16 Nisan 2024
Ören Yerleri

NYSA ANTİK KENTİ – SULTANHİSAR / AYDIN

     Antik Karia bölgesinin önemli bir kenti olan Nysa, Aydın – Denizli karayolu üzerinde Aydın’ın 30 km. doğusunda Sultanhisar İlçesi’nin 3 km. kuzeybatısında yer almaktadır. Nysa‘nın kuruluşu hakkındaki bilgileri Augustus devrinin ünlü gezgin ve coğrafyacısı Amasyalı Strabon (M.Ö.63 –M.S.21) ile tarihçi Stephanos’un anlattıklarından öğreniyoruz. Eskiden Karia olarak adlandırılan bölge Helenistik devirde,  M.Ö. 3. yüzyılın ilk yarısında Seleukos’un oğlu I. Anthiochos Soter tarafından kurulmuştur.

   İki şehir olarak kurulan kenti bir köprü birbirine bağlamaktadır. Burada tiyatro, Gymnasion, agora, tünel vb. yapılar mevcuttur. Roma döneminde binalara ilaveler yapılmıştır. Kent, özellikle Roma İmparatorluk egemenliği altındayken kültürel alanda önemli bir noktaya ulaşmıştır. Çok dik bir boğazın iki yanında kurulmuş binalar, sokaklar ve meydanlar tonozlu alt yapılarla desteklenmiştir. Nysa eski çağlarda özellikle eğitim alanında ünlü bir kentti ve  Strabon bu kentte eğitim görmüştü. Antik kentteki Gymnasion ve kütüphane kalıntısı Nysa’daki bu eğitim yapılarını oluşturmaktadır.

   Bugün Nysa’yı çevreleyen Helenistik şehir suruna ait herhangi bir kalıntıya rastlanmamaktadır. Ancak yer yer Bizans döneminden kalma sur izleri görülmektedir. Tiyatro kent merkezinde, doğu yamaçta olup iyi korunmuş durumdadır. Caveasının biçimi yarım daireyi biraz aşmaktadır. Nysa’nın en iyi korunmuş yapısı Bouleuterion’dur. Bu yapıyı Strabon Gerontikon (yaşlılar meclisi) olarak tanımlanmıştır. Dikdörtgen planlı yapının iç kısmında yarım daire şeklinde cavea (theatron) yer almaktadır.

   Nysa, antik dönemde, hızlı akan ve derin bir boğaz oluşturan bir nehirle ikiye bölünmüştür. Bu derin boğazın üzerinde bulunan üç köprü kentin iki yakasını birleştirmektedir. Şehri ikiye bölen dere yatağının batısında gymnasium ve stadium, kuzeyde Bizans yapı kalıntısı ve kütüphane, kütüphanenin kuzeydoğusunda ise 10.000 kişilik tiyatro bulunmaktadır. Kütüphane, iki katlı olup Ephesos’taki Celsus Kütüphanesi’nden sonra Anadolu’nun en iyi korunmuş antikçağ kütüphanesidir. Dere yatağının doğusunda ise agora, meclis binası ve roma hamamları yer almaktadır. Şehrin nekrapolü batıda antik kentin kutsal alanı olan Akharaka yolu üzerinde bulunmaktadır.

   Bouleuterion’un doğusunda agora yer almaktadır. Burası 89×105 metrelik boyutları olan dört yanı kolonlarla çevrili salonlardan oluşan Pazaryeridir. Kentte başta büyük bir yapı kalıntısı da gençlerin düşünsel ve bedensel olarak eğitim gördükleri spor yapısı olan Gymnasiumdur. Yapı yaklaşık 165×70 metre ölçülerinde olup Strabon zamanında daha küçük boyutlarda olmalıydı. Nysa ‘da antik kentin nekropolü yaklaşık 2 km. batıdaki Akharaka (Salâvatlı) kutsal yolu üzerindedir.

   Nysa’da kentin üzerinde yer aldığı kayalık platoyu kuzeyden güneye doğru bölen dere yataklarından en genişinin üzerinde Strabon’un Amphitheater olarak tanımladığı ve bugün sel suları nedeniyle tahrip olmuş Stadium yer almaktadır. Yaklaşık 192×44 metre ebadında olup, batıdaki oturma sıraları doğal arazi üzerine yerleştirilmiştir.

NYSA

Nysa: Nysa Karia Bölgesi’nin önemli kentleri arasında yer almaktadır. Bölgenin ve Menderes Nehri’nin kuzeyinde, Aydın (Messogis) Dağları’nın güneyindeki korunaklı yamaçta bulunmaktadır. Antik dönemde yoğun olarak kullanılan önemli bir ana yol, Anadolu’nun iç bölgelerinden gelerek Nysa’dan geçmekte ve buradan Karia ve İonia Bölgeleri’nin diğer kentlerine ulaşmaktadır. Dolayısıyla kent önemli ulaşım ve ticaret yolları üzerinde yer almaktadır. Kent Menderes Nehri’nin hemen kuzeyinde, nehrin oluşturduğu bereketli havzada kurulmuştur. Antik kaynaklardan, Hellenistik Dönem’de MÖ 3. yüzyılda kurulduğu öğrenilen Nysa, özellikle Roma Dönemi’nde oldukça gelişmiş bir kent haline gelmiştir. Strabon ve Bizanslı Stephanos’un anlattıklarından, kuruluşu hakkında bilgi edindiğimiz Nysa’nın ilk olarak Athymbra ismiyle kurulmuş olduğunu öğrenmekteyiz. Antik kaynaklar ışığında Nysa önemli bir eğitim ve kültür kentidir. Öyle ki, Amasyalı ünlü coğrafyacı Strabon (MÖ 64 – MS 24), eğitimini Nysa’da sürdürmüştür. Strabon Coğrafya adlı eserinde (Geographica XIV, 649) kenti, hızlı akan ve derin bir boğaz oluşturan dereyle ikiye ayrılmış, çifte kent olarak tanımlayıp, kentteki yapıları anlatmaktadır. Antik kentte gerçekleştirilen kazı ve araştırma çalışmaları sonucunda, kalıntıları açığa çıkarılan yapıların tamamına yakını Roma ve Geç Roma Dönemi’ne aittir. Kentin kuruluş dönemine ait Hellenistik Dönem yapıları, kentte ağırlıklı olarak görülen Roma ve Geç Roma Dönemi mimarisinin altında kalmıştır.

Strabon’un sözünü ettiği yapılardan batı yakadaki Gymnasium, Tiyatro ve Stadion ile doğu yakadaki Agora ve Gerontikon, Geç Hellenistik Dönem orijinli yapılar olmalıdır.

Menderes Nysa’sı olarak da adlandırılan kent, özellikle Roma Dönemi’nde eğitim ve kültür açısından oldukça ilerlemiştir. Kentte eğitim amaçlı kullanılan yapılardan biri genç erkeklerin eğitildiği Gymnasium, diğeri ise Efes Celsus Kütüphanesi gibi, Anadolu’nun en iyi korunmuş örneklerinden biri olan Kütüphane’dir. Bu yapıların yanı sıra Tiyatro ve Stadion da, Nysa kentinin gelişmiş kültürünün göstergesi olan yapılardır. Kentin politik, sosyal ve ticari yaşantısına ait bilgiler ise Gerontikon / Yaşlılar Meclisi ve Agora aracılığıyla edinilmektedir. Topografyaya uyumlu bir şekilde inşa edilmiş yapıların çoğu, Roma Dönemi’nin mimari ve mühendislik özelliklerini oldukça çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Vadi üzerine inşa edilmiş olan Stadion ile 3 adet köprü ve kenti ikiye ayıran derenin içinden geçtiği Tünel, Roma Dönemi mimarisinin görülmesi gereken örneklerindendir. Kentin 3 km batısında, iki katlı tonozlu yapılardan oluşan nekropol ve daha da batıda yer alan bir kutsal alan (Akharaka / Pluton ve Kore Tapınağı) bulunmaktadır. Geç Roma ve Bizans Dönemleri’nden MS 13. yüzyıla kadar, kentte yaşamın devam ettiği, ortaya çıkarılan kalıntılardan anlaşılmaktadır. MS 13. ve 14. yüzyıllarda Aydın Bölgesi’ne Selçuklular ve Anadolu Beylikleri’nden Menteşe ve Aydınoğulları Beylikleri hakim olmuş, 15. yüzyıldan itibaren ise Nysa terkedilerek, güneyindeki günümüz modern yerleşimi olan Sultanhisar’da yaşanmaya başlanmıştır.

Bir yanıt yazın