DOKUZ ÇEŞMELER – BUCA / İZMİR

    Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi yanı 30 Sokak No: 5 de yer alan çeşme günümüzde kullanılmaktadır. Buradaki semte ismini vermiştir. Dokuzçeşmeler mevkii diye adlandırılmıştır. 1863 yılında Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in İzmir ve Buca ziyareti onuruna yaptırılan Dokuz Çeşmeler, Buca’daki ilk meydan olma özelliğini taşıyor.

  Sultan Abdülaziz’in Kahire dönüşü Levanten ailelerin davetiyle geldiği Buca’da onuruna yaptırılan Dokuz Çeşmeler, hala birçok hikâyenin ana öznesi olmaya devam ediyor.

    Sekizgen olarak yapılan çeşmenin üst örtüsü kubbedir. Sekizgen planlı olan çeşmenin her cephesi sağır kemerlerle hareketlendirilmiştir. Her bir cephe iç içe yuvarlak kemerleri taşıyan ayak kısmı kalın paye şeklinde yapılmıştır. Duvar nişleri içinde dört tarafında ayna bölümü görülmekte ve buralarda ayrıca musluk yeri bulunmaktadır.

     Çeşmenin bir yüzünde kitabesi vardır, bir parkın içinde bulunmaktadır. Daha önce etrafında binalar ve bir Cafe vardı. Etrafındaki binalar yıkılarak meydana çıkarılmıştır.

   Hem Buca’nın hem de imparatorluğun en güçlü ailelerinin Sultan Abdülaziz onuruna verdiği at yarışları koşusunun asıl amacı, Sultan Abdülaziz’i Paradiso (Şirinyer) ve Buca arasında bir demiryolu bağlantısı sağlamaktı. Bundan yaklaşık 2 asır önce demir yollarının aslında ülkede pek var olmadığı düşünülürse bu isteklerinin dönemine göre ileri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Nitekim Rees ve Forbes aileleri bu ziyaretten bir süre sonra Şirinyer-Buca demiryolunu kendi imkânlarıyla inşa ederek bugün kullanılmayan hatla Buca’ya büyük bir katkı sağladı.

1863 yılında yaptırılan sekizgen hatlara sahip sekiz çeşmeden oluşan Dokuz Çeşmeler, bilinen diğer adıyla Kubbeli Çeşme, yaklaşık 2 asırdır meydana ismini vermiş olsa da önünden her gün geçen binlerce insan çeşmenin bu tarihinden habersiz.

Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in Paradiso ve Buca ziyareti L. Gardey’in kitabında* şöyle anlatılıyor:

”Cuma günü, Sultan, maiyeti ile birlikte Hisar Camii’ne gidip namazını kıldı. Bunu duyan büyük bir kalabalık, bu nedenle, caminin çevresini ve Sultanın geçeceği yolları erkenden doldurmuştu. Camiden çıkıldıktan sonra, Türk ve Ermeni mahallelerinden ve Kervan Köprüsünden geçilerek, İyonya’nın parlak güneşi altında, zevklerimizi taçlandırmaya layık bir yere gidildi. Burası, ‘Büyük Cennet- Le Grand Paradis – Paradiso’ diye bilinen bir yerdi.

Burada, Jokey Kulübünü destekleyen büyük bir kalabalık, en candan gösterileriyle bu gibi yararlı kuruluşlara önderlik etmek isteyen Sultanı alkışlarla karşıladı. Daha sonra, çeşitli atlı gösteriler büyük bir ilgiyle izlendi ve büyük bir başarıyla tamamlandı. Yarışı kazananlar arasında Whittall’lardan birinin adı da ilan edilmişti. Şeref ödülü ise İzmir’in gurur duyduğu bu ünlü konuğu ağırlamak için elinden gelen her çabayı göstererek bunu hak etmiş olan, Jokey Kulübü Başkanı ve Fransız Konsolosu Kont Bentivoglio d’Aragon’a verildi.

Sultan bu arada, kontu çadırına davet ederek duyduğu memnuniyeti iletti ve kendi Arap atlarından birini Konta hediye etti. Yarışlardan sonra, Padişah Buca’ya giderek orada M. Baltazzi’ nin (Baltacı) villasında bir süre dinlendi.”

* L. Gardey, “Voyage du Sultan Abd- ul- aziz, de Stamboul au Caire” adlı kitabı

Bir cevap yazın