HATİP CAMİ – SARAYÖNÜ – KONYA

HATİP CAMİ – SARAYÖNÜ – KONYA

1656 yılında yapılmıştır. Önceleri küçük bir medrese idi, sonradan tamir görerek camii haline dönüştürülmüştür. Giriş kapısı üzerinde tarihi kitabeler vardır. Bunlardan başka ÇATAL ÇEŞMESİ ve HATİP ÇEŞMESİ vardır, bunlar üzerindeki yazılar henüz okunamamıştır.

Konya İli, Sarayönü İlçesi, Hatip Mahallesi, Cami Sokak’ta yer alan caminin yapım tarihi ve banisi kesin olarak bilinmemekle beraber stil kritiği ile 19. Yüzyıl sonlarına tarihlendirilmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olan eser, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 18.03.1988 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen eser 1922-1923 yıllarında geçirdiği bir onarımla kerpiç olan duvarları tamamen moloz taş olarak örülmüştür. Yine aynı yıl minber ve vaaz kürsüsü ile mahfil korkulukları yenilenmiştir. Ayrıca 1950 yılında geçirdiği bir tamiratla ahşap kirişler üzeri ahşapla tavan ve sac levhalarla kaplı kırma çatı ile kapatılmıştır.

Yapının batı cephesinde üç adet kitabe yer almaktadır. Bu kitabelerden güney tarafta iki pencere arasındaki dikdörtgene yakın düzensiz formlu bir pano içerisindeki dört satırlık taş kitabede;

.(?) ümem Seyyid-i Şah-ı Keykubad (?)

-El-Arap (?) Ve’l- Acem İzzüd-dünya Ve’d-din Ebu’l-Feth

-Keykavus b. Keyhüsrev burhanü emiru’l-mü’minin

-El Muhtaç İla Rahmeti ve affihi gaferallah fi sene sitte mie

Yazılıdır. (Buna göre bu kitabeden yola çıkılarak tarihin sonu

okunamadığından 600’lü yıllar olduğu anlaşılmaktadır.)

Sonradan kapatılan rüzgarlık bölümü içerisindeki duvarda yer alan yarım daire formlu üç satırlık taş kitabede ise ;

‚-Es- Sultan

-Bena’ hazihi’l medresete’l mübareke

-Fi Eyyami’s- Sultan İzzeddin yazılıdır.

Bu kitabeye göre ise önceden bir medrese varlığından söz edilmektedir. Sultan İzzeddin’in saltanat günlerinde bu mübarek medreseyi bina ettiğini kitabeden anlamaktayız. Bazı araştırmacılara göre medrese M.1656 yılında camiye dönüştürüldüğünü ve inşa tarihinin M.1656 olduğunu belirtirken, bazı araştırmacılara göre ise bu kitabenin başka yapıya yani Pir Hüseyin Bey Cami’sinin avlusunda önceden bir iptidai mektebi, medrese varlığından söz edilmekte olduğundan bu kitabenin bu yapıya ait olabileceği ihtimalini vermiştir.

Sarayönü’nde eskiden beri varlığından söz edilen bir medrese olduğu kaynaklarda geçmektedir. Fakat medresenin tam olarak yeri bilinmediğinden bu kitabenin de nereye ait olduğu kesin değildir.

Etrafı duvarla çevrili olan caminin avlusunda kuzeydoğuda yapıya bitişik olarak yapılmış dikdörtgen planlı kerpiçten yapılmış müştemilat ile batı yönde sonradan yapılmış olan şadırvan bulunmaktadır. Avluya doğu ve batı yönde açılan iki kapı ile girilmektedir.

Caminin dış beden duvarları sonradan sıvanarak yeşil boya ile boyanmıştır. Ahşap saçakları ise sarı renge boyanarak üzerindeki su olukları ile camiyi çevrelemektedir.

Yapının batı cephesine giriş önüne sonradan rüzgârlık bölümü eklenmiştir. Bu bölüme üç yönden çıkılan altı basamaklı mermer bir merdivenle ulaşılır. Batı cephesinin kuzey köşesinde sonradan yapılan minaresi yükselir. Aynı cephede dikdörtgen formlu yuvarlak kemerli ahşap çerçeveli iki büyük pencere ile pencereler arasında düzensiz formda dört satırlık taş kitabe ile rüzgârlık bölümü içerisindeki duvarda yarım daire formlu üç satırlık bir taş kitabe yer almaktadır.

Yapıyı güney cephesinde iki, doğu cephesinde üç, kuzey cephede ise bir adet büyük yuvarlak kemerli, dikdörtgen formlu, ahşap çerçeveli pencereler aydınlatmaktadır.

Yapının kuzeybatı köşesinde çokgen kürsü ve pabuç, dilimli gövde ve petek bölümlerinden oluşan, geometrik süslemeli korkuluğu olan, külahlı ve alemle sonlanan, stalaktitli tek şerefeli minaresi yer alır. Minaresi 1992 ‘de yenilenmiştir.

Camiye kuzeybatıdaki çift kanatlı bir kapı ile girilirken sonraki onarımlarda giriş önüne rüzgârlık bölümü de eklenerek girişe bu bölümden ulaşılmaktadır.

Harim, mihrap duvarına dik olarak iki sıra halinde yerleştirilmiş ikişer ahşap direkle üç sahına ayrılmaktadır. Ahşap direkler zemindeki rutubetten korumak ve çürümesini engellemek için dairesel formlu taşlara oturtulmuştur. Ahşap direkler üzerine yassı formlu yastıklar oturmaktadır. Yastıklar üzerinde ise kuzey-güney yönünde ana kirişler ile bunun üzerinde de doğu-batı yönünde tali kirişler uzanmaktadır.

Fevkani mahfile harime giriş kapısı yanından on bir basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılmaktadır. Kuzeydeki ahşap direkler mahfil katını desteklemektedirler. Mahfil korkulukları ahşap çıtaların altlı üstlü dikey ve aralıklı olarak yerleştirilmesi ile sade tutulmuştur. Mahfilin kapatılan alt bölümü ile iç beden duvarları pencere seviyesine kadar lambri ile sonradan kapatılmıştır.

Kıble duvarı ortasında yer alan yarım daire formlu mihrap nişi yarım kubbeli kavsara ile örtülerek kenarları bitkisel süslemeli yuvarlak kemeri ile tamamlanır. Kemer köşelikleri boş bırakılırken kemer tablasında ;

Ali İmrân Sûresi, 37. Ayet. yazılıdır. Bu ayetin altı ve kenarlarında ise ;

Allah (c.c), Maşallah, Ya Hafız, Yadigar. üstünde ise ‚Besmele. yazılıdır.

Dikdörtgen formlu mihrabın yarım daire formlu nişinin etrafını tıpkı Küçük Ali Oğlu Camii mihrabında gördüğümüz gibi kıvrım dal, yaprak motifleri ve ‚S. kıvrımlarının birleşerek devamı ile oluşturulan bitkisel süslemeler ile tezyin edilmiş silmeli bordürler çevrelemektedir. Kenar bordürünün üst köşelerinde ve ortasında çiçek motifli rozetler yer almaktadır. Tepeliği ise yarım daire formlu yanlara doğru kıvrılarak ortası boş bırakılmıştır. Mihrap sonradan yaldız boya ile boyanarak orijinal rengi kaybolmuştur.

Güneybatı köşede yer alan minber sonradan yenilenmiştir. Giriş alınlığında ‚Kelime-i Tevhid. yazılıdır. Külahlı köşk bölümü yanları, aynalık, süpürgelik ve korkuluğu; üçgen ve çokgen formlar ile üçgenlerin birleşerek sekizgen formların oluşturulduğu geometrik kompozisyonlu süslemeler ile bezenmiştir. Vaaz kürsüsü de minberle aynı süsleme formunda olup güneydoğu köşede zeminden yükselerek ahşaptan dikdörtgen tablalardan oluşmaktadır.

Harim içerisinde dairesel formlu panolarda gayet sanatkârane şeklinde ‚Allah (c.c)., ‚Muhammed (s.a.v)., Dört Halife; ‚Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin isimlerinin yazılı olduğu levhalar sekiz adettir.

KAYNAK: SARAYÖNÜ SEMPOZYUM NOTLARI