SÜLEYMAN PAŞA MEDRESESİ – İZNİK / BURSA

SÜLEYMAN PAŞA MEDRESESİ – İZNİK / BURSA

Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Şah tarafından 1332 yıllarında kurulmuştur. Evliya Çelebi ” Da’rüt tedrisleri yedi medresesi var ise de Süleyman Paşa Medresesi hepsinden mükellef olup dar’ül-hadis ve dar’ül-kurra-ı mahsusu da vardır” demiştir.
Bu medresede güzel bir revak , ferah bir avlu , kâfî aded ve ebah da hacre , dershane , müderris odası , husûsi bir giriş vardır.
Süleyman Paşa Medresesi son Osmanlı medreselerinin ilk nefeste çıkan zübdesidir. Planı tamamen müstakil unsurlar ölçüler ve nizam getirmiştir. Geniş kemerlerle çevrilmiş yüksek bir revakı, on bir hücresi ve bir dershanesi vardır.
Günümüzde restore edilerek , Kur’an Kursu binası olarak kullanılmaktadır.
Medresenin banisi Süleyman Paşa’nın , ölümünden sonra babası Orhan Gazi tarafından düzenlenen 763 H. / 1361-62 M. tarihli vakfiyesinde İznik’teki medresesi belirtilmektedir. Evliya Çelebi , Süleyman Paşa Medresesinin dar’ül-hadis ve dar’ül-kurra sının bulunduğunu belirtir.(s. 247 ) Günümüzde dar’ül-hadis ve dar’ül-kurra’nın mevcudiyeti daha ortaya çıkmamıştır.
Evliya Çelebi ayrıca Süleyman Şah Camii ve mektebinden söz eder . Süleyman Şah, Orhan Gazi’nin büyük oğlu ve ilk Rumeli fatihidir. Süleyman Paşa 761 H. / 1359-60 M. yılında av sırasında atından düşerek ölmüş ve Bolayır’a gömülmüştür.
Erken H. Ayverdi , medresenin 1335 -36 M. tarihinin öncesine , K. Otto-Dorn ise 14.yy. ortalarında inşa edildiğini ifade eder. Medresenin kitabesi yoktur.
Avlulu medreselerin ilk örneklerinden olan bu yapının giriş kısmı dışa olmak üzere U şeklinde bir plan düzeni vardır. Medresede antik yapılardan alınan sütunlar ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Girişin karşısında olan dershane bölümü ana eksenden kuzeye doğru kaydırılmıştır. Güneyinde hücrelerle bağlantıyı sağlayan dikdörtgen planlı, yarım beşik tonozla örtülü bir dehliz eklenmiştir. Kare planlı dershanenin üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Avlunun etrafında yedi sütunun ve birbirleri ile duvarlarla sivri kemerli olarak bağlanan, üzerleri kubbeli sekiz bölüm bulunmaktadır. Bu revağın arkasında karşılıklı olarak üzerleri kubbeli dörder oda bulunmaktadır. Hücrelerin üzerindeki kubbeler kiremit kaplıdır. Dershanenin yanındaki iki hücre ile de medresenin toplam hücre sayısı 11 adettir. Bu odalar dışarıya dikdörtgen altlık, üstünde de yuvarlak ve alçı şebekeli pencerelerle açılmıştır. Ayrıca içlerinde ocak nişleri ve dolap yerleri bulunmaktadır. Bunlar avluya basık kemerli kapılarla açılmaktadır . Medrese, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yer yer de bunların aralarına devşirme malzemeler katılmıştır. Süleyman paşa med. Kapalı dersahne uygulama yapılmıştır.
Medresenin ilk hocası Türk alim ve mütefekkirlerinden Şerefüddin Davud b. Mahmud b. Muhammed el-Kayserî ile Konya’da Siraceddin Urûmî’nin talebesi olan Taceddin Kürdî tayin edilmiştir. Hatipliği de Kara Hoca adında birine verilmiştir. İznik Medresesi, ilim adamlarından bir başkası Şemseddin Mehmed b. Hamza el-Fenârî, hem tasavvuf, hem de mantık ve diğer aklî ilimlerde söz sahibi idi. Molla Fenârî adıyla şöhret bulmuş olan bu zatın Üveysatü’l-Efkâr ismini taşıyan aklî ilimlere dair bir eseri vardır.
Diğer bir ilim adamı matematikçi ve astronom Kadızâde-i Rûmî adıyla şöhret bulan Musa Paşa’dır. Kadızâde, aslen Bursa’lı olup burada tahsilini tamamladıktan sonra önce Horasan’a, sonra da Türkistan’a giderek ders görmüş ve Semerkant’da rasathâne müdürlüğüne, daha sonra da Semerkand Medresesi başmüderrisliğine yükselmiştir.
Bununla beraber bazı kaynaklarda ilk Osmanlı Medresesinin İznik’ten önce İzmit’te fethi müteakip yine Orhan Gazi tarafından kurulduğunu, ancak İzmit’in memleket merkezinin uzağında olması sebebiyle fazla şöhret bulmadığı belirtilmektedir. İlk devirlerde müderrislerin o medreseyi kuran Padişah veya Paşa tarafından tayin edildiği bilinmektedir. Nitekim, Dâvud-i Kayserî’nin ve onu takip eden müderrislerin tayini bu şekilde olmuştur. İznik Medresesi müderrisinin günlüğü 30 akçedir. E.H.Ayverdi’ye göre medrese 19. yy.da onarım görmüş , 1968 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımdan geçmiş , İznik Müftülüğü’nün deposu ve Kur’an Kursu olarak işlevini sürdürmüştür.

KAYNAK: İZNİK KÜLTÜRÜ