEHİR

   Eskişehir, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi beşinci şehridir. 1993 yılında çıkarılan kanunla Büyükşehir Belediyesi olmuştur. Nüfusu 2020 yılı TÜİK istatistiklerine göre 888.828’dir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir.

   Met helvası, nuga helvası, haşhaşlı çörek, kalabak suyu, çibörek ve lületaşı ile meşhurdur. Ayrıca balaban kebabı da Eskişehir mutfağında önemli bir yer almaktadır. İşlenebilir lületaşı, Türkiye’de yalnızca Eskişehir’de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak bilinir. Türkiye’de Eskişehir ve Sivrihisar dolaylarında yetişen bir çoban köpeği olan akbaş da şehre ait önemli değerlerdendir. Sanat kurumları ve tesisleri ile kültür ve sanatta gelişmiş bir şehirdir. Anadolu Üniversitesi ve büyükşehir belediyesi bünyesinde iki adet senfoni orkestrası bulunmaktadır. Ayrıca her yıl düzenlenen Uluslararası Eskişehir Festivali ile şehirde müzik, tiyatro, resim ve sinema dallarında sergiler ve gösteriler yapılmaktadır.

Eskişehir günümüze kadar değişik uygarlıklar altında varlığını sürdürmüştür. Üzerinde kurulan medeniyetlerden bazıları Frigya, Bizans, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu’dur.

   Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Muharip Hava Kuvveti, Hava Füze Savunma Komutanlığı, 1. Hava İkmal ve Bakım Merkez Komutanlığı ve 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’da Eskişehir’de bulunmaktadır. Ayrıca hem askerî hem de sivil havaalanı Hasan Polatkan Havalimanı bulunmaktadır.

    Eskişehir 2013 yılında Türk Dünyası Kültür Başkenti ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Başkentliği unvanlarını taşımaktadır.

Türk Hava Yolları’nın Airbus A330-200 tipi uçağı, TC-JNG, de ‘Eskişehir’ adını taşımaktadır. Eskişehir, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeybatısında yer almaktadır. İl merkezinin kuzeyinde Mihalgazi ve Sarıcakaya, doğusunda Alpu ve Ankara, güneyinde Mahmudiye, Seyitgazi ve Afyon, batısında ise İnönü ve Kütahya sınırları ile çevrilidir.

KÖKEN BİLİMİ

    Şehir, Antik ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kenttir. Yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion – Şarhöyük’ün yakınında, harabenin güneyinde kalan bölgede yeni bir yerleşim oluşmuştur. W.M Ramsay’ın bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandan günümüze ulaşmıştır.

TARİHÇE

   MÖ 14. yüzyılda Hititler Eskişehir merkezli büyük bir devlet kurmuşlardır.  Eskişehir’in önemi ve yeri dolayısıyla Hititler döneminde Eti‘lik (Beylik) olduğu görülmektedir. MÖ 12. yüzyılda Anadolu’ya giren Frigler Anadolu’ya yayılmış ve Dorylaion adı ile bölgeye yerleşmiştir. Friglerden sonra bölgeye Lidyalılar daha sonra da Persler hâkimiyeti altına almıştır. MÖ 4. yüzyılda Makedon kral İskender’in eline geçen Eskişehir, İskender’in ölüm tarihi olan MÖ 323 yılına kadar İskender’in İmparatorluğu altında kalmıştır. MÖ 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu kontrolüne geçen bölge, Roma’nın ikiye ayrılmasına kadar Roma İmparatorluğu’nun ayrıldıktan sonra da Bizans hâkimiyetinde kalmıştır.

SELÇUKLULAR DÖNEMİ

Yeniden Bizans egemenliğine giren Dorylaion 1074’te Selçukluların eline geçti. Şehir Anadolu Selçukluları zamanında, Selçuklular ile Haçlılar arasında yapılan savaşlara sahne olmuştur. Bu zamanda şehrin adı “Sultanönü” olarak anılmaktadır. Şehir içinde Selçuklulara ait pek çok eser vardır.

OSMANLI DÖNEMİ

    1289’da Anadolu Selçukluları Eskişehir’i Osman Gazi’ye verdi. Orhan Gazi döneminde Karamanlıların eline geçen Eskişehir’i, I. Murad yeniden Osmanlı topraklarına kattı.

Fatih’in ilk zamanlarına kadar şehir Ankara Beyliği’ne bağlı olarak kalmıştır. 1451 yılından sonra Kütahya’nın Beylerbeylik haline gelmesi üzerine Anadolu İdari Teşkilatında değişiklik olmuş, bu arada Ankara’ya bağlı bulunan Eskişehir, Kütahya Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır.

Kent 1601’de bir süre Celali Deli Hasan ve yandaşlarının eline geçti. Hüdavendigâr (Bursa) Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Eskişehir’e demiryolu 1890’lı yıllarda ulaştı.

    Demiryolu’nun Eskişehir’e gelmesi ile şehirde ticaret canlandı.  19. yüzyıl boyunca yöreye Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler yerleştirildi.  Şehir 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra muhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber gelişmeye başlamıştır.  Mondros Ateşkesi’nin maddelerinden biri olan İtilaf Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki önemli noktaları güvenlik gerekçesiyle işgal edebilecekleri maddesine dayanarak 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a çıkan İngiliz kuvvetleri, İstanbul-Bağdat demiryolu hattı boyunca önemli gördükleri yerleri işgal etmeye başladılar,

Bu işgalden 2,5 ay sonra, 1919 yılının Ocak ayı sonlarında Eskişehir İstasyonu çevresinde karargâhlarını kurdu.

KURTULUŞ SAVAŞI DÖNEMİ

    Yunan Ordusunun Eskişehir’e girişi (1921)

21 Haziran 1920 günü saat 11:00’de Millî Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü ile tren istasyonuna gelmiştir.[9] Yunan taarruzunun aldığı vaziyeti, sınıf arkadaşı ve Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile burada görüşmüştür. Aynı gece de Ankara’ya hareket etmiştirler.

    Eskişehir’de Türk Kurtuluş Savaşı’nın 5 önemli meydan muharebesinin üçü geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı’nın önemli muharebelerinden biri olan I. İnönü Muharebesi Eskişehir topraklarında gerçekleşmiştir. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın kilit nok­talarından birini oluşturduğundan, savaşta maddi ve manevi olarak çok yıpranmıştır.

I. Dünya Savaşı sonrasında demiryolu hattını denetlemek amacıyla 23 Ocak 1919’da Eskişehir İstasyonunu işgal eden İngiliz kuvvetleri, 20 Mart 1920’de Kuvâ-yi Milliye’nin baskısıyla işgale son verdi. 1921 yılında Eskişehir’e 40 km. uzaklıktaki İnönü’de, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri yapıldı.

   20 Temmuz 1921’de Yunanların işgal ettiği Eskişehir bir süre Yunan ordularının karargâhı oldu. Eskişehir-Kütahya Savaşları sonunda Türk Ordusu Sakarya’nın doğusuna çekildi. 23 Ağustos 1922’de Yunanlar yeniden saldırdı. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ile düşman püskürtülmeye başladı ve 2 Eylül 1922 günü, Seyitgazi yönünden gelen Türk Süvarileri Tekkeönü’nden Eskişehir’e inerek düşman kuvvetlerini Eskişehir’den çıkardılar. Eskişehir, Kurtuluş Savaşı’nın son aşaması olan Büyük Taarruz sonrasında 2 Eylül 1922’de kurtarıldığında yıkıntı hâlinde harap bir kasabaydı.

CUMHURİYET DÖNEMİ

   21 Eylül 1925’te Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü’nün Eskişehir Garı’nda karşılanması.

Atatürk’ün 15 Ocak 1923’te Eskişehir hakkındaki sözü:

 “Eskişehir’i ve Eskişehirlileri çok iyi tanırım. Millî Mücadele yıllarında büyük vatanseverlik ve üstün bir cesaretle mücadelemizin daima yanında olmuş, bu mücadeleye çok geniş yardımlarda bulunmuşlardır. Gördüğüme göre halk aydın ve faaldir. Toprak verimlidir. Az zamanda zayiatı telafi ve fedakârlıklarıyla iftihar edecektir.         „

Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923’te Hükûmet Konağı’nda yaptığı konuşmada vurguladığı gibi Eskişehir, savaşın kazanılmasında büyük katkı yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu nedenle kentin imarıyla yakından ilgilenmiştir. Cumhuriyet döneminde yapılan yatırımlarla kısa zamanda modern bir kent yaratılmaya çalışılmıştır.

    Cumhuriyet ilan edildikten sonra Eskişehir 1925 yılında il olmuştur. 1926 yılında Eskişehir’in, Sivrihisar, Mihalıççık ve Seyitgazi olmak üzere üç ilçesi bulunmaktaydı. 1954 yılında çıkarılan kanunla Çifteler ve Mahmudiye, 1957 yılında çıkarılan diğer bir kanunla da Sarıcakaya ilçe hâline getirilmiş ve ilçe sayısı 6’ya çıkmıştır.

    Daha sonra 1987 tarihinde 3392 sayılı kanunla Alpu, Beylikova ve İnönü; 9 Mayıs 1990 tarih ve 3544 sayılı kanunla Günyüzü, Han ve Mihalgazi ilçe hâline getirilmiş.  Böylece ilçe sayısı 12’ye çıkmıştır. 22 Mart 2008 tarihli resmî gazetede yayımlanan 5747 sayılı yasa ile de merkez ilçe kaldırılarak Odunpazarı ve Tepebaşı adıyla 2 yeni ilçe daha kurulmuş ve ilin toplam ilçe sayısı 14’e ulaşmıştır.

    Eskişehir, 2 Eylül 1993’te çıkarılan 504 sayılı kanun hükmünde kararname ile büyükşehir unvanı kazandı. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 20 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

ESKİŞEHİR DEPREMİ

    20 Şubat 1956’da Eskişehir’de oluşan şiddetli yer sarsıntısıdır. Şiddeti Richter ölçeğine göre 6,0 olan bu depremde, 1.379 bina ağır, 1.486 bina orta, 9.862 bina da hafif derecede hasar görmüştür. Bir kişinin öldüğü depremde 19 kişi de yaralanmıştır. Konumu 39° 89′ kuzey enlemi ve 30° 49′ doğu boylamı, odak derinliği yaklaşık 40 km olan depremin etkilediği alan 350.000 km² olarak hesaplanmıştır. Deprem alanı çeşitli doğrultularda Edirne, İzmir, Konya ve Zonguldak illerine kadar yayılmıştır. Depremin dış merkezinin bulunduğu bölge yerleşim yeri olmadığı için can kaybı fazla olmamıştır. Eskişehir depreminin oluştuğu bölge 3. derecede tehlikeli deprem bölgesidir.

COĞRAFYA

    Eskişehir, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeybatısında yer almaktadır. İl merkezi kuzeyinde Mihalgazi ve Sarıcakaya doğusunda Alpu ve Ankara güneyinde Mahmudiye, Seyitgazi ve Afyon, batısında ise İnönü ve Kütahya sınırları ile çevrilidir.

    İç Anadolu stepleri, Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu ormanları şehrin bitki örtüsünü oluşturur.  Sündiken Dağlarının güney yamaçlarında 1000 metreden sonra meşe çalılıkları, daha yükseklerde bodur meşeler görülür. 1300 metreden sonra yer yer karaçamlar bulunur. Bazı bölgelerde karaçamların arasında, kızılçamlar da görülür. Eskişehir’in güneyindeki platolarda orman bulunmamakta fakat bölgesel step bitkileri vardır. Porsuk ve Keskin Dereleri’nin kenarlarında söğütler, kavaklar, karaağaçlar ve koruluklardan oluşan bitki örtüsü bulunur.

    Eskişehir’den geçen iki önemli akarsudan ilki Sakarya Nehri ikincisi ise Porsuk Çayı’dır. Bu akarsuların il sınırları içerisinde kalan arazisinde 2 adet baraj bulunmaktadır. Porsuk Çayı üzerinde Porsuk Barajı, Sakarya Nehri üzerinde ise Gökçekaya Barajı bulunmaktadır.

İKLİM

   Şehrin iklimi İç Anadolu Bölgesi tipi Karasal iklim’dir. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve yağışsızdır. Yağışlar (dağlık kesimler hariç) az ve kısa sürelidir. Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları en az yağışı olan aylardır. Yıllık yağış ortalaması 373,6 mm’dir. Bir yılın 90-100 günü yağışlı geçmektedir. Sıcaklık rejimi karasal niteliktedir. Örneğin 800 metre yükseklikte kurulmuş olan Eskişehir il merkezinde en sıcak ve en soğuk ayların ortalamaları 21,5 °C ve -0,8 °C (Temmuz ve Ocak), kaydedilen en yüksek ve en düşük değerler ise 39,1 °C ve -26,3 °C’dir. Bitki örtüsü İç Anadolu Bölgesi’nin tipik bitkisel örtüsü olan bozkırdır.

YER ALTI ZENGİNLİKLERİ

Kalabak suyu

   Eskişehir ile özdeşleşmiş bir içme suyudur. Atatürk’ün bir seyahati esnasında ikram edilen suyun tadını beğenmeyerek, şehre su araştırma talimatı vermesi üzerine Türkmen Dağı eteklerinden bulunarak 1936 yılında şehre getirilen sudur. Daha önceleri tankerlerde satılan su, son yıllarda damacana sistemi ile dağıtılmaktadır. 2013 yılında açıklanan Sağlık Bakanlığı’nca yapılan resmî analiz sonuçlarına göre Türkiye’de 115 suyun analiz sonuçlarına göre içilebilir sular arasındaki 10 firmadan 3. su seçilmiştir.

LÜLETAŞI

    Lületaşı’nın Türkiye’de işlenebilir olanı yalnız Eskişehir’de bulunmaktadır. “Beyaz altın”, “Denizköpüğü” ve “Eskişehir taşı” gibi adlandırmalar lületaşının değerini, rengini, çıkış merkezini anlamlı bir biçimde ortaya koymaktadır. Lületaşı, magnezyum ve silisyum esaslı ana kaya parçalarının yerin muhtelif derinliklerindeki başkalaşım katmanları içinde, hidrotermal etkilerle hidratlaşması sonucunda oluşmuş değerli bir taştır. Lületaşı ve benzer minerallere, Yunanistan’daki bazı adalar, Moravya, Fransa, İspanya ve Fas ve ABD’de de rastlanmaktadır.

    Eskişehir ilinin Karatepe, Sarıkavak, Türkmentokat, Gökçeoğlu köylerinde bulunan sahalarda, yüzeyle 300 metreyi aşan derinlikler arasında, içinde dağınık yumrular halinde lületaşı bulunan başkalaşım katmanlarına rastlanır.

    Arkeolojik çalışmalar, lületaşının yaklaşık beş bin yıl öncesinden bilindiğini ve değişik amaçlarla kullanıldığını göstermiştir. Günümüzde Lületaşı süs eşyası ve özellikle pipo yapımında kullanılmaktadır. Ayrıca radyasyon emici özelliğinden dolayı uzay gemilerinde yalıtma malzemesi olarak kullanılır.

BOR MADENİ

   Bölge, bor madeni yönünden de önemli rezervlere sahip olup, Kırka’da bulunan Tinkal madeni, işlenerek %33 oranında borik oksid (B2O3) elde edilmektedir. perlit, manyezit, kalsedon, krom, toryum ve torit Eskişehir’de bulunan diğer madenlerdir.

TERMAL KAYNAKLAR

   Eskişehir, bulunduğu yerleşim yeri itibarıyla sıcak su kaynaklarının tam üzerinde bulunmaktadır. Şehir merkezinde, “Sıcak Sular” olarak isimlendiren bölgede, doğal termal kaynaklar bulunmakta, çok sayıda hamam hizmet vermektedir. Sıcak sular Porsuk Çayı’nın güney kısmında geniş bir alan içinde bulunmaktadır. Suyun merkezinde 47 °C’yi bulan sıcaklık bazı alanlarda 35 °C’ye kadar düşmekte, bazı alanlar ise 55 °C’ye kadar yükselmektedir. Hamamlardaki su hafif demirli ve kükürtlüdür.

    Bu bölgede çarşı içerisindeki tulumbalardan sıcak su akmakta olup, su bir dönem yakın bölgelerdeki evlere de verilmiştir. Yine il sınırları içerisinde Sakarı Ilıcaları, Hasırca, Kızılinler, Uyuzhamam-Alpu, Alpanos-Seyitgazi, Çardak(Hamamkarahisar)-Günyüzü, Yarıkçı-Mihalıççık bilinen kaplıcalardır.

EKONOMİ

   İlk Türk otomobili Devrim, Eskişehir’de bugünkü Tülomsaş’ta üretilmiştir.

Sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olup,  32 Milyon m² alanı içinde 783 kuruluş ile faaliyet gösteren Türkiye’nin en büyük Organize Sanayi Bölgeleri’nden birine sahiptir. 1950’lerin sonundan bu yana il ekonomisinin temelini oluşturan sanayisinin geçmişi, Bağdat Demiryolu’nun yapımı sırasında 1894’te kurulan Cer Atölyesi’ne kadar uzanır ve bu atölye 1924 yılında TCDD işletmesine devredilmiştir.

    İlde büyük devlet işletmelerinin yanı sıra 1960 sonrasında hız kazanan yerel sermaye yatırımlarıyla gerçekleşmiş çok sayıda özel kuruluş bulunur. Başlıca sanayi dalları gıda, tekstil, lokomotif, makine imalat, tuğla, kiremit ve çimentodur. Sanayi kuruluşlarının hemen hemen hepsi şehir merkezinde toplanmıştır. Ayrıca kentte lokomotif ve motor, basma, şeker, çimento tuğla ve kiremit, un, bisküvi ve şekerleme, beton direk, uçak bakımı ve onarımı (tusaş), sirke ve şarap, sunta ve mobilya, buzdolabı ve soba fabrikaları mevcuttur. Ayrıca bu fabrikalardan başka organize sanayi bölgesinde değişik üretimler yapacak fabrikalar bulunmaktadır. Küçük sanayi sitesinde, ağaç işleri, madeni eşya, dökümcüler ve çeşitli imalat ve iş tezgâhları vardır. İlin sanayi çarşısında, oto motor tamir ve bakım atölye ve tezgâhları mevcuttur. 2006 yılı sonu itibarıyla şehirde çalışan sendikalı işçi sayısı ise 48.790’dır.

   İl 2007 yılında yaptığı 472 milyon 118 bin dolarlık ihracatıyla ülke genelinde 19. sırada yer aldı. 2007 yılında yapılan ihracatın yaklaşık 7 milyon doları tarım, 450 milyon doları sanayi ve 15 milyon doları da madencilik sektörlerinde yapılmıştır.

   Eskişehir’in ilk fabrikalarından Eskişehir Şeker Fabrikası. Kuruluş tarihi:1939

Şehrin dışarıya sattığı başlıca ticari mallar tarım ürünleri, ham ve konsantre halde çeşitli cevherler, şeker, bisküvi, çimento, buzdolabı, motorlu kara taşıtları, hava araçlarına ait parçalar, seramik ürünler ve lületaşından yapılmış hediyelik eşyalardır. Başlıca ithal malları ise kazanlar, makineler, mekanik cihazlar; elektrikli makine ve cihazlar; kara taşıtları; plastikler ve mamulleri; dericilikte ve boyacılıkta kullanılan malzemelerdir.

   Yer altı zenginliği Eskişehir’in önemli ekonomik kaynaklarından biridir. Madencilik ilin sanayisinin gelişmesinde ve yıllar içinde ihracatın artışında önemli bir yere sahiptir. İl genelindeki önemli maden rezervlerinden bazıları; manyezit, krom, bor, kil, mermer ve lületaşıdır.

    Lületaşı yıllar boyunca yurt dışına işlenmeden ihraç edildikten sonra, 1970’lerde ham olarak ihracatının yasaklanmasıyla birlikte, ildeki atölyelerde işlenerek pipo ve süs eşyası haline getirilmiş ve işlenmiş şekilde ihraç edilmeye başlanmıştır. Sepiyolit madeni de Eskişehir’in önemli yer altı zenginliklerindendir.

Krom madeni, Eskişehir’in diğer önemli yer altı zenginliklerinden biridir. Çelik ve diğer maddelerin kaplanmasında, savunma sanayisinde, refrakter malzeme üretiminde ve çeşitli kimyasallarda kullanılmaktadır.

    İldeki önemli bir maden ise Etibank Kırka Boraks İşletmesi tarafından çıkarılan bor tuzlarıdır.

Ayrıca tuğla, kiremit ve seramik üretmek için kullanılan kil, ilin sahip olduğu önemli rezervlerden biridir.

GÜNÜMÜZ SANAYİ DURUMU

    Mevcut Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde (ESO) 2014 verilerine göre 783 firma faaliyet göstermektedir. Şehir Üniversite ve gençlik merkezli bir yapı olmasına rağmen son 3 yıl içerisinde %100 den fazla bir artış ile sanayi açısından gelişmektedir. Büyük şehirlerdeki işçilik ücretlerinin yüksek olması aynı zamanda sanayi bölgelerinde yer kalmaması nedeniyle şehrin organize sanayisi gelişmektedir.

   Üç adet üniversitenin olması ve aynı zamanda çok sayıda mesleki eğitim okullarının olması sebebiyle şehrin sanayi açısından gelişimi devam etmektedir. Aynı şekilde şehrin demiryolu ile ülkenin dört noktasındaki limanları birbirine bağlıyor olması sanayi için ihtiyaç duyulan taşımacılık hizmetini kolaylaştırmaktadır.

KÜLTÜR VE SANAT

Eskişehir, üniversite kenti olması nedeniyle sosyal aktivite yönünden oldukça zengindir. Şehirde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın 3 sahnesi vardır. Birincisi Haller Gençlik Merkezi Tepebaşı Sahnesi’dir. 27 Mart 2001 Dünya Tiyatrolar Gününde açılmıştır. Tek sahneye sahip olup salon 202 kişiliktir. Şehir Tiyatrolarının Oyunları sergilenmektedir. Bir diğeri İki Eylül caddesinde bulunan B.S.M. Turgut Özakman Tiyatro Salonudur. 9 Nisan 2002 tarihinde açılmıştır. Sahne 178 kişiliktir. Şehir Tiyatrolarının etkinlikleri gerçekleşmekte olup ayrıca fuaye, sergi, seminer ve toplantı amaçlı da kullanılmaktadır. Sonuncusu ise Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Tiyatro Salonudur ve 569 kişiliktir. Merkezde Şehir Tiyatroları etkinlikleri gerçekleşmekte ve ayrıca Devlet Opera ve Bale etkinlikleri gerçekleşmektedir.

     Ayrıca şehirde 3 adet kültür merkezi bulunmaktadır. İlki İki Eylül Caddesi’nde bulunan Yunusemre Kültür Merkezi’dir. Çeşitli tiyatro, seminer ve gösterilerin yapıldığı bir merkezdir. Bir diğeri eski hal olan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından kültür merkezine çevrilen Anadolu Üniversitesine yakınlığından dolayı öğrenciler tarafından da büyük rağbet gören Haller Gençlik Merkezi’dir. Diğer bir kültür merkezi ise Atatürk Kültür Merkezi’dir. 19. yüzyıldan kalan tarihi Surp Yerrortutyun Ermeni Kilisesi bugün Zübeyde Hanım Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır. 1650 senesinde inşa edilmiş Sivrihisar Surp Yerrortutyun Kilisesi restore edilerek 2015 yılında kullanıma açılmıştır.

   Şehir sinema salonu yönünden de oldukça zengindir. Şehirde Cinetime (Özdilek AVM), Cinema Pink (Kanatlı AVM), Eskişehir Kültür Merkezi, Cinemaximum (Espark AVM), Sinema Anadolu (Anadolu Üni.’ye aittir.) sinema salonları bulunmaktadır.

   İlin Akarbaşı mahallesinde bulunan Halk Eğitim Merkezinde halkın ihtiyacı ve isteği doğrultusunda ücretsiz kurslar verilmektedir. Açılan bazı kurs programları şunlardır: Biçki-dikiş, çiçek yapma, seramik, fotoğrafçılık, yabancı dil, müzik, halk oyunları, bilgisayarlı muhasebe, bilgisayar işletmenliği. Bu kurslarda 60 kadar eğitimci ve öğretmen görev yapmakta olup, yılda 3000 kişi yararlanmaktadır.

   Eskişehir Tepebaşı Belediyesi tarafından 2011 yılından beri Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması adı altında etkinlikler düzenlenmektedir.

ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FESTİVALİ

Uluslararası Eskişehir Festivali, Zeytinoğlu Eğitim, Bilim ve Kültür Vakfı tarafından ilk kez 1995 yılında düzenlenmiştir. Klasik müzik, Klasik Türk müziği, Türk Halk müziği, Caz, Blues, Rock, Tiyatro, Çağdaş dans ve bale, Sinema, Çocuk etkinlikleri, Fotoğraf, resim, heykel sergileri, Konferans ve söyleşiler alanlarında yer veren; her yıl ekim ya da kasım ayında düzenlenip 9 gün sürmektedir. 2001 yılından beri Zeytinoğlu Vakfı ile Eskişehir Kentsel Gelişim Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirmektedir. Uluslararası Eskişehir Festivali yapıldığı 14 sene boyunca toplam 4.877 yerli ve yabancı sanatçıya ev sahipliği yapmış ve festivali 14 yılda 163.469 kişi izlemiştir. Başlangıcından bu yana 2002 yılında İspanya, 2003 yılında Avusturya, 2004 yılında İtalya, 2005 yılında Rusya, 2006 yılında Finlandiya, 2007 yılında Portekiz ve 2008 yılında Almanya festivale konuk ülke olarak katılmıştır.  

KAYNAK: ESKİŞEHİR BELEDİYESİ